ERZİN-HATAY ANILARI - I

Aylar öncesi planladığımız ve organizasyonunu üslendiğimiz 1-5 Ekim arası, dört gün sürecek Erzin-Hatay gezi ve şiir etkinliğimizin, sabırsızlıkla beklenen günü gelip çatmıştı. Uzun süredir ayrı kaldığımız ve yeni tanışacağımız dostlarımızla kavuşma heyecanından olsa gerek  can arkadaşım Şerife  kardeşimle, sabah erkenden yola çıkacağımızı bildiğimiz halde uykularımıza izin verip gecenin ikisinde  göz kapaklarımız bizi uyarıncaya kadar sohbete devam ettik. 
Sabahın altısında eşyalar araca yüklendi ve 745 km sürecek yolculuğumuz başladı. Dilimizde dualar, gönlümüzde vuslat heyecanıyla yola revan olduk. Önde Ersin bey ve Aydın, arkada Şerife hanım ve ben koyu bir sohbete daldık. Ankara'da kısa bir moladan sonra tekrar yola koyulduk.Bazen uykuya yenik düştük,bazen de sohbetin derin girdabında sözlerimiz döndü durdu yol boyunca.
Neyse uzatmayayım, güzel bir yolculuğun ardından varış noktamıza ulaştık. Motelin kapısından girerken heyecanımız doruk noktasındaydı.Arkadaşların bazıları yakın yerlerden geldikleri için bizden evvel motele varmışlardı bile.  Kimler gelmişti kimler. İskenderun'dan Tülay Yıldırım ve eşi Ahmet bey, Mersin'den Handan Uçak Tunca, Meryem Özdemir, Şükran Bayrak, Elazığ'dan Selami Tıraşlar ve eşi Jale hanım, İstanbul'dan İsmail Sezgin ve eşi Şerife hanım, Adana'dan Cevat Bilgilioğlu ve eşi Gülistan hanım, Hatay Dörtyol'dan Mehmet Demirel, Bursa İnegöl'den Orhan Özer, Eskişehir'den Selahattin Çoban, Adana'dan Aytül Kaplan ve eşi Seyfi bey, İstanbul'dan Özlem Ata ve oğlu Ahmet Eymen. Esas-Der'in renkli mozayikleri hep bir aradaydı. Yol uzun olduğu için bizler sona kalmıştık. Son bir yolcumuz daha vardı . O da Elazığ'dan trenle  yola çıkan değerli şairimiz İlhami Bulutdu. Bizden sonra onu da tren garından aldılar ve son dostumuz da mozayikteki yerini almış oldu. Valizler bırakıldı. Kim dinler pandemiyi. Herkes hasretle kucaklaştı. Ne çok özlemişiz birbirimizi. Daha önce hiç karşılaşmadığımız arkadaşlarımız vardı aramızda. Tülay Yıldırım ve eşi Ahmet bey. Tülay hanımı sosyal medyadan tanıyorduk, ama sanki yıllardır tanışıyormuş gibi bir sarılmamız vardı görmeliydiniz. Naif, kibar, tatlı mı tatlı bir hanımefendi. Eşi de hakeza. Şükran Bayrak da sosyal medyadan arkadaşımızdı. Ama o da öyle samimi öyle candandı ki, davet etmekle ne kadar isabetli karar verdiğimizi anladık. Hele bir Dost Meryem'imiz vardı ki, gerçek bir halk şairi ve gerçek bir dostmuş. Onu da tanıdığımıza çok mutlu olduk. Ali Çetin bey ve eşini de  burada tanıdık. İkisi de son derece kibar ve candan insanlardı. Daha sonraki yazılarımda bahsedeceğim gani gönüllü, güler yüzlü kardeşlerimiz de vardı. Selami beyin eşi Jale hanım, Cevat beyin eşi Gülistan hanım, Ali beyin eşi, yakın zamanda kaybettiğimiz değerli şair, hukukçu, yazar Mevlana İdris beyin eşi Aysel hanım, sazıyla sözüyle Muhammet Aslan  kardeşimiz. Hepsinin yeri bir başkaydı gönlümüzde. Değerli başkanımız Şehamettin Kuzucular bilahare dahil oldu aramıza. Yaşadığı onca olumsuzluklara rağmen  o gülen yüzüyle bize hiç birşey hissettirmedi. Daha sonra  aramıza  katılan değerli dostlarımızda oldu. Onlardan bir sonraki yazılarımda bahsedeceğim. Dört gün boyunca gezdiğimiz yerleri, yaşadığımız güzellikleri , sevinçlerimizi, duygusal anlarımızı, gönlü güzel dostlarımızı, kalemimin gücü nispetinde anlatmaya çalışacağım. Şimdilik yüreği sevgiyle çarpan bütün dostlarımıza selam olsun.