Fareli Köyün Kavalcısı (Almanca: Rattenfänger von Hameln), Johann Wolfgang von Goethe, adlı  Grim Kardeşler   olarak adlandırılan Alman Halk Bilimcilerinin  derlediği   Grim Masalları olarak adlandırılan masallardan birisi olmaktadır.

Fareli Köyün Kavalcısı (Almanca: Rattenfänger von Hameln), Ortaçağ'da Aşağı-Saksonya Almanya'nın Hamelin (Hameln) kasabasında pek çok çocuğun evden ayrılarak, daha sonra ölmesi üzerine oluşan bir Alman halk masalıdır. [1]

Başlangıçta anonim bir hikâye olduğu tahmin edilen bu anlatının zamanla bazı değişikliklere uğrayarak masal haline dönüştüğü zannedilmektedir. Özgün anlatımında ise  16'ncı yüzyılda kasabalarında çoğalan  farelerden kurtulmak isteyen kasaba halkı, farelerin kasabadan temizlenmesi amacıyla bir kavalcıyla anlaşır. Vatandaşlar yapılan bu hizmetin karşılığını vermeyince  kavalcı rengârenk giysiler içerisinde  kasabaya tekrar gelir ve bu defa sihirli kavalını çalmaya başlayıp çocukları peşine takarak kasabadan uzaklaştırır.

Hikâyenin bu varyantı daha sonraki yıllar içerisinde bir masal gibi yayılmıştır. Hikâye bu haliyle Johann Wolfgang von Goethe, Grimm Kardeşler ve Robert Browning'in eserlerinde de yer almıştır.[2]

Grim Kardeşler ‘in derlediği diğer masallardan bazıları: Kurbağa Prens , Kırmızı Başlıklı Kız, Bremen Çalgıcıları  , Fakir Balıkçı ile Karısı  , Su Perileri Masalı, Rapunzel , Hensel ve Gretel ....[3]

( DİĞER GRİMM MASALLARI İÇİN LİNKİ TIKLAYINhttps://edebiyatvesanatakademisi.com/writer/grim-kardesler)

Fareli Köyün Kavcalcısı adlı masal, çizgi, film, sinema filmi hatta tiyatro uyarlamalarına da konu olmuştur. [4]

Fareli Köyün Kavalcısı [5]

Bir va kitler ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış.  Fakat günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dadanır olmuş. Her evi fareler basmış.  Binlerce fare köyün sokaklarında ve evlerinde dolaşıyorlarmış.  İnsanlar yatak odasına, mutfağa nereye giderlerse gitsinler her yer farelerden geçilmiyormuş.  Fareler ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köylüler  bu işe bir çare bulmak istiyorlarmış. Böylece bu köyün adına fareli köy denmeye bile başlamış.

Bir gün fareli köye bir çalgıcı gelmiş.  Köyün büyüklerine gidip "Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim." demiş. Bütün köy halkı bu habere  çok sevinmiş.  Köylüler hemen bir kese altın toplayıp kavalcının yanına gelmiş. Bizi farelerden kurtar bu kese senin olsun demişler.

Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince kavalını çalmaya başlamış.  Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler saklandıkları yerlerden akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyormuş. Kısa bir sürede çalgıcının etrafı binlerce fare ile dolmuş. Köydeki bütün farelerin çalgıcının etrafında toplandığı sırada çalgıcı yürümeye başlamış. Köye gelirken gördüğü dereye doğru yürümüşler. Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş. Çalgıcı dere kenarına gelince suyun içine yürümüş. Derede o kadar çok su varmış ki  gürül gürül akıyormuş. Çalgıcı  dereyi geçip karşı kıyıya ulaşmış ama fareler de peşinden gelmek isteyince dereye düşen fareler suya kapılıp gitmişler.. Bütün fareler ölünceye kadar çalgıcı kavalını öttürmeye devam etmiş. Çalgıcı bütün farelerin öldüğünü görünce ödülü olan bir kese altını almak için hemen köye geri dönmüş.

 

Fareleri yok ettiği için hak ettiği parasını almak için köye gelmiş.  : " Tüm fareleri yok ettim hepsi derede boğuldu.  Bir kese altınımı alırım. Bu altınlarla şehre gider, işimi kurarım. Bende zengin insanlar arasına katılır ve rahat yaşamaya başlarım" diye düşünerek köylülerin yanına kadar gelmiş.  Ama köylüler "Nasıl olsa farelerden kurtulduk, bir kese altını vermesek de olur" diye düşünüp Çalgıcıya çeşitli nedenler göstererek altınlarını vermemişler.

 

Çalgıcı kandırıldığını anlayınca: "Ben size bir oyun oynayayım da görün" demiş. Başlamış kavalını çalmaya. Kavalın sesini duyan bütün çocuklar çalgıcının yanına koşmuş. Çalgıcıda hem kavalını üflüyor, hem de yürümeye başlamış. Köyün bütün çocuklarda kavalcının peşinden gitmişler. Köyde hiç çocuk kalmamış. Analar babalar kara kara düşünmeye başlamışlar.

Köylüler: "Ne yapacağız, ne edeceğiz. Çalgıcının hakkı olan bir kese altını vermedik o da  çocuklarımızı aldı götürdü" demişler.


Kavalcı kızgın kızgın, peşinde çocuklarla birlikte ormana varmışlar. Ormanda bir ağacın altında dinlenirken aklına tekrar muhtara gitmek altınlarını bir daha istemek gelmiş. O sırada telaşla yerinden kalkınca kavalını almayı unutmuş. Sihirli kavalı bulan bir çocuk, arkadaşlarının yanına gelmesi için başlamış çalmaya. Kavalın sesini duyan çocuklar hemen ormanda toplanmışlar. Hemen köye, annelerinin babalarının yanına dönmeyi düşünmüşler. Kavalı bulan çocuk köyün yolunu biliyormuş. Kavalı çalan çoçuk önde diğerleri arkasında köye geri dönmüşler. Anneleri, babaları çok sevinmişler. Şenlikler düzenlemişler. Kırk gün kırk gece bayram etmişler.

 KAYNAKÇA


[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Fareli_K%C3%B6y%C3%BCn_Kavalc%C4%B1s%C4%B1

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Fareli_K%C3%B6y%C3%BCn_Kavalc%C4%B1s%C4%B1

[3] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/parmak-cocuk-masali-ve-bir-varyanti/84483

[4] https://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/TiyatroSezonuCocukOyun.aspx?oyunid=344

[5]  https://www.ilkokuma.com/hikayeler/fareli_koyun_kavalcisi.htm