DEVLET VE MİLLET BİLİNCİ
 
     “Allah, devletimize ve milletimize zeval vermesin.” duasını çocukluğumuzdan beri büyüklerimizden hep duyarız. İdeolojik ve siyasî çatışmalar gönülleri böler. İsrail’in Siyonist yaklaşımıyla Filistin halkına zulmü, Yahudilerin Müslümanlara içerden uyguladığı dinî ve siyasî terör, Gazze ve Afrika insanının her gün çektiği sıkıntılar, Halep’te yaşananlar ve daha birçok canlı örnek Türkiye halkını da yürekten üzüyor. Hangi dilden ve dinden olursak olalım gönüller bölünmemeli ve küçülmemeli. Allah’ın ipine sımsıkı sarılınca birlik beraberlik doğar ve bölünmeyiz.
     Kin, öfke ve nefret duvarlarını yıkıp nezakete yer vermeli. İnsaniyet ve İslâmiyet doğrultusunda iyi niyetle yoğrulmalı. Ablukaya çevrilir bazen her şey. Allah feraset ve basiret vermeli. Omuzlarımızdaki yük sorumlulukla ağırlaşıyor aslında. Elimizden geldiğince her ihtiyaç sahibine ulaşmayı ilke edinsek insanlığın yükü azalır. Omuzlarda yük değil güç birikir. Bize emanet bu vatan ve millet, bize emanet elimizle dilimiz, bize emanet manevî ve kültürel değerlerimiz, bize emanet Türklük bilinci ve insanlık sevgisi.
     Devlet ve millet bilincimiz var oldukça güçlü oluruz. Gündemde yıllardır haberlerine tanık olduğumuz, hemen hemen her gün şiddetin yaşandığı İsrail-Filistin çatışmaları Müslümanlık adına büyük bir darbedir. İsrail’in kendini sözde güçlü görüp zavallı Filistin halkına saldırması insanlık dehşetini gözler önüne seriyor. Çocuklar hiç ölmese de uçurtmaları hep gökte özgür uçsa, kadınlar tacize mağdur kalmasa, yaşlılara eziyet uygulanmasa, hayvanlara ve doğaya zarar verilmese, herkes birbirine saygı duysa ne güzel olurdu şu dünya. Devlet ve millet bilinciyle donanımlı olabilmek, geleceğe umutla bakmak nasip olsun.