Dinleye Dinleye Bu Hale Geldik.
 
    50. Sarayova Şiir Etkinliği için 5 arkadaşımla birlikte 12 gün Bosna -Hersek 'te bulundum.  Bu 12 gün boyunca beni en çok etkileyen şey insanların dinginliği, sakinliği ve olaylara soğukkanlılıkla bakışları olmuştu.
     Gezinin son günlerinde bizim mihmandarımız olan Tıp Doktoru genç bayana " Bu insanların dinginliği, sakinliği ve olaylara soğukkanlılıkla bakışlarının sebebi nedir?" diye sorduğum zaman bana hiç unutmadığım ve kendi yaşından beklenmeyecek olgunlukta dedi ki;  " Biz dibe vurduk, bundan daha kötüsü olamaz dedik ve ondan sonra birbirimize saygı sevgi çerçevesinde yaşamaya toplumca karar verdik." Ayrıca; "Şu gördüğün her bir bireyin mutlaka bir veya bir kaç yakını Sırp katliamına uğramıştır. Evimizi, işimizi, sevdiklerimizi kaybettik zaten. Hiç olmazsa bundan sonra kalan ömrümüzü insan gibi yaşayalım."
      Peki bizim de illa ki dibe vurmamız, yakınlarımız, sevdiklerimizi, evimizi, işimizi kaybetmemiz mi gerekiyor huzur içinde yaşamamız için.
     İlk emri "oku" olan bir dinin mensuplarıyız. Okumak anlamayı, anlamak cehaleti bitirir. Ama biz sadece dinliyoruz. Bir çabamız yok doğruları öğrenmeye. Birileri bizim yerimize okusun/okumasın, bizlere bir şeyler anlatsın biz de zahmetsizce anlatılanları alıp hayatımıza uygulayalım.
     Bizim yaşta olanlar bilir, yıllar yılı bize İlkokuldan başlayarak " Uyu uyu yat yat uyu" diye; çalışmak, emek sarfetmek yerine uyumayı, bedavacılığı, kısa yoldan köşe dönmenin faziletleri anlatıldı bu ülkede.
     Sonuç malum. Her ne kadar "Türk'üm, Doğruyum, Çalışkanım" desek te maalesef tembellik ruhumuza işlemiş.
     Geçenlerde Türkiye' nin en modern kaplıcalarından birinde İşletme sahibinin bir konferansını izledim.  İşletme gerçekten modern, temiz, bakımlı ve dahası çevreyle uyumlu. Konferans sırasında söz alarak " Bu kadar güzel bir tesis yapmışsınız ama benim gözümde bu tesis beş para etmez" dedim. Bütün gözler bana çevrildi. İşletme müdürü şaşkın şaşkın bana dönerek" Eksikliğimiz nedir acaba?" diye sorunca, toplantıyı izleyenlere dönerek; "Bu kadar mükemmel dediğiniz tesiste bırakın odalarınızı genele hitap eden bir kütüphaneniz var mı?" dedim. Bir alkış tufanı koptu.
     Demek istediğim şu ki yeni yapılan muhteşem evlerimiz, malikanelerimiz, köşklerimiz, iş hanlarımız ne ararsan var.  Bir kitaplık ararsanız maalesef bulamazsınız. Çünkü; buna ihtiyaç duymuyoruz.
     Sözü uzatmayayım. Okumadan anlayamayız. Anlamadan cehaletten kurtulamayız. Ve birileri bizi güder. Biz de neden güdüldüğümüzü bilmeden ulu orta yerde çenemizi yorarız sadece.
 
bercinmustafa@gmail.com