DİN EĞİTİMİ
 
     Müslüman bir ülkedeyken, “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi” dersleri seçmeli dersti kendi ülkem olan Türkiye’mde. Ortaokul ve lise dönemimde bu ders seçmeli dersti bize. ‘Zorunlu ders’ olmalıydı din dersimiz ve diğer dersler gibi önemsenerek ders kredisi fazla olmalıydı. Gündemde bu konu uzun süre tartışıldı tabi. Yeni sistemdeki okul kitaplarının öğrencilere ücretsiz verilmesi kararı lise son sınıfta (2006-2007) nasip olmuştu bana ve aynı dönemdeki arkadaşlarıma. Akıllı tahta, her öğrenciye tablet bilgisayar hediye edilmesi, okul teneffüsünde çocuklara kuru üzüm ve süt dağıtılması, Fatih Projesi, farklı projeler benim öğrencilik dönemimde bizlere nasip olmasa da öğretmenlik mesleğime başlayınca teknolojinin bu güzel imkânlarından öğrencilerimle beraber nasiplenmiştik.
     Diyanet İşleri Başkanlığı; okuma faaliyetleri, Yaz Dönemi Kuran Kursları, camilerde hatim cemiyeti etkinlikleri ile oldukça aktif. Eskiden camilerimiz hep cami cemaatindeki babalarımızın, halkın yardımıyla para toplanarak inşa edilirdi; cami kumbarasındaki bağış kutularında birikirdi bereket.  Şimdi çok şükür ki devlet eliyle cami yapılıyor ve tarihî camilerin estetik dokusu titizlikle elden geçiriliyor. Kontrolsüz sayıda İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip Ortaokulu, Kuran Kursu açılması eğitimdeki niteliği düşürüyor. Bilinçli olarak bu okullara çocukları ve gençleri aile zoruyla yazdıran veliler de yok değil.    
 
 
     İlçedeki bir lisenin Anadolu İmam Hatip Lisesinde 9. ve 10. sınıfın Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeniydim. Bazıları Kuran-ı Kerim dersi ve tefsir dersine isteksiz giriyor, gün içinde vakit namazlarını aksatanlar oluyordu. Abdest aldığını unutup tekrar abdestini tazelemeye üşenen genç kızlarımıza da denk geliyordum okulumuzun bayan mescidinde. Sınıfta kaç kişi düzenli olarak namazlarını kılıyor diye dersimde çok aktif olan bir kız öğrencime usulca sordum. O da az düşünüp sonra konuştu, sessizce yazdı hatta: “Ben Aleviyim, hocam. Hiç namaz kılmadım. Düzenli namaz kılan arkadaşlar var tabi. Kılmasam da seçmeli dersler ve Kur’an-ı Kerîm derslerimize katılıyorum.” dedi. Hoş karşılamıştım dinî görüşünü, onların da kendilerine göre dinî merasimleri oluyormuş ki biraz bahsetti. Din alanında Anadolu Lisesi ve Meslek Liseleri cazip gelmeyince İmam Hatip Lisesine yazılmayı kendisi istediğini söylemişti. Mutluysa elbet sorun yok mezhep ve din konusunda. İslâmofobi ile İslâm dini anlayışı zihinlerde zıt kutuplar oluşturuyor. İlahiyat bölümü ön lisans mezunlarından da Kur’an kurslarında ders vermek için bir yığın talepte bulunanlar vardı.  
     Osmanlı Devleti dönemindeki medreselerin ve bilim rasathanelerinin, külliyelerin, sarayda alınan eğitim kalitesinin yerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti döneminde kurulan Köy Enstitüleri almış. Buralarda eğitim alanlar sağlam bilgiyle donanımlı bireyler olmuş. Oralarda yetişip mezun olanlar kaliteli bir eğitimle geleceğe kök salmış. Memleketteki külliyemiz aklıma geldi. Ben külliye ismini ilk orda duydum. Çocukken kül tablosu kelimesi gibi çağrışım yaptı külliye kelimesi, üstelik ailemizde hiç sigara içen yokken. Mezun olduğum ilkokul ve ortaokul, işadamımızın annesinin ismi verilen cami, babamın hep namaz çıkışı uğrak yeri olan mini cemaat kahvehanesi, havuz, üst katta imam ve müezzine ayrılan ev, muhtarlık, alt katta sanat galerisi, iki tane mahalle dükkânı, umumî lavabolar, manav, boş dükkânlar… Sevimli bir külliyeydi toplu iş birimleri gibi. Aradığın bir şeyi topluca bulabileceğin, sohbet edebileceğin mütevazı bir sohbet ortamı yaratan, sigara dumanı olmayan bir aile teşkilâtlanması gibiydi. Kervansarayları, sarayın bölümlerini anımsatırdı bana. Ben üniversiteden mezun olunca da sıva için bakıma çekilince güzelleşmişti Seramik Mahallesindeki külliyemiz.
     Batıl inanç, hurafe, hoca efendi, abi, abla gibi sıfatları birilerine yaranmaya çalışmak için kullananlar da cemaat inancını sarsıp içimizdeki dinî terörü deşifre eder. Artık kızlar da özgür. Örgün Eğitim, İkinci Öğretim, Yaygın Eğitim, Özel Öğretim Kurumları, Hayat Boyu Öğrenme Kurumları, Etüt Merkezleri, Dershaneler, Kişisel Gelişim Kursları, Kuran Kursları ve Camiler, Sübyan Okulları, anaokulu ve kreşler, gündüz bakım evleri, koçluk merkezleri, Halk Eğitimi Merkezi kursları, sanat atölyeleri, Yazarlık Okulları, Akşam Sanat Okulları (ASO), Çıraklık Eğitimi Merkezleri derken eğitim ortamlarımız arttı. Okumayan kalmıyor artık. Önemli olan eğitimde nitelik ve kalite sağlanmalıdır.
     Fatih Sultan Mehmet’in hikmetli söz ve nasihat üstadı hocası Akşemsettin Hazretleri, ilâhileri ve tatlı dili öne süren sevgi insanı Yunus Emre, insanlığın baş tacı Hazreti Mevlâna, nükteli sözleriyle ve hazırcevap hâliyle halkı temsil eden Nasrettin Hoca, ismi camilerde yaşatılan Hacı Bektaş Veli ve daha başka bilim ve sanatta ün yapan atalarımız…. Dinimizi es geçmedi ve Hüdâ’ya yöneldi eller.
     Din eğitimi ailede verilmeli önce. Okul öncesi eğitimde en iyi eğitim ailede başlar. Çocuk beş yaşına kadar ince motor kaslarını kullanma, paylaşma, sevgi, temel ihtiyaçlar, barınma ihtiyacı, konuşma ve düşünme gibi eylemleri önce kendi yuvasında tamamlar. Aileyle iletişim sağlam olunca çocuk, dinî çalkantılar ve bunalım sürecini rahat atlatır. Allah’ı, peygamberimizi, kutsal kitabı ve Türkçe kısa duaları en sağlıklı hâliyle ailesinden öğrenir. Onların anlayacağı dilde bir din ve din eğitimi anlatılınca inancı sağlam bireylerin temelini ailede atmış oluruz.