EKRANLAR GAZETELER HAYATIN KENDİSİ
Az önce gazete okurken fark ettim. Belki bazılarınız çoktan fark etmiş ve dile getirmiş de olabilir. Orasını bilemem.
Çevirdiğimiz her sayfa veya değiştirdiğimiz her kanal hayatın farklı yüzünü gözler önüne seriyor. Bir sayfada siyaset, bir sayfada 3.sayfa haberleri denilen güncel, iç acıtan, düşündüren, kimi zaman karamsarlığa iten olaylar, cinayet haberleri vs. Bir sayfada ekonomik gelişmeler, bir sayfada kültür, sanat, bir sayfada magazin... Her bir sayfa, akıp giden hayatın gözünüzün önünden geçmesi gibi. Farklı duygular, durumlar, olaylar farklı sayfalarda ama aynı hayatın içinde. Bir ağlıyor, üzülüyoruz, kahroluyoruz; bir anda seviniyoruz, bir anda başka bir sayfada renkli magazin dünyasından fotoğraflar... Tıpkı hayat gibi. Bir ağlatıyor, bir tebessüm ettiriyor, bir düşündürüyor, bir gururlandırıyor. Her bir haber hayatın akışındaki çeşitliliği, renkliliği, kimi zaman çelişkileri yansıtıyor.
Magazin dünyasındaki fotoğrafları, bazı dizilerdeki konforlu yaşam biçimlerini görünce şunu geçiriyor insan aklından. Sanki bu memlekette, dünyada dert yok, tasa yok, her şey renkli.
Bir an ahlaki değerleri sorguluyorsunuz. Bu kadar ifşa, bu kadar şatafat, mahremiyetin gittikçe ortadan kalkmaya başlaması... İlişkilerin, sevginin, aşkın masumiyetini kaybetmeye yüz tutması... Kadın cinayetleri, hayvanlara yönelik vicdansızlıklar, insanların uğradığı haksızlıklar, çaresizlikler...Son yıllarda bu tür haberlere sıklıkla rastlıyoruz. "Ne oluyor insanlara böyle?" diye soruyoruz, sorguluyoruz.
Ciddi bir sorgulamaya ihtiyaç olduğu aşikar. Ahlakımızı, insanlığımızı, değerlerin karşı karşıya kaldığı erozyonu ve daha birçok olumsuzluğu ciddi bir biçimde ele almalıyız. Toplumumuz, toplumlar nereye gidiyor? Nasıl bir tehditle, tehlikeyle karşı karşıyayız? Bu soruların hepsi çok önemli.
Gazete sayfaları, ekranlar toplumun, toplumların bir aynası. Bitmeyen savaşlar, zulüm, ekonomik çıkmazlar, ahlaki sorunlar... Siyasetin, toplumların, uzmanların, bunları ciddi bir biçimde ele alması gerekir. Elbette tartışılıyor, konuşuluyor, çözümler üretilmeye çalışılıyor ancak yeterli olmadığı gerçeği de ortada.
Hayat da kimi zaman güldürür kimi zaman düşündürür kimi zaman yıkar, üzer, kedere gark eder. Her şeyi kontrol etmek zor ama öyle bir mekanizma oluşturulmalı ki hiçbir şey çığırından çıkmasın. Meydan kötülere, vicdansızlara, zalimlere, ahlaksızlara kalmasın. İyinin, iyiliğin, ahlaki değerlerin güçlü olması için eğitimden, diyalogdan ve sistemin buna hizmet edecek şekilde düzenlenmesinden işe başlayabiliriz.
Yola çıkmak yola bakmaktan iyidir. Yeterki yürüyeceğimiz yol doğru olsun. Hayat da insan da buna değer. Bugünümüz ve yarınlarımız için geç kalmayalım.
Ahmet Zeytinci