göz kapaklarımda çatlak zamanın izleri durur
Kandahar çölüne uzar gibi sonsuza ürkek
ve deli çiyanlar alır akrepleri kum tanesinden
bir serap gibi gönlümde sen ölümün kıyısında
nasıl da titriyordu Fırat derin vadilerde
bir ölüm soğukluğunda kıvrılırdı heyhat
bir yılan sinsiliği dolaşır çıngırak seslerinde
melodisinde Doğu ezgileri dolaşırdı Hintli fakirin
ve sana uzanırdı hayaller tur dağını aşarak..
atlı haramiler dolaşır devşirme avında
eşkiyalar yol keser İpek Yolu'nda
öylece kervanlar yol alır gider
gelinlik kızlara umut olur rengarenk giysiler...
vahşi doğaya yol alırdık saat çok erken
derin vadilerde yankılanırdı ecinni sesler
Siyamend ruhu dolaşır Suphan Dağı'nda
anlatır ceylanlara aşkını uçurum diplerinde..
Van Gölü'nde gözlerinin rengi tamara
karşı yamaçta Necati Cumali derinden bakar
ve Erek Dağı'nın karı yanaklarında
ürkek dağ keçisi olurdun gönlümün yamaçlarında ..
bu coğrafyada sevdaya ömür biçilir
ve kanlanır eteklerin üstünde beyaz bir tül
mezara kanlı yaşlar dökülür usul usul.
bir yazgı öylece kaybolur
bir anne böğründe keder yürekte acı pervane olur.
Ecir Demirkıran