EĞİTİMDEKİ EKSİKLER
 
     Eğitim şartları ile eğitime, eğitimciye yapılan yatırımda birincilikte yükselen Finlandiya gözde olmuş. Sözleşmeli öğretmenlik, mülâkatla öğretmen alımı, alan sınavları, ilk atamalarda doğu görevi olarak gösterilen uzak illerde ve illerin köy okullarında tayin beklerken çakılıp kalma, sırf uzak illerden memleketine ve batıdaki illere tayin isteyebilmek için hatta evliliğini bile kendi meslektaşıyla yapmak zorunda kalanlar, bir türlü bir araya gelemeyen yeni evli çiftler ve eşlerin ayrı illerde olmaları gibi birçok sebep öğretmenlerimizi yıpratır oldu.
     Millî Eğitim Bakanlığının Fatih Projesi ile öğrencilere bilgisayar hediye etmesi, yeni okul ve dersliklere devlet desteği gelmesi, hafta sonu kurslarının desteklenmesi, öğrenci yurtları ve pansiyonlara destek, güzel eğitim projeleri, burs ve kredi imkânları derken hepsi iyi ve kulağa hoş. Lâkin atanamayan öğretmenler, ücretli öğretmenlik yaparken gelecek adına sonunu göremeyen gençler, sözleşmeli eğitim kurumlarında çalışırken yaz aylarında sigortası tam yatırılmayan öğretmen adaylarımız; eğitim bilimleri, alan sınavı derken mülâkata takıldı kaldılar. Atanıp da yerinden memnun olmayan, dağlık yerde lojmana düşen bayan öğretmenler… Üniversite bittikten sonra asıl zorluklar yeni başlıyor belki de bir öğretmenin kader yolculuğunda.
    Yıllardır eğitimde alt yapı eksikleri var. Elbette on numara, beş yıldız olabilmek zor lâkin imkânsız değil. Eğitim seminerlerinde öğretmenlerimizin kalitesi ve önemi vurgulanmalı. Türkiye’nin doğu ve güney illerine gencecik sözleşmeli öğretmenlerimiz atanıyor. O tertemiz çocuklar ve bölge insanının samimiyetinden eğitimcilerimiz gayet memnun. Teröre destek olanlar ile doktor, polis ve öğretmenimize düşman olan cehalet simgesi insanlar var olmasa bir de.
    Artık aileler ve devletimiz kendi bütçesinde eğitime daha fazla pay ayırıyor. Bir öğretmen adayının kalbini mutlu edip görev yapacağı bölgede güzel şartlar sağlanmalı. Eskiden köy enstitülerinde bir öğretmen; yeri gelmiş köyün imamı, hemşiresi, çocukların ailesi olmuş. Aynı vazifeyi asker olanlar da üstlenmiş. Eğitimdeki eksiklere göz atıp devlet çalışanlarımızın can güvenliğini sağlamalı öncelikle. Her öğretmen adayının yüzü gülsün ki bir gün memleketine dönünce tatlı anılarla atandığı şehirleri yâd etsin.