| Bu kadar pasağı alınca peşe. |
| Meydanı boş görür, alaya durur. |
| Eskiyi tersine dönderip düşe. |
| Kendinden geçer halaya durur. |
| Meraklı zevatın denizdir yeri. |
| İlan edip durur, öteden beri. |
| Onca balık olmuş bundan serseri. |
| Zehir bende diye hileye durur. |
| Yellendikçe şişer, bedeni tavı |
| Zaara dönüşür itin hav havı. |
| Kurtlara benzerse avcının avı |
| Çakalın postunda meleye durur. |
| Muhtevası koftur, binası çürük. |
| Urbası yirmi renk, havasız körük |
| Nefretin taciri, embesil, sülük. |
| Bir kıç görür görmez, yalaya durur. |
| Elden ele ne der, klon meliği. |
| Çiğnenmiş yerlerde şişmiş duluğu, |
| Azınca gıcırdar büyür deliği. |
| Mavi eteğini sulaya durur. |
| Çıkar kokulayan elle sevişir, |
| Yolcusuz gemiyi tutar dövüşür, |
| Semah döne döne korkup sıvışır. |
| Görür Birisi' ni sılaya durur. |
|
zekeriya duman |