Ülkemizde yıllardır devam edegelen hak-bâtıl mücadelesinde kilometre taşlarından biri olan Fethi GEMUHLUOĞLU’nu rahmetle anıyor;  yaşayan ve gelecek nesillere tanıtmak, boynumuzun borcudur diyoruz.
 
EYYÂMPERESTLER
 
“ Gözü olana sabah ışımıştır.”
Hazret-i Ali
 
      “Gün onların değildir. Zaman onların aleyhinedir. Masûm ve mazlûm halk onların yüzüne tükürmeyecektir. Onların yüzüne acı acı bakmayacaktır bile… Onların şuradan buradan ele geçirdikleri paraların hikâyelerini kurcalamayacaktır. O paralar onların düzenledikleri masallardaki gibidir. Babalarından kalmıştır, bu doğrudur. O para karılarının mirasıdır, bu da doğrudur. Hatta o para piyangodan çıkmıştır. Bir vurgundur, vurmuştur. Bu dahi doğrudur. Halk bunlara da inanmış görünecektir. Zavallı diyecektir. Veyl kaderlerine diyecektir. Hasta diyecektir. Çoluk çocuk sahibidirler diyecektir. İşlerin ve hesapların cemâziyel evvelini ve âhirini didiklemeyelim diyecektir ve susacaktır. Başını sallamadan, dişlerini gıcırdatmadan susacaktır halk...
      Halk şefkatle, ibretle ve mehâbetle susacaktır. Ne yapalım ki onlar, yani adı ile sanı ile eyyâmperestler, günlerini gün, gecelerini gece edemeyeceklerdir. Bir kâbus olacak gecelerinde ve günlerinde bir pusu… Her yalan yeni ve daha dolambaçlı yalanlarına gebe bırakacaktır onları. Sonra akılları, sonra idrâkleri yalanlarını çekemeyecektir. Akılları bir yana, yalanları bir yana, baş aşağı düşeceklerdir. Yalan üstte kalacaktır. Üstteki yalan, katıla katıla akıllarına ve idrâklerine gülecektir. Sonra dudaklarını bir titremedir alacak, ağızlarından yarım yamalak çıkan kelimeler muallâkta kalacaktır. Boşlukta dolaşacaklardır. Cümle olmayacaktır onlardan, onların bütününden. Bu avâre kelimeler sonra dilerini çıkaracaktır onlara…
      Yalan onları, yalan eyyâmperestleri, yalan vazife kaçaklarını adım adım takip eden bir gölge kesilecektir. Sinsi değil de, belirli bir gölge; ama çirkin ve haşin. Meş’um ve şekilsiz. Hani çocukları korkuttukları umacılar cinsinden bir gölge. Daha fenası, solukları sorgu hakimi kesilecektir. Vakitler ve öğünler, sorgu sual dolu olacaktır onlara. Yollar ayaklarına, topuklarına yapışacaktır. Vıcık vıcık, çamurlu ve zamklı olacaktır onlara yollar. Çelmeleyecektir onları. Kanları çekilecek, kızarmayacaktır yüzleri eyyâmperestlerin. Bir uçukluk, bir beyazlık da olmayacaktır yüzlerinde, alınlarında. Belki bir kara. Bir yüzkarası…
      Kocamış ihtiyarlardan çekinecekler, yaşıtlarından ve çocuklardan saklanacaktır onlar. Sonra, hep böyle olmayacaktır devran. Sonralardan sonra, nihayetlerden nihayet, köyler, kasabalar ve şehirler onlara dar gelecek ve kaçacaklardır. Firar kolay gelecektir. Artlarından teneke çalınmadan firar ucuza gelecektir onlara. Kaçacaklardır. Bir gece karanlıklarda geceler gibi, karanlıklar gibi, korkunç rüzgârların ve tipilerin ıslıklarına uyarak şeytanların ve cinlerin hora teptiği bir uğursuz vakitte kaçacaklardır...
       Senâlara ve duâlara değer ki, halkın hafızasında isimleri kalır iki çeşit insanın. Halkın kafasında başına taç, kendine gözbebeği edindiği, değneği sayıp dayandığı azîzlerinin, mübarek ve anlı şanlı kişilerinin, izzetlerin ve ihsanların sahiplerinin peşi sıra, eyyâmperestlerin, zelîllerin adları da yaşayacaktır. Yanı sıra değil de, peşi sıra. Edeb ve haya mesafesi bozulmasın diye. Çizgi ve sınır muhafaza edilsin diye, peşi sıra. Ölçü, prensip, kaide ikincilerdir. Zirve, doruk birinciler. İrtifa birincilerdir.Uçurumlar, zulmetler, karanlıklar ikincler…
      Bu bir saklambaç hikâyesidir sanki. Ansızın, apansızın halkın vicdanı bir gün parıldar bakarsınız. Meydanları, kıyıları bucakları aydınlığa keser. Donatır, ışıltıya, nûra garkeder yeri göğü. Maverâdan bir ses “ El bende” der. “Ebesin” der, “gördüm” der. “suçlusun” der. Eyyâmpereste bir yol öyle der, halkın vicdanı ve halkın kendisi…”
Fethi GEMUHLUOĞLU
(Arapgir Postası, 23 Ocak 1958)