Osmanlıca yazılışı: Falaka : فلقه

 

Eski devrilerde hata yapmış kişileri,  suçluları ve talebeleri cezalandırmak için ayak bileklerinden bağlanarak ve ayak tabanlarına değnek ile vurularak yapılan bir ceza şeklidir.

 

Falaka,  bir metre boyunda iki ucunda da ayakları sopaya bağlamaya yarayan iki urgan parçası olan kalın bir sopa ile ayak tabanlarına vurmak için kullanılan bir değnekten oluşan dayak atma aletidir.

Ceza alan kişi sırt üstü yatırılıp şahsın ayak bilekleri urganlara bağlanır. İki kişi sopanın iki ucundan tutar ve ayakları sopaya bağlanan cezalı hareket edemez hale gelir. Üçüncü kişi de kızılcık değneği ile falakaya yatırılan kişinin ayak tabanlarına vurmaya başlar. Bu cezaya “falaka cezası” veya  “falaka” denilmiştir.

 

Eski devrilerde mekteplerde bu alet sık sık kullanılmış yaramazlık yaptığı düşünülen çocuklar bu şekilde cezalandırılmıştır. Hocaların yanlarında boy boy değnek bulunur,  bu değnekler ile çocukları korkutulur, hocanın dediklerine harfiyen uymaları bu şekilde sağlanırmış.

 

Ahmet Rasim ’in Falaka ve Gecelerim adlı eserinden de öğrendiğimize göre, zengin çocukları muallimden falaka cezası almamak için hocalara haftalık götürürler,  giysi vb getirirler böylece falakaya yatmaktan kurtulurlarmış. ( bkz Ömer Seyfettin Falaka Öyküsü Hakkında İnceleme ve Metni )

 

Harf-i vâhid yetişir tıfl-ı gayûra Nâbî

Herkese cûb-ı debitân ile te’dip olmaz  Nabi

Çalışkan çocuğa falaka lazım değil, ona bir söz  bir harf bile  yetişir. Mektep falakasıyla herkese ders vermek marifet değildir.

 

Zevâlin istemez mi bî hüner ehl-i kemâlatın

Vefât-ı hâceyi eyler temenni daima etfal    

Cahiller bilgili olanların talabelerde hocaların ölümünü ister. Çünkü cahiller aydınlanmaktan çocuklar da falakadan kurtulacaktır.