Hava donuk, kan dondurucu ayaz
Yürüyorum titreyen ellerimle
Birşeyler bekliyorum  bilmediğim yerlerde
Düşünce anaforu karışık duyguların
Kaosa davetiye bu dipsiz serzenişte
Kar tanesi düşüyor gecenin ensesine...
Ateş yakan bir adam,kimsesizler sokağı
Kederinden içiyor şu zıkkım müptelayı
Kaşlarında kırağı  sanki hicran yarası...
Mahşeri yaşıyorken karanlık gecelerin
Islık sesi rüzgârın titretir perdeleri
Hayalinde canlanır anıların sancısı
Aynalara bir baksa görür serde belayı
Sevginin uzağına düşerken efkârının
Ne çok kaybetmişti ki  gelmeyen yarınları...
Zamanı durdurmanın bir yolu olsa gerek
Ürkütücü sokaklar, sönüverdi lambalar
Etrafında pervane döner durur kaygısı
Uzatırken başını kaldırım taşlarına
Son bakışı hayata, etraf kar rengi beyaz...