FİDAN


On ikisine gelip de
Bakarken aynada

Karanlık saçlarına.
Üstelik anasının da kabulüyken
Gitmesi başlık parasına

İstemem ha istemem
Ne demek?' diyerek

Vurulan kafasına.

El olur, gelin olur
Yar olur, yoldaş olur
Ana olur, nene olur
Sonunda toprak olur da

Yalnız bir Sarıkız kadar
Değeri olamayacak Fidan'ın
İntihara meyilli duygularıyım bugün.

 

Ben, 
Gelinlikten daha beyaz yüzüne,
Tutsak özgürlüklerine,
Özendiği kuşların 
Göklerdeki süzülüşlerine, 
Dilindeki inkâr cümlelerine, 
Bahtından kara gözlerine
Bağlayıp da beline kırmızı kurdele 
Fidan'ın kilit vurulan çocukluğuyum bugün. 

 
Kına ile
Yakılırken çocukluğu, 
Annesinin beklediği altın 
Verilirken ellerine;
İçi sızlayarak yaktığı ağıtlarım. 
 
Ben Fidan'ın 
Geleceğini hücre karanlığına savuranlardan 
Almak isterken öç, 
Yere düşürdüğü bez bebeği; 
Ben Fidan'ın yaşlı gözleriyim. 
 
Çocuk gelinine 
İçi sızlamayan anne, 
Başlık parasını sayan baba, 
Namus diye sayıklayan ağabey, 
Lal olmuş insanlığım bugün. 
 
Ak sakallının 
Karanlık elleri değerken 
Henüz süt kokan tenine, 
Boynuna takılan beşibiryerde 
Daha önemliyse; 
Küçük bir kız çocuğunun kefeni 
Olacaksa gelinlik 
Varsın bugün kopsun kıyamet 
Doğmasın güneş hiçbir vakit!