Sancaklar bağımsızlığı, hükümranlığı, dini, milleti, boyu, mülki amirliği, birliği ve rütbeyi temsil eder. Bayrağın veya sancağın yer düşmesi tüm bunların yok olduğu, zelil olduğu, yere düştüğü, onurunu, şerefini namusunu yitirdiği veya esir düştüğü anlamına gelmektedir.

Bu nedenle bayrak ve sancak barış ve savaş zamanlarında idareyi temsil eden her yerde ayakları yerde iken başı göklere gelecek şekilde durmalıdır. Sancağın veya bayrağın yarıya indirilmesi büyük facialara duyulan yas veya üzüntüyü gösterir. Sancağın yere düşmesi demek birliğin yenilmesi, yok olması veya esir düşmesi demektir.

Bağımsız olmayan milletin bayrağı olmaz veya bağımsız bir vatanı, idari bir merkezi yok demektir.  Bir devlet yıkılmış ise bayrağı indirilmiş idaresi başka devlet tarafından ele geçirilmiş demektir.

Her alayın, tugayın tümenin ve ordunun bir sancağı vardır. Savaş esnasında sancağın düşmesi veya esir alınması demek ordunun veya birliğin namusunun, onurunun şerefinin yok olması demektir. Sancağın yere düşmesi veya düşmanın eline geçmesi imha olmak, tamamen ölmek veya düşmana esir edilmek demektir.

Savaşta galip olanlar esir alınan sancağı karaya boyar veya siyah bir tüle veya kumaşa sarıp, direği ortadan kırılarak, başı aşağı düşmüş bir huzura getirilir. Düşman sancağını bu vaziyette getiren kişi ise zaferi kazanan birliğin komutanıdır.  Sancağı esir alan komutan başı aşağı düşmüş, direği kırılmış kara kumaşa sarılmış vaziyette tutarak Hünkâra çök vurup teslim eder. ( bkz Çök Vurmak Hünkar veya Şeyhi Selamlama Şekli )

 Naima tarihinde esir alınan Celalilere ait sancaklarının siyahlara boyanıp, direkleri kırılarak başları yere doğru eğik şekilde sultan kasrının önünden geçirildiği belirtilir.  

Sancağı hünkâra vb teslim eden muzaffer birlik ile komutanı ilave şan, şeref, mevki ve ikbal hak etmiş demektir.

Burçalara, direklere vb siyah bayrak çekilmesi faciaları, felaketleri, kara günleri,  yenilgileri ifade etmiş olur.  Günümüzde   yakalara siyah şeritler, kurdelalar takılması o geleneğin devamıdır.

Düşman alemi gibi gelir şah eşiğine
Başı aşağa münkesir ü kara benefşe       Necati  

Ağlamağ ile kızıl kana boyandı sancak
Kendüyi pâreledi katlanamadı bayrak         Revânî

Pâdişâhsın sancağ-ı âha ‘alemdür mâh-ı nev
Kim şafak anun nigârâ kırmızı vâlâsıdur        Revânî