DOĞRU MU?
 
“Ağaç yaşken eğilir”
Pekâlâ;
Kuru iken doğrulan ağaç gördünüz mü?
 
Bir deri bir kemik kalmış, morarmış elleriyle;
Su satan, simit satan,
Mendil var… diyerek kısık sesleriyle
Bağırmaya çalışan,
Yattığı yer belirsiz,
Kimliksiz,
Sevgiye aç,
İstemeyerek bile olsa vereceğiniz sadakaya muhtaç
Gözlerinin feri kaybolmuş çocukları gördükçe;
Vicdanınız varsa,
Sızlar mı vicdanlarınız bu adaletsiz düzen sürdükçe.
 
Ey benim yaşken zorla eğdiğimiz narin,
Körpe, masum çocuklar;
Ellerinizdeki kirden, karadan utanmayın
Utanması gereken siz değilsiniz.
Aslında ellerinizin karası bizim yüz karamız.
Daha da ötesi kanayan vicdan yaramız.
 
“Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, Yasam;
Küçüklerimi korumak”  öyle mi?
Öyleyse;
“Ağaç yaşken doğrulur”
 
Marifet eğmekte değil,
Doğruluk erdemini kazımak yüreklere
Eyvah… demeden önce;
Saçımızı başımızı yolmadan,
Helal osun demeyi beklemeden kimseden
Çorbada tuzunuz olsun
Bir ışık yak yahut yakana yardımcı ol
Göreceksin; bir gülen yüz, bir çift parlayan gözle
Karşılık bulursun verdiğin emeklere.
 
Çanakkale 03/12/2010