Ey Canan Bu Gönlüm Sana Düştü
Gönül aşka düşmeye görsün onu kimse azat edemez
Gönül’e aşk düşmezse eğer bu âlemde kimse kimseyi sevemez
Gönül’e Ferahbahş veren sevdiren elbette ki aşktır
O yâri üzen elbette ki eğik olan o kaştır
Hasret bir kuru oktur gelir sineye saplanır
Az sabırla bekleyince çıktığı elbet anlaşılır
Aşk gelir gönül’e girer insanı Kerem eder
Aslıyı bulamazsa insan yokluğu verem eder
İnsan gönlünü her daim aça aşk gele kona
Hayat değil midir ki insanı taşıyor ecelle sona
İnsan değil midir aşka bu gönlü ile talip
Aşk ile gezen kul her zaman olur galip
Ey aşk gel gir gönlüme beni zinde sen tut
Eğer candan sevdiğim giderse sen beni unut
Kim demiş aşkla olan bu âlemde gülemez
Aşkla olmayan gönül arasa da aradığını bulamaz
Ey gönlüm bil ki aşk kapını açmasan da sendedir
Bil ki gönlüm sen olsan da seni taşıyan beden bendedir
Ey canan bu gönlüm sana düştü aç kapını güldür
Bil ki aşkla kokan gül ise o gül başında öten ise bülbüldür
Ey yârim hilal kaşını eğdin hicran oku sanki gönlümü delmiştir
Hicran kapısın açma küs kalalım sanki cehennemden davetiye gelmiştir
Gördü seni gönlüm cananım saklanma değilsin görünmez peri
Mevla senin gibi güzelleri sevmek gönül’e almak için yarattı melekleri
Gönül sen incitme cananı onlar bu âlemin cennet gülleri
Baldan tatlıdır seni hoş tutar o nazlı bal dilleri
Cennette huri dedikleri yâr değil midir o huri
Gönlünde aşk varsa bu dünyada cenneti yaşarız gitme beri
O yârin gülüşüne altın elmaslar verseler değersiz kalır
Bu gönülde dünya varda aşk yoksa o yâr gönlüne seni mi alır
Âşık Gülveren’im bu gönül aşkla sever dünyadan geçer
Ecel ölüm oku ile vurunca insan bu âlemden göçer gider
Taşıma gönülde aşktan başkasını o gönlü tarumar eder
Gönülde iman hak aşkıyla o yâr var ise sana ahrette yeter
Mehmet Aluç / Âşık Gülveren
Furkan Mescitli