[fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilün]
1 ey göŋül ḫaṭṭ-ı ruḫun gördükçe āh etmez misin
mihri pinhān-kerde-yi ebr-i siyāh etmez misin
2 būse taḳs/m etse ol meh-rū dü-yek ˓uşşāḳına
muṭribā sen evc-i āġāz-ı dü-gāh etmez misin
3 bunca demdir ṣormadıŋ ḥāl-i dil-i b/mārımı
gūşe-yi çeşm ile bār/ bir nigāh etmez misin
4 dāmen-i gülde şüküfte tāze sünbüller gibi
kākülüŋ peyveste-yi ṭarf-ı külāh etmez misin
5 Vehbiyā yüz sürmege ḫāk-i İmām-ı A˓ẓam'a
Şaṭ gibi Baġdād'a ṭoġru ˓azm-i rāh etmez misin
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012