
Fıkıh ve Fakih:
Osmanlıca yazılışı fıkh : فقه, fıkıh : فقه, fakih : فقيه
Arapça kökenli bir kelime olan Fakih, tıpkı fıkıh kelimesi gibi ” fkh “(Arapça: فقه) kökünden gelir. Fıkh kelimesi ise: Anlayış, anlayış tarzı, anlayış derinliği, bir şeyin özünü ve inceliklerini bilmek anlamlarına gelir. Fıkıh bu anlamlarından hareketle İslami bir terim ve İslami ilimlerle ilgili bir bilim dalının adı olmuştur. İslami bir terim olarak : “şeriat ilmi, şerîatin usul ve hükümleri, amelî ve şer'î meseleler bilgisi” anlamlarına gelir. Fakih ise sözlük anlamları ile “fıkıh (din, şerîat) ilminin üstadı. Zekî, anlayışlı “ manalarında olmaktadır.
Fıkıh "bir şeyi özüne Vakıf olarak anlamak deliliyle birlikte bilmek" anlamı ile FıkIh bilimine terim olmuştur. Fıkıh Bilmi: İslami kanunların yani şeriat hükümlerinin teorik ve pratik uygulama (fetva) çalışmalarını ifade eder. Kısaca Fıkıh, İslam hukukudur. Bu hukuk ise: 1) Kuran, 2) Hadis, 3) Kıyas, 4) İcma olarak dört temele dayanır. Tartışma konusu olan herhangi bir konuda, önce varsa ayet esas alınır. Kuran'da bulunmayan konular ise Hz. Muhammed'in sahih Hadislerine, burada da bulunamazsa, «kıyas» yolu ile açıklanır.
“Kıyas, bir meselenin benzerini Ayet ve Hadis olarak bulmak demektir. Bulunan benzer Ayet veya Hadis, genelleştirilerek yeni meseleye uygulanır. Bu da olmazsa, nihayet fıkhın dördüncü esası İcmaya başvurulur. İcma, bir mesele üzerindeki halkın İsteği demektir. Kuran'a ve Hadis'e aykırı olmadıkça halkın isteği esas sayılır.”
Fıkıh ilmi, yâni Ahkâm-ı İslâmiyye dört büyük kısma ayrılır:
“1-İbâdât (ibâdetler): Beş kısım olup, namaz, oruç, zekât, hac ve cihâddır. Her birinin bir çok dalları vardır.
2-Münâkehât: Evlenme, boşanma, nafaka ve aile hukukuyla ilgili kısımdır.
3-Muâmelât: Müslümanların cemiyet hayatındaki karşılıklı münâsebetlerini düzenleyen hukuk kaidelerinden alışveriş, kira, şirketler, mîras gibi hususları içine alan kısımdır.
4-Ukûbât: Cezalar olup başlıca altı kısma ayrılmaktadır: İslâm dînine göre suç olan fiillerin cezaî müeyyidelerini bildirmektedir: Kısas, sarhoşluk, sirkat (hırsızlık), kazf (iffetli kimselere iftira), riddet yâni mürted olma cezalarıdır. Cezalar günahı tâkib ettiği için ukûbât denir.”[1]
Fakih" ise "bir şeyi iyi bilen, iyi anlayan kimse" demek ise de İslami ilimler açısından kazandığı anlamı bakımından İslami fetva verebilecek veya çağa göre yorumlayabilecek kadar iyi bilen âlim anlamındadır. Fıkıh âlimleri ortaya çıkan yeni meseleler ile soruları Kur’an ve sünnete dayanarak cevaplayabilen ( Fetva) veya yorumlayabilen (İctihad) hüküm konulmamış iyeni hükümleri, eski hükümlere kıyas edebilen, yeni ictihad (hüküm) tesis ederek yeni kurallar koyabilen âlimlerdir. Fetva ve içtihatları ortaya koyabilen, Kuran’ı ve sünnetlere göre nelerin “farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, mekruh, haram” olduğunu ortaya koyabilen âlimler fakih veya müştehittir. [2]
“ Müctehid. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkca bildirilmemiş olan hükümleri, açık ve geniş olarak bildirilenlere benzeterek meydana çıkarabilen derin âlim.” İçtihat derecesine varmış âlim anlamı ile fakih kelimesinin eş anlamlısıdır. Osmanlı devrinde kadılar, kâdıaskerlikler, Şeyhülislamlık makamları bu ilmi bilen kimselere tahsis edilmiş, şeyh-ül-İslâm, müftî, müderris ve kadılar, üstünlükleri, dinde sağlamlıkları herkes tarafından kabul ve takdir edilen kimseler ve fakih olarak kabul görmüşlerdir.
Türk, Arap, İran, Hint edebiyatında çok sayıda fakih yetişmiş ve bu Fıkıh âlimleri çok sayıda eser yazmışlardır. “Mezhep görüşüne ve Ehl-i sünnet düşüncesine sıkı sıkıya bağlı olan Osmanlı fakihleri, yeni fikir ve içtihatlarla yeni hükümler ortaya koyan hukukçulara fazla temayül etmemişler; bu yüzden, müşahede edildiği kadarıyla kendi çağdaşları sayılan İbn Teymiyye ve talebesi İbn Kayyim el-Cevziyye gibi bilginlerin isim ve eserlerine pek yer vermemişlerdir. Osmanlı fakihleri, kaleme aldıktan bütün eserlerinde başta Ebu Hanife olmak üzere mezhebin dört imama öncelik vermişlerdir. “[3] Osmanlı devrinde fıkıh ilmi ile ilgili 26 adedi şeyh-ül-İslâmlara, birisi Şehzade Korkut bin Sultân Bâyezîd’e ait olmak üzere 92 adet fetva kitabı yazılmıştır. [4]
Fakih sıfatını taşıyan pek çok âlim, fıkıh ilmi ile ilgili eserler dışında edebi eserler de vücuda getirmişlerdir. Ahmet Fakih Çarhname, Tursun Fakih, Berke Fakih, YAHŞİ FAKİH, Fakih Halil, bunlardan bazılarıdır.
KAYNAKÇA
[1] https://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/FIKIH/263
[2] Hayreddin Karaman, "Fakih", Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. XII, s. 126.
[3] Recep CiCi, “Osmanlı Klasik Dönemi Fıkıh Kitapları”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, Ci lt 3, Sayı 5, 2005, 215-248
[4] https://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/FIKIH/263
Ecir Demirkıran