Sene hemen üçyüz otuz üçdü kardaş
Sene hemen üçyüz otuz üçdü kardaş
Harbin dehşetinden titredi dağ, taş
Yok idi tufan’ı Nuh da bu telaş
Düşmanlara Kahr’i sübnan yürüdü
Ruhâni Mevlâna, ol kan’ı himmet
Dargah’a baş kesti hep ehl’i biy’at
Muvafakiyet virdi Cenab’ı izzet
Mollay’ı Rum gibi Arsaln yürüdü
Teberler çekildi, sancak donandı
Vali Paşa kılıncını kuşandı
Türbedarlar odaları bezendi
Ayrıldılar, hep Dedegân yürüdü.
Mevleviler geldi, önde Azizler
Güzel şule virdi nurân’i yüzler
Rikkat’i kalp geldi, ağladı gözler
Çifte sancağıyla iki daha var
Hükümet önünde kıldılar karar
Okunur nutuklar, dolanır süvar
Asker ile ehl’i divan yürüdü
Kudümü döğdüler, üflediler ney’i
Arşa ulaştırıp hu… ile hay’ı
Hayretle koydular yoksulu, bay’ı
Sağ ve soldan rical, nisvân yürüdü.
Otomobil ile yürüdü Paşa
Tramvay, landonlar arkadan koşa
Almadı sokaklar, çıktılar dışa
Hep fevc fevç, efrân yürüdü
İstasyon insanla hep donatıldı.
Hava berrak, hem nur nur’a katıldı
Bu hak meydanıdır, çok can satıldı
Ehl’i servet, ehli dükkan yürüdü
Milli çalgılar hep mektepli çalar
Erkân’ı harpler sağ ve sola koşar
Larp larp ayaklar hep kalkar, konar
Bil’iltizam hep zabitanr yürüdü
İş bu din cihâd’ı ekber destanı
Durma kuşan kılınç ile kaftanı
Gafilliğin günü geçti GUFRANİ
Gözüm gördü, her cins hayvan yürüdü.