ERZİN-HATAY ANILARI- II
Yerleşmek ve biraz olsun yol yorgunluğunu atabilmek için odalarımıza çekildik. Akşam olmak üzereydi. Dinlenmeyi geceye bırakarak dostlarımızın yanına döndük. Kavuşunca gönüller doydu da, karınlarımız açtı. Şerife kardeşimle hazırlıklı gelmiştik. En azından akşam yemeği ve sabah kahvaltısını biz verecektik. Yemek dediysem sulu yemek değil tabii ki.
Motelin kamelyası oldukça büyüktü. Sanki bize özel yapılmıştı. On belki de daha fazla masa vardı. Masalar birleştirildi, herkes birbirini görsün diye U şekli verildi. Getirdiklerimizi açtık. Dostlarımızın bazıları da birşeyler getirmişler. Derken masalar dolup taştı.Neler yoktu ki masada.Canınız çekmesin ama yazmazsam olmaz.Haşhaşlı çörekler, poğaçalar, un kurabiyeleri, elmalı kurabiyeler, zeytinyağlı sarmalar,kuru pastalar,börekler, bahçelerimizden getirdiğimiz doğal domatesler,salatalıklar,biberler.(Unuttuklarım da olmuştur tabii ki.) Hepsinden tabaklara koyduk. Herkes doydu ama sanki hiç birşey eksilmemiş gibiydi. Rabbimin hikmetinden sual olunmaz. Halil İbrahim bekeketi dedikleri bu olsa gerek. Bayanların hepsi, erkeklerinde bir kısmı hep birlikte masaları topladık. Selami bey ve eşi daha tedarikli gelmişlerdi. Biz burada vardır diyerek kap kacak, çaydanlık, çatal kaşık getirmemiştik.(Çünkü bize var denmişti.) Neyse gönüller bir ya! Jale kardeşim çaylarımızı demledi, Selami bey servisi yaptı. Şimdi keyif vaktiydi. Şairler bir araya gelirde şiir olmaz mı hiç. Önce Cevat Bilgilioğlu kardeşim sazıyla sözüyle "hoş geldiniz" açılışı yaptı. Ardından Tahir Erdoğdu kardeşim sazını konuşturdu. Bu arada Tahir bey televizyon proğramı için bütün geceyi kayıt altına aldı. Güzel dostlar o gece sevgiyle, şiirlerle, türkülerle tek yürek olmuştu. Dört gün boyunca bu neşe devam etti. Kimse kimseye yan bakmadı, kimse siyaset konuşmadı, kimse kimseye üstünlük taslamadı. Bu güzel mecliste kibir yoktu, riya yoktu, hasetlik yoktu. Birbirine benzemez otuzdan fazla insan dört gün boyunca sanki bir bedende yaşadı.
O gece kin sustu, nefret korktu, riya kaçtı. Meydan sevgiye kalmıştı. Coştukca coştu, gönülden gönüle köprü kurdu, gah bir canda gah diğer canda dans edip durdu. Beden yoruldu, gözler yoruldu ama gönül yorulmadı.
Bu ilk gecenin ardından uykuyla barışık dostlar odalarına çekilirken, uykuya muhalif dostlar(özellikle bayanlar) mekan değiştirerek geceye Selami beyin odasının önünde devam ettiler. İki masa birleştirildi, yine Jale kardeşimin demlediği çaylar eşliğinde gecenin ikisine kadar bizde muhabbeti demledik.
Ertesi gün kahvaltıda buluşmak üzere ayrıldık. Bekleyin daha anlatacak çook anımız var.