
Elâzığ
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Merkez nüfusu 2011 sayımları itibarıyla yaklaşık 400.640'dir.[1] Elazığ'ın toplam nüfusu ise 558.556'dir. 1927'de 20.000 olan şehir nüfusu, 1990'da 204.603'e, 2000'de 266.495'e, 2009'de 375.000'e, 2011'de 400.640 çıkmıştır.[2]
Elâzığ, Türkiye'nin 22. büyük kentidir. CNBC-e Business'ın verilerine göre Türkiye'nin en yaşanabilir 19. şehridir ve Türkiye'nin en iyi sağlık altyapısına sahip 2. şehridir. Nüfusa göre okuma oranı en yüksek olan iller arasındadır. Doğunun en hızlı gelişen şehirlerinden birisidir.
Elâzığ'ın yerli halkına gakgoş denir ve şehir halkının büyük çoğunluğu Türk'tür. Bazı ilçelerinde Türkmen göçmenleri, Zazalar, Ermeni ve Azeri kökenli vatandaşlar yaşamaktadır.
Coğrafik Konum ve Özellikleri
Elazıg ili Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Toplam alanı 9151 km2 yi bulan ve bu alanı ile Türkiyetopraklarının % 0,12 sini meydana getiren il sahası, 40º 21 ile 38º 30 doğu boylamları, 38º 17 ile 39º 11 kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. Bu çerçeve içinde şekil olarak kabaca bir dikdörtgene benzeyen Elazığ ili toprakları Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Yüzölçümü 8.455 Km2 si kara, 826 Km2 si baraj ve doğal göl alanları olmak üzere toplam 9.281 Km2 dir.
İli, doğudan Bingöl, kuzeyden Keban Baraj Gölü aracılığıyla Tunceli, batı ve güneybatıdan Karakaya Baraj Gölü vasıtasıyla Malatya, güneyden ise Diyarbakır illerinin arazileri çevrelemektedir. Hazar Gölü (Gölcük), Keban Baraj Gölü, Cip Baraj Gölü ilin başlıca gölleridir.
İl alanı daha çok dağlar ve platolarla kaplıdır. İl toplam alanının çoğunu platolar oluşturur. Platolara Elazıg ‘ın kuzeyinde Harput çevresinde Murat Nehrinin kuzey kesimlerinde ve Ağın yöresinde rastlanır. Elazığ, doğusundan, batısından ve güneyinden, Güneydoğu Toroslarların batı uzantıları ile çevrilidir. Güneydoğu Torosları Malatya ili sınırları içinde doğuya doğru uzanarak Elazığ dan geçer. Bu dağların en yüksek noktasını İl in batısındaki Hasan Dağları (2.118 Mt) oluşturur. Hasan Dağının güneyinde Bulutlu Dağı (2.004 Mt.) , Karga Dağı (1.925 Mt.) oluşturur.
Yeraltı Zenginlikleri: Yeraltı kaynakları bakımından zengin sayılabilecek olan İlimizde çıkarılan madenlerin başlıcaları; bakır, florid, bakırlı pirit, çinko, kurşun, krom, mangenez, molibden, demir ve volfram dır.
YAPMADAN DÖNME
Misafirperver insanların şehri Elazığ’dan
Buram buram tarih kokan Harput’u görmeden,
Keban Barajını görmeden, Doğa Harikası Hazar Gölünde Yüzmeden, Karakoçanda Golan Kaplıcalarına girmeden,
Dünyaca bilinen “Çayda Çıra Oyununu”(Mumlu Dans) ve Kürsübaşı programını izlemeden,
Çedene Kahvesi, Orcik, Ağın Leblebisini tatmadan; Oyalı Yazma ve Sekiz Köşeli şapkayı almadan.
Yöreye ait yemekleri tatmadan, dönmeyin...
TARİHÇESİ

Elazıg ili, MÖ 3000'li yıllarda kurulduğu sanılan, Harput kentinin ovaya doğru yayılan devamıdır. Harputluların 18 yy dan itibaren Harput’tan , Harput’un eteğindeki ovaya yayılması ile oluşan bir kenttir. Bu nedenle Elazığ’ın eski adına yıllarca Harput denmiştir. Bu bakımdan Elazığ’ın tarihçesi esasen Harput’la başlar ve tarihçesi Harput’un tarihçesidir.
Elazığ’a ve Ovasına tepeden bakan Harput, eski vakitlerin şehir konumu ve stratejisi gereği Harput şehri, günümüzdeki Elazığ Ovasına hâkim ve savunmaya elverişli engebeli bir araziye kurulmuştu. Günümüzde ise Harput değişen koşullar sonucu terk edilmiş, Harput halkı ise en aşağı ovalara yayılmış ve Elazığ şehri ortaya çıkmıştır.
Harput'un ilk sakinleri MÖ 2000 yıllarında Doğu Anadolu'ya gelen Hurrilerdir. Hurrilerden sonra Hitit hâkimiyeti altına girmiş, MÖ 9. yüzyıldan itibaren Doğu Anadolu'da devlet kuran Urartular Harput'da uzun süre hüküm sürmüştür.
M.S. 1. asırdan 3. asra kadar, zaman zaman Romalıların siyasi ve askeri nüfuzunda kaldığını Ancak Pontus Kralı Mithradates devrinde ve ondan sonraki zamanlarda el değiştirdiği de bilinmektedir. Miladi 3. asırda, İmparator Dioclatianus zamanında tamamen Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Daha sonra Samanilerle, Bizanslılar arasında hudut görülen Sasaniler ve Bizanslılar arasında el değiştiren Harput' Ms. Y y dan itibaren Bizans idaresine girer. Ancak Hz. Ömer zamanında Araplar 7. asrin ortalarına doğru Harput ve çevresini zapt eder. Arap hâkimiyeti, 10. asrin ortalarına kadar devam etmiştir. Araplar idaresinin Harput'ta etkinliği fazla olmamış Bölge, daha çok Bizans ve Arap siyasi ve askeri gücünün gövde gösterilerine sahne olmuştur.[3]
Harput ve çevresi, Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Bundan sonra Selçukluların, İlhanlıların, Dulkadiroğullarının, Akkoyunluların, Safevilerin eline geçmiş ve 1516 yılında Çaldıran Savaşı'ndan sonra Osmanl Ordusu tarafından fethedilmiştir.
Harput ve çevresi, 26 Ağustos 1071 Malazgirt muharebesinden sonra 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Harput'un ilk Türk hâkimi Çubuk Bey'dir. Harput tarihinde bu devire "Çubukoğulları Devri" denir. [4] Harput'un Türkler tarafından alınmasıyla büyüyen bir şehir haline gelir. Çubukogulları devrinden sonra "Artukoğulları Devri" baslar. 12. asrin ilk yıllarında başlayan bu devir, 1234 yılına kadar devam etmiştir.
1234 yılında Artıklı Hanedanının hâkimiyeti son bulur. Harput Selçuklulara ilhak olur. Selçuklular devrinde Harput, bir Subaşı tarafından idare edilmiş ve bu devirde " Arap Baba Camii "ve bitişiğindeki türbe hariç önemli bir eser bırakılmamıştır.
14. asırda bir müddet İlhanlıların sonra da Dulkadiroğulları'nın hüküm sürdüklerini Dulkadiroğlularından sonra 1465 de Uzun Hasan ve Akkoyunluların eline geçtiği görülür. 1507 yılında Harput, ŞAH İSMAİL 'in idaresine geçmiş 1516 yılında Çaldıran muharebesinden sonra Osmanlı ordusu tarafından fethedilmiştir. Osmanlı İdaresine geçen Harput, Diyarbakır Eyaletine bağlı bir sancak halinde teşkilatlandırılmıştır.
ELAZIĞ’IN ADI NEREDEN GELİYOR
Mezra denilen bugünkü yerleşim yerine 1834'de taşınan Elazıg 'a 1862 yılında Sultan Abdulaziz'in tahta çıkışının 5. yılında Hacı Ahmet İzzet Paşa devrinde buraya tayin edilen Vali İsmail Paşa'nın teklifi ile Mamuret-ül Aziz ismi verilmiştir. [5] Fakat telaffuzu güç olduğundan halk arasında kısaca El'aziz olarak söylenegelmiştir. Bu şehre adını veren kişi Atatürk’tür. 1937 yılında Atatürk bu şehre tahıl ambarı bolluk ve bereket anlamına gelen El'azık adı vermiş,[6] [7] fakat zamanla bu kelime daha kolay söylenmeye uygun olan Elazıg şekline dönüşmüştür.

EZLAZIĞ’DA TARIM EKONOMİ VE SANAYİ
Ekonomisi sanayi, tarım ve ticarete dayanır. Keban Barajı'nın yapılmasından sonra tarıma elverişli toprakların bir kısmı su altında kaldığından, tarım alanlarının azalması paralelinde sanayi canlanmıştır. Gayri safi gelirinin % 30’u sanayi, % 10’u ticaret ve % 25’i tarım sektöründen elde edilir. Toprak altı ve üstü çok zengindir.
Tarım: Ovaları az, fakat verimlidir. Ovalarında, buğday, arpa, pirinç, şekerpancarı, tütün, fasulye, nohut, mercimek, fiğ, burçak, soğan, sarmısak, pamuk, üzüm, elma, armut, kayısı, ceviz, badem ve dut yetişir. Yetiştirilen ürünler arasında lahana, kavun ve çilek önemli gelir kaynağı haline gelmiştir.
Madencilik: Elazığ madencilik bakımından zengin bir ilimizdir. İl bakır madeni bakımından Maden bakır yatağı, dünyanın bilinen en eski yataklarından biridir, Etibank tarafından ilk üretime 1939 yılında başlanmıştır. Krom, Elazığ ilinin Guleman bölgesinde yer almaktadır. 1935 yılında bulunmuş ve Etibank tarafından işletmeye açılmıştır. Bakır, krom, simli kurşun ve betonit Elazığ’ın başlıca madenleridir. [8] Ergani Bakır İşletmesi’nde blister bakır, sülfürik asit ve prit tüvenan cevheri üretilmektedir.. Diğer maden işletmeleri Guleman Krom İşletmesi, Ferro Krom Tesisleri ve Elazığ Betonit Fabrikası'dır. Alacakaya ve Arıcak ilçelerinde çıkarılan mermer dünyaca meşhurdur. Kendine has özelliği bulunan Elazığ mermerini işlemek üzere son senelerde birçok mermer işleme fabrikası kurulmuştur. Elazığ bölgesi, derinlik magmatik kayaçları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu kayaçların da blok verip vermemesi ve parlatılıp pazarlanabilmesi açısından incelenmesi gerekmektedir.
Sanayi: Elazığ’ın maden bakımından zengin ve Türkiye’nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birinin bu ilde oluşu ile sanayi gelişmiştir. İrili ufaklı 1200 sanayi iş kolu vardır. Elazığ sanayi alanında Doğu Anadolu Bölgesi'nde önemli bir yere sahiptir. Özellikle Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulması ile fabrika sayısı hızla artmıştır. 49 fabrikalık sanayi bölgesinde 20 fabrika inşaatı tamamlanarak üretime geçmiştir. Diğerlerinin inşaatı devam etmektedir. Un, deri, şeker, çimento, pamukyağı, pamuk ipliği, kiremit, yün, süt, yem, azot, süper fosfat, kireç, plastik boru, tüp gaz imalatı ve dolum, kâğıt, tekstil, meşrubat, matbaacılık, mermer, ayçiçek yağı, ayakkabı, mobilya, sabun, tıbbi malzeme fabrikaları başlıca büyük sanayi kuruluşlardır.
Kardeş şehirler
- · Erzurum, Türkiye
- · Bakü, Azerbaycan
- · İstanbul, Türkiye
- · Şanlıurfa, Türkiye
- · Ankara, Türkiye

ELAZIĞ’IN TARİHİ VE TURİSTİK BÖLGELERİ
Harput Kalesi (SÜT KALESİ):
Harput
Kalesi şehrin güneydoğusunda ovaya hâkim yalçın kayalar üzerinde
bulunmaktadır. Coğrafi durumu bakımından tarih boyunca önemli bir kale olarak
bilinmektedir. Kale'nin ön yüzü yaklaşık 75 - 80, güneyi 150 - 200, yanları ise
400 - 450 metre arasında olup, yüksekliği yer, yer değişmektedir. Bugün bile tarihi heybetiyle ayakta duran Harput
Şehri ve Kalesi Urartu devrinin
izlerini taşımaktadır. [9] Harput
Kalesi (Süt Kalesi) Harput şehrinin güneydoğusunda, Elazığ ovasına egemen bir
konumdadır. Kalenin Urartular döneminde inşa edildiği Roma, Bizans ve
Araplar, Artuklu, Selçuklu ve
Osmanlıların eline geçtiği malumdur. Kale çeşitli dönemlerde onarım görmüş
Dikdörtgen planlı kale, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden
yapılmıştır. Görkemli burçları halen ayaktadır. Geniş Bilgi ve Yazının devamı için Tıkla: Harput Şehri Kalesi ve Tarihi Eserleri

AĞA CAMİ:
Harput'a girişte ana yolun solunda yer alan bu caminin kubbesi çökmüş olup, yalnız zarif minaresi ayaktadır. Minare kare kaideli ve sekizgen gövdelidir. Harput müzesinde bulunan kitabesine göre 1559 yılında Pervane Ağa tarafından yaptırılmıştır. Cami minare dışında onarılarak 1998 yılında tekrar ibadete açılmıştır.
ALACALI CAMİ:
Harput'taki Balakgazi parkı girişinde bulunan bu cami çeşitli tarihlerde onarım görmüş, dolayısıyla muhtelif devirlerin izlerini taşımaktadır. Küçük ebatta, dikdörtgen planlıdır. İçten asimetrik pencereler ve yüksek tavanındaki ahşap işçiliği dikkat çekicidir. Değişik renkler ve motifler kullanılmıştır. Yonca yaprağı şeklindeki giriş kapısı üzerinde merdiven ve minare bulunmaktadır. Minare, şerefeye kadar sıra ile siyah - beyaz taşla, şerefe üstü ise dama şeklinde siyah - beyaz kesme taşlarla örülmüştür. Kapı üzerindeki minare tipi nadir örneklerdendir. İlk inşası Artukoğulları zamanında yapılmıştır.
ULU CAMİ:
İki kapısı bulunmaktadır. Bugün, Kurşunlu Cami de bulunan minberi ise Türk ahşap sanatının şaheserlerinden biridir.
İki yanı birbirinden ayrı motiflerle süslü olup, kufi yazılar dikkat çekicidir. Artukoğulları dönemine ait olan bu cami 1156 - 1157 yıllarında Fahrettin Karaaslan tarafından yaptırılmıştır. Harput’ta, Keşoğlu Meydanı’ndan Kazı Bahçesi’ne giden yoldadır. Ancak plan ve mimarisiyle bu dönem camilerinden ayrılır. Yapıda, İran-Selçuklu cami plan ve formu Anadolu özellikleriyle kaynaştırılmıştır. Harput ve çevresinin en eski yapıtlarındandır. Dikdörtgen planlı, dışa kapalı görünümlü, kalın duvarlıdır. Doğu ve batıda kapısı vardır. Batı kapısı yüksek dikdörtgen çevreli, hafif sivri kemer içinde basık kemerlidir. Doğu kapısıysa sivriye yakın kemer, iki yuvarlak sütun ve dörtgen çerçeveden oluşmaktadır. [10]
KURŞUNLU CAMİ:
Harput'ta eski Hükümet Konağının batısındadır. Osmanlı devri camilerinin en güzel örneklerinden biridir. Kare planlı olup üzeri büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe kasnağında dört pencere bulunmaktadır. Ulu camiye ait olan ve burada muhafaza edilen minber 4. Murat tarafından hediye edilmiş olup, ağaç oyma sanatının örneklerinden biridir. Harim kapısı yonca yaprağı şeklindedir. Son cemaat üç kubbelidir. Kubbelerin üzeri kurşunla kaplıdır.
SARAHATUN CAMİ:
Cami, bir külliye halinde inşa edilmesine rağmen günümüzde yalnızca cami mevcuttur. Kare planlı cami dört büyük kemerin taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Son cemaat mahalli üç kubbelidir. Minarenin merdiven kısımları koyu renkli, diğer kısımları ise beyaz taştan yapılmıştır. (1897) Minaredeki zarif işçilik dikkat çekicidir. Uzan Hasan'ın annesi Sara Hatun tarafından yaptırıldığı söylenirse de bu devre ait bir belge yoktur. Kıble tarafının solundaki kitabede 1585 yılında Hacı Mustafa tarafından, 1843 yılında da Harput Müftüsü Hacı Ahmet tarafından onarıldığı ve bu günkü duruma getirildiği yazılmaktadır.[11]

ARAP BABA MESCİDİ ve TÜRBESİ:
Minaresi dıştan türbe ile mescidin tam orta kısmına gelen bölümde yapılmıştır. Kapısı mescidin içindedir. Kaidesi alttan beş sıra taş üstünde alçı ve sıva izi görülen ve hemen hiçbir Selçuklu Mescidinde bulunmayan, emsalsiz sırça bordürlüdür. Mescit kare planlıdır. Selçuk üçgenleri ile kubbeye geçilir. Kubbe içinin kornişlerinin çinili olduğu bilinmektedir. Korniş ve çinilerle düzenlenen mihrabın üst kısmı, beş dişlidir. Büyük kemeri vardır. Arabesk plament ve su yolludur. [12]
Arap Baba, Harput'ta türbesi bulunan ve aynı isimle anılan bir ziyaretgahtır. Arap Baba'nın çürümemiş cesedinden dolayı Türkiye'de olduğu gibi yurtdışında da yaygındır. Türbe içinde üzeri yeşil kumaşla örtülü camdan bir sanduka içerisinde bulunan Arap Baba, çürümemiş cesedi ve kesik başı ile büyük bir ilgi toplamaktadır. Çürümemiş cesedi görmek isteyen Ziyaretçilere sandukanın örtüsü açılarak gösterilmektedir.
Arap Baba Efsanesi: Arap Baba hakkında pek çok efsane anlatılmıştır. Bunlardan en çok bilineni şöyledir: Harput ve yöresinde bir yıl yağmur yağmaz. Kuraklık ardından kıtlık kapıya dayanır. Halk perişandır. Alacalı mescidin yanındaki bir evde Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında Arap Baba'nın başı kesilip ta bir dereye atılırsa, yağmur yağacağını görür. Yaşlı kadın önceleri buna pek bir anlam veremez. Ancak aynı rüyayı üç gece üst üste görünce karar verir ve bir gece Arap Baba'nın cesedinin başını gövdesinden ayırır, kesik başı dereye atar.
Gerçektende yağmur yağmaya başlar. Yağmuru dört gözle bekleyen insanlar bu seferde bu felaket karşısında muzdarip olurlar. Selvi kadın rüyasında Arap Baba'nın kesilen başı yerine konulursa, yağmurun duracağını görür. Arar ve bir kesik baş bulur yerine koyar, yağmur durur. [13]
FATİH AHMET BABA TÜRBESİ:
Harput'un 2 km. kuzeydoğusunda bulunan ve etrafındaki bahçelerin mesire yeri olarak kullanıldığı ziyaretgah, her zaman ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görmektedir. Kaya üzerine inşa edilmiş türbenin yanında mescidi vardır. Türbe altıgen planlı, üst kısmı sonradan yapılmış olup, içinde büyük bir sanduka bulunmaktadır.
ANKUZU BABA TÜRBESİ:
Harput yakınlarında bulunan Ankuzu Baba'nın hayatı hakkında destani birtakım rivayetler vardır. Onun VIII. Ve IX. Yüzyıllarda Arap, Bizans mücadeleleri sırasında bölgenin fethi için savaştığı tahmin edilmektedir. Türbesi Harput'a 5 km. uzaklıkta olan Ankuzu Baba kayalığında bulunmaktadır.
MANSUR BABA TÜRBESİ:
Harput'ta kaleye giden yolun solunda, Sarahatun Caminin kuzeyinde bulunmaktadır. Sekizgen planlı, kaide kısmı kesme taştan yapılmıştır. İki katlı anıtsal bir yapıdır. Yapının Artukoğulları devrine ait olma ihtimali kuvvetlidir. Türbede Mansur Baba, eşi, oğlu ve kızına ait olduğu sanılan dört sanduka bulunmaktadır.
AHİ MUSA MESCİDİ ve TÜRBESİ:
Yıkılmış ve harap durumdayken yeniden yaptırılarak ziyarete açılan bu mescidi Ahi Musa Hervi (Herdi) namına bir zat yaptırmıştır ki kendisi Emirüşşehir bi Harputi namıyla anılan meşhur bir mücahit ve Fatih'in neslinden gelmiştir. Türbede üç mezar bulunmaktadır. Mezarlardan birisi Esseyyid Hasan'a üçüncüsü de Seyyid Ahmed'e ait olduğu rivayet edilmektedir.
HARPUT SÜRYANİ KADİM MERYEM ANA KİLİSESİ:
Tarihi Harput şehrinde M.S. 179 yılında yapılan Meryem Ana Kilisesi, Harput kalesinin doğusunda bulunmaktadır. Zemini ile arka duvarını Harput kalesinin üzerine yapıldığı kaya teşkil etmektedir. Kilise 150 m2 büyüklüğünde taştan yapılmıştır. 1999 yılında bakımı yapılarak kilisenin zemini taşla döşenip, iç ve dış aydınlatması sağlanarak ibadet ve ziyarete açılmıştır.

BELEK GAZİ ANITI:
1964 yılında Elazığlı heykeltıraş Nurettin Orhan tarafından yapılmıştır. Balakgazi parkı içerisinde bulunan bu anıt Oğuzların Kayı boylarından ve Sultan Alparslan'ın kumandanlarından olan Artuk Bey'in torunu (Behram Bey'in oğlu) Belek Gazi'ye aittir. [14]
ÇUBUK BEY ANITI:
Harput'taki Ulu Cami avlusunda bulunan anıt Elazığ Belediyesi Tarafından heykeltıraş Nurettin Orhan'a yaptırılmıştır. Harput'un ilk Türk hakimi Çubuk Bey'i kompoze etmesi nedeniyle bu anıt, Harput'u ziyaret edenler tarafından ilgi ile izlenmektedir.
HOCA HASAN HAMAMI:
Günümüze kadar gelmiş olan klasik Osmanlı tipi hamamlarımızdan biridir. Soyunma, ılıklık ve yıkanma yerlerinden meydana gelmiştir. İki giriş kapısı bulunmaktadır. Doğu kapısının kubbeli oluşu dikkat çekicidir. Soyunma yeri kare planlı ve üzeri kubbe ile örtülüdür. Tamamen yıkılmış olan ılıklıktan yıkanma yerine geçilir. Yıkanma yeri dört eyvanlı, ortası büyük kubbeli ve köşelerindeki halvetlerden meydana gelmiştir. Ağa Cami'nin doğusunda bulunmaktadır.
BUZLUK MAĞARASI:
Buzluk mağaraları tarihi Harput beldesinin kuzeydoğusunda Elazığ'a 11 km. uzaklıktadır. Buzluk mağaralarının, jeormofolojik yapısı nedeniyle burada gerçekleşen klimatolojik şartlar ve hava sirkülasyonu özelliğinden dolayı yaz ayları içinde doğal olarak tabakalar sarkıt ve dikitler halinde hatta bazı kısımlarında bal peteğini andıran buz tabakaları oluşmaktadır. Kış aylarında ise tam tersine sıcak hava oluşur. Mağaranın tarihinin Harput'un tarihi kadar eski olduğu, Harput'un ilk sahipleri olan Urartular dönemine kadar uzandığı salnamelerden bilinmektedir.
CEMŞİT BEY HAMAMI:
Sarahatun Cami, bitişiğinde klasik tipte bir Osmanlı yapısıdır. Soyunma yeri kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü olup, iki kapısı mevcuttur. Hamamda yıkanma yeri ve halvetler bulunmaktadır. Bu yapı Yavuz Sultan Selim'in Sipahi beylerinden olan Cemşit Bey tarafından yaptırılmıştır. Bugün hizmet verebilecek durumdadır.
HARPUT DABAKHANE SUYU:
Elazığ'a 5 km. uzaklıkta bulunan Harput'ta kalenin kuzeyindeki dere içerisinde yer alan ve turistik bir görünüm arz eden Dabakhanede üç kurna mevcut olup kurnalar biri birileriyle bağlantılıdır. Kurnaların içerisindeki sular sürekli yenilenmektedir. Sıcaklığı 5oc olan su renksiz, kokusuz, berrak, içme suyu kriterlerine uygun olup, iletkenliği 410 mg ve PH 7.9'dur. İçerisinde sodyum, potasyum, karbonat, sülfat, klorür, iyodür, amonyak, nitrat ve nitrit bulunur. Dabakhane suyunun, mide, bağırsak, karaciğer, hastalıkları ile ruhi depresyonlara iyi geldiği bilinmektedir.
ELAZIĞ ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ
Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kampüsü içerisinde bulunmaktadır. Bina Kültür Bakanlığına aittir. Müze İl Kültür Müdürlüğüne bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Elazığ da ilk müze 1965 yılında Harput'ta bulunan Alacalı caminin içerisinde açılmıştır. Daha sonra Elazığ da Belediye Başkanlığına ait P.T.T Binası yanındaki yerine taşınmış, 1981 yılında ise Kültür Bakanlığınca yaptırılan bu günkü binasına taşınmış 1982 yılında da ziyarete açılmıştır. Elazığ Müzesi bir Bölge Müzesi konumundadır. [15] “Arkeolojik Eserler ve Sikke Salonu, Halı Kilim ve Etnografya Salonu” olmak üzere iki salondan ve çeşitli eserlerin saklandığı depo bölümlerinden oluşmaktadır.
Arkeolojik Eserler ve Sikke Salonu’nda Keban ve Karakaya Baraj Projeleri nedeniyle yapılan Tülin Tepe, Tepecik Örenyeri, Değirmen Tepe, Haraba Höyüğü, Norşun Tepe, Aşvan, Sakyol (Pulur), Ağın Kalaycık Höyüğü, Ağın Kalecik Höyüğü, Pağnik Örenyeri, Han İbrahim Şah, Şemsiye Tepe, Yeniköy kazıları ile, Karataş Kayaaltı Sığınağı, Küllünün İni, Aktaş ve Yıkılgan yüzey araştırmalarında bulunmuş; Paleolitik, Neolotik, Kalkolitik, Tunç (Protto Hurri-Hitit), Demir, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda ve çeşitli eserler sergilenmektedir.[16]
Hazarbaba Kayak Merkezi:
Hazarbaba kayak tesisleri kış turizmi açısından önemli bir merkezdir. Sivrice ilçesinin güneyinde bulunan 2347 metre yüksekliğindeki Hazarbaba dağında yapılan Hazarbaba Kayak Merkezi 1997 yılında etkinliğe geçmiş olup, kayak sporlarına elverişli pisti, 1700 metre uzunluğundaki teleksi ve yeme içme tesislerine sahiptir. Ulaşım şehir merkezi ve ilçe merkezinden kalkan otobüs seferleri ile sağlanmaktadır.[17]

Hazar Gölü
Elazığ yakınlarında, güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda Hazarbaba ve Mastar dağları arasına sıkışmış tektonik bir göldür. Hazar Gölü 'nün kuzeyinde Deveboynu, güneyinde ise Hazar Baba Dağları yer almaktadır. Göl suları tatlı olup Su girdisinin olduğu yerlerde küçük sazlıklar bulunmaktadır Batıda kürk Suyu ağzında Kürk Deltası, doğuda ise Zıkkım deresi ağzında Gezin Deltası oluşmuştur. Uzunluğu 22 km, genişliği 5-6 km civarında ve Türkiye’nin en derin göllerinden biridir. Doğu Anadolu bölgesinin kendine has plajları, su sporları ve balık avcılığı yapılan kendine has bir gölüdür.[18] Hazar Gölü doğal sit alanı statüsündedir. Göl etrafında birçok kamu kurum ve kuruluşuna ait eğitim ve dinlenme tesisleri mevcuttur. Göl tabanında bulunan batık yapıların eski saray ve manastır kalıntıları olduğu sanılmaktadır. Yazının Devamı ve Hazar Gölü için Tıklayın ı: Hazar Gölü ve Kömürhan Köprüsü Elazıg
Misland Eğlence Merkezi:
Elazığ-Malatya Yolunun Elazığ şehir merkezi çıkışında, özellikle yaz aylarında saatlerce zaman geçirmekten usanmayacağınız komple bir tesistir.
MESİRE YERLERİ
Cip Barajı Mesire Yeri:
Elazığ’a 10 km. uzaklıkta bulunan Cip Sulama Barajı ve Mesire Yerinin ağaçlandırılması ve çevre düzenlemesi D.S.İ. tarafından yapılmıştır.
Cip Mesire Yeri yöre halkının özellikle yaz aylarında ve genellikle hafta sonu tatillerinde rağbet ettiği mesire yerlerinden birisidir. Cip Baraj Gölünün maviliği ve mesire yerinin yeşilliği insanlara eşsiz bir doğal güzellik sunmaktadır. Baraj gölünde olta ile balık avcılığı da yapılabilmektedir. Cip Mesire yerinde otopark, çocuk parkı, çeşmeler, W.C., beton piknik masaları, ziyaretçilerin kullanımına sunulmuştur.
Ayrıca Cip Mesire alanı içerisinde, Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Bölümüne ait bir Balık Üretme Çiftliği de bulunmaktadır.
Harput Mesiresi:
Elazığ’a 5 km. uzaklıktaki tarihi Harput kentindedir. Bir açık hava müzesi görünümünde olan ve hemen her dönemden kalma tarihi eserlerin bulunması, dini turizm, kaplıca turizmi için de tercih edilen Harput mesiresi, bağlık ve bahçelik oluşu, temiz havası ve gelenlerin tüm ihtiyaçlarını karşılanabilmesi nedeniyle Elazığ ve çevre halkının günübirlik gidebildikleri önemli mesire yerlerinden biridir.
100 Yıl (Zafran) Mesire Yeri:
Elazığ’ın 2 km. batısındaki Fidanlık ile Fırat Üniversitesi Kampusu arasında bulunan mesire yerinde, çam ağaçları ile kaplı alanlar içerisinde içme suyu, WC, otopark, restoranı, piknik masaları bulunmakta olup, mini bir hayvanat bahçesi de mevcuttur. Yöre halkının özellikle hafta sonlarında tercih ettikleri mesire yerlerindendir.
İçme Mesire Yeri:
Elazığ’a 35 km. uzaklıkta bulunan İçme beldesi, Keban barajının oluşturduğu göl kıyısında ve Elazığ-Bingöl karayolu üzerindedir. Doğal güzelliği, soğuk suları, havuz başları , bağ ve bahçeleriyle son zamanlarda halkımızın ilgi gösterdiği mesire yerlerinden biri haline gelmiştir. [19]
KAYNAKÇA
- [1]https://rapor.tuik.gov.tr/reports/rwservlet?adnksdb2&ENVID=adnksdb2Env&report=wa_turkiye
- [2] 2011 genel nüfus sayımı verileri" (html). Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde özgün kaynağından arşivlendi.. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012.
- [3] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/333-harput_sehri_kalesi_ve_tarihi_eserleri.html
- [4] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=16
- [5] https://tr.wikipedia.org/wiki/El%C3%A2z%C4%B1%C4%9F#cite_note-T.C3.9C.C4.B0K_-_2011-2
- [6] https://tr.wikipedia.org/wiki/El%C3%A2z%C4%B1%C4%9F#cite_note-T.C3.9C.C4.B0K_-_2011-2
- [7] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=16
- [8] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=48
- [9] Harput Şehri Kalesi ve Tarihi Eserleri , edebiyadvesanatakademisi.com
- [10] https://www.elazigkulturturizm.gov.tr/belge/1-57133/ulu-cami.html
- [11] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=39
- [12] https://www.elazigkulturturizm.gov.tr/belge/1-57138/arap-baba--mescidi--ve--turbesi.html
- [13] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=39
- [14] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/333-harput_sehri_kalesi_ve_tarihi_eserleri.html
- [15] https://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?haberno=604697
- [16] https://www.turizmtrend.com/turkiye/elazig/elazig-gezilecek-yerler-3782.html
- [17] https://www.elazigkultur.gov.tr/ana-sayfa/1-57123/20130120.html
- [18] edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/336-hazar_gölü elazig.html
- [19] https://www.elazig.bel.tr/elazig.php?CID=39


İLGİLİ SAYFALAR
- ADANA'NIN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
- ADIYAMAN, TARİHİ VE TURİZMİ
- AFYON'UN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
- AĞRI'NINTARİHİ TURİZMİ VE TURİSTİK YERLERİ
- Aksaray'ın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Amasya'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Antalya'nın Tarihi, Turizmi ve Antik Yerleri
- Artvin'in Tarihi, Turizmi, Yayla ve Vadileri
- Aydın'ın Tarihi, Turizmi , Antik ve Doğal Güzellikleri
- Balıkesir:Tarih, Turizm ve Gezilecek Yerler
- Bartın'ın Tarihı Turizmi , Görülecek Yerleri
- BATMAN'IN TURİZM, TARİH VE DOĞASI
- Bayburt'u Gezelim mi?
- Bilecik'i Gezelim mi?
- Bingöl ve Güzellikleri
- BİTLİS'İ GEZİP GÖRELİ,M
- BOLU'YU GEZİP GÖRELİM
- BURDUR'UN TARİH DOĞA VE KÜLTÜRÜ
- Bursa'yı Gezip Görelim
- Çanakkale: Tarihi, Turizmi ve Doğası
- Çankırı'nın Tarihi Turistik ve Doğal Güzellikleri
- Çorum , Tarihi, Turizmi ve Doğal Güzellikleri
- DENİZLİ , TARİH TURİZM VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ
- Elâzığ Tarih Turizim Doğal ve Diğer Özellikleri
İliniz, ilçeniz hatta köylerinizin,
doğal güzellikleri hakkında yazılar yazabilir, Turistik, tarihi ve doğal
güzellikleri fotoğraflarınız ile paylaşabilirsiniz.
BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM
veya s_kuzucular@hotmail.com