Pamukkale- Hierapolis
Pamukkale-bembeyaz travertenleriyle dünyaca ünlü turistik bir bölgemiz.
Yaklaşık 3 km uzunluğundaki bölge yeraltından çıkan termal suların
oluşturduğu beyaz kalker tabakasıyla kaplıdır. Travertenleri korumak
amacıyla üzerlerinde gezmek yasaklanmıştır. (
.pamthermal.com/TRGeziler.html)
Pamukkale-binlerce seneden beri kireçli sıcak su kaynağından soğuyup
katılaşmış tortular ve tortuların oluşturduğu katlar ve basamaklar
hâlinde pamuklaşan (travertenleri) ile bir cazibe merkezidir. DENİZLİ ’ye
20 km uzaklıkta olan bu doğa harikasnın kuzeybatısında İyonların
kaplıca şehri olan “Hierapolis”in şehti bulunur. Pamukkale Kaplıcasında
“radon gazı” vardır. Bu su insanı dinlendirici özelliğe sâhiptir. Bu
suda hem banyo edilebilir hem de içilebilir. 35°C sıcaklıkta ve
lezzetlidir. Topraktan fışkıran ve küçük bir göl meydana getiren
karbondioksitli ve kireçli sıcak su derin kanallarla ovaya akar ve sonra
soğur.Çaldağ’ın güney yamacından çıkan ve kalsiyum oksit içeren ırmağın
sularıyla oluşmaktadır. Sudaki karbondioksit uçuyor ve geriye kalsiyum
kalıyor. Güneş ışığının da etkisiyle beyazlama oluşuyor. Testi ve
benzeri şeyleri suya atarak üzerinin kaplanmasını sağlayan çevre
sakinleri bunları turistlere satmaktadır. (
https://www.2013mersin.net/denizli-) .........
Yazının Devamı edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/297-denizll
LEODİKEA - Türklerin “Ladik” dedikleri bu şehir, Diopolis ve Rhoas şehirlerinin harâbeleri üzerine kurlmuştur.
Leodikea MÖ. I. yüzyilda Anadolu''''nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Kentteki büyük sanat eserleri bu döneme aittir. Romalilar da ' Laeodikea''ya özel bir önem vermisler ve Kibyra (Gölhisar-Horzum) Conventus''''unun merkezi yapmislardir. Şehir dâire şeklinde bir kale içindedir. Üç giriş kapısı vardır. M.Ö. 3. asırda kurulmuştur. Şehir harâbelerinde hamam ve tiyatro kısmen sağlamdır. Denizli’ye 6 km mesâfededir.Selokid soyundan Andtiokos Kralı Antiokos-II bu şehri kurarak karısının ismini “Laodikela” vermiştir. ( gezikolik.com/tr/Gezelim_Gorelim/Gezilecek_Yerler/Turkiye/ DENİZLİ /Pamukkale/PAMUKKALE_) Bu şehir harâbelerinde gizli geçitler, büyük banyolar, pazar yeri (Agora), şehir kuzey ve güney kapısı, şehir duvarları (sehler), su kaynağı, tiyatro: , Mezarlar ve heykel müzesi ile öldürücü zehirli gazların (pulutonium) bulunduğu yerler vardır.Kentin en iyi korunmuş yapısı çeşmesidir. Çok sayıda kabartma ve heykele süslü çeşmenin havuzunun iki yanında sütunlar var. Roma Dönemi su yollarının kemerleri günümüzde de görülebilmektedir. Kimi yerlerde 100 metre yüksekliğe ulaşan kemerler bulunmaktadır. ( 2013mersin.net/denizli-gezilecek-yerler.html ) .........Yazının Devamı: edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/297-denizll
Colossae Antik Kenti
DENİZLİ ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Denizli- Ankara karayolunun 16. km.sinde Organize Sanayi Bölgesi'nden, Honaz'a giden karayolu Colosea kentinin içinden geçmektedir.
İncil'de geçen Aziz Pavlos'un misyonerlik çalışmalarını yaptığı Colosea çok stratejik bir noktadır. Hıristiyanlığa göre; kıyamete kadar yıkılmayacağına inanılan 7 kiliseye konum itibariyle yakındır. Bu nedenle Colossae, antik çağın en önemli dini merkezlerinden biri olmuştur. Colosea Firigya( Ankara- Kütahya , Eskişehir, Kütahya ,AFYON' ile Uşak ve Denizli'nin doğusunu içine alan bölge ) ile Karia ( Büyük Menderes Nehri'nden MUĞLA ve DENİZLİ 'nin batı kesimlerini içine alan bölge) ayıran Honaz ( Kadmos ) Dağı'nın kuzeyinde Aksu Çayı üzerinde kurulmuştur ( https://www.honaz.gov.tr/Templates/scol.html
Antik kent, Honaz (Cadmos) dağının kuzeyinde, Aksu çayının kenarına kurulmuştur. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon'a göre Frigya'nın 6 büyük kentinden biridir. https://www.pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=588 Yazının devamı için TIKLAYIN: edebiyadvesanatakademisi.com/Mesaj.aspx?id=315
TABAE
Denizli ,- Muğla karayolunun 78.km'sinde bulunan Tabae, doğal bir kale görünümündedir. Şimdiki Kale İlçesinin 1 km.kadar güney batısında yeralır.30 yıl öncesine kadar eski kale üzerinde iskân sürmekteydi., Tabea , Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan kent devletlerindendir Tabea , Helensitik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur. Antikçağ'da kendi adına sikke bastırmıştır. Sikkeler önceleri gümüş daha sonra bronz olarak basılmıştır. Akropoldeki belli başlı yapılar şunlardır:
Akropolün kuzey doğusundadır. Bina kuzey güney doğrultusunda
yapılmış olup,Plan bakımından dikdörtgen şeklindedir.Duvarın doğu kanadının iç
kısmında kayaya oyularak yapılan dört niş bulunmaktadır.Duvarın batı tarafında
nişlere rastlanmaz.Binanın çevresinde ve içinde arşitrav parçası,sunak ve sütun
bulunmaktadır.Yapı tarzına bakılarak tarihlendirme yaparsak Roma dönemine
vermemiz gerekir. Ama bina
Selcuklu ve ı Osmanlı döneminde de kullanılmıştır.
KAYALARA OYULMUŞ TEK ODALI EVLER:
Doğal kayalar oyularak tek odalar halinde yapılmıştır. Ev olarak kullanılmış olmalılardır. Evlerde bulunan kapı nişleri ve sıvamalardan kapılarının ahşaptan olduğu anlaşılmaktadır. Odaların iç kısımlarında da nişler yer almaktadır. Bu evler genellikle kayalık platonun uçurum ve sarp kısmında yer alır. Geniş Bilgi : https://www.pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=587
Eumania Antik Kenti
Antik kent, Çivril-Dinar karayolu üzerindeki Işıklı kasabasının bulunduğu alandadır. Kent BERGAMA Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı kasabasının güneydoğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir. Bugün “Sarıbaba Tepesi” olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans döneminde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçları ise Eumenia'nın nekrapolüdür. Geniş Bilgi: https://www.pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=589
Heraklia Salbace Antik Kenti
Tavas ilçesi Vakıf Köyü bitişiğinde kalıntıları bulunmaktadır. Herakleia antik kenti DENİZLİ ili, Tavas ilçesi, Vakıf Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Bugün antik kentin bir kısmının üzerinde köy yerleşimi bulunur. Kent, Tabae (Davaz) Ovası’nın kuzey-doğu sonunda Salbacos (Babadağ) dağ silsilesinin eteklerinde Vakıf Köyünün bulunduğu alandadır. Antik kentin yönetim alanı, Afrodisias'a komşu olarak küçük Timelos nehri tarafından sınırlandırılmıştır. Bu nedenle hem Aphrodisias’ın, hem de Herakleia’nın nehir tanrısı Timelos’tur. Bu tanrı her iki antik kentin Roma İmparatorluğu sikkeleri üzerinde gösterilmiştir. Kent adı Sikkeler üzerinde HERAKLEOTON olarak geçmektedir.
Afrodisias (Geyre) ile çağdaş bir kenttir. Muhtemelen Hellenistik dönemde kurulmuş olmalıdır. Herakleia antik kenti Afrodisias Apollonia Salbace ( Medet Köyü) üzerinde Kibyra (Gölhisar) ‘ya ulaşan ana yol güzergâhında yer almıştır. Bu yol daha sonra güneye Attaleia ( Afrodisias )’ya kadar ulaşmaktadır. Bu nedenle kent geçiş noktası üzerinde olması yönüyle çok önemli stratejik bir konuma sahiptir. (pamukkale.gov.tr/)
Adına sikke bastırılmıştır. Muhtemelen M.S. 5.yüzyıldan sonra diğer tüm antik kentler gibi kentin çevresi sur duvarları ile çevrilmiştir. Kalıntıları yer yer yüzeyde görmek mümkündür. Sur duvarları ile Vakıf Köyü arasında doğu/batı istikametinde uzanan oldukça tahrip edilmiş stadyum kalıntıları bulunmaktadır. Antik dönemde Karia Bölgesi sınırlarında yer alan Herakleia Salbace, Roma Dönemi öncesi yönetim birliği olarak Alabanda Conventus’ una dâhil edilmiştir. Roma dönemin de ise Aphrodisias yönetim birliğine dahil olmuştur. Bizans döneminde M.S. 5.yy’ da tüm bölge kentlerinde olduğu gibi antik kentin etrafı sur duvarıyla çevrilmiştir. Bizans döneminden sonra 12.yy’ dan itibaren bölge Türklerin eline geçmiştir. (tgdturkey.com/tr/denizli/akti )
Antik kent üzerinde Vakıf Köyünün olması sebebiyle fazlaca bir kalıntı göze çarpmaz. Buna rağmen kentin sur duvarlarını, stadyumunu ve tanımlanamayan bazı yapılarını görmek mümkündür. Yer yer köy içinde yapılan tarımsal çalışmalar sırasında bazı temel kalıntıları, heykel, kabartma, yazıt zahire küpleri gibi eserlere rastlanmaktadır. Köy içinde sağa sola dağılmış halde bir çok mimari bloklara, başlık ve sütun parçalarına da rastlanmaktadır. Herakleia antik kentin de ele geçen sağlık tanrıçası hygeia heykeli, Zeus Ktesios Patrios ( Çobanların koruyucu babası kabartması, heykel torsoları gibi mermer eserler Hierapolis Arkeoloji Müzesin de sergilenmektedir. (pamukkale.gov.tr/)
Stadyum
Antik kenti çevreleyen sur ile bugünkü Vakıf köyünün arasındadır. Doğu-batı
yönünde olan stadyuma ait yamaçlarda bazı basamaklar görülmektedir. Batı
kısmındaki basamaklar ise tamamen tahrip olmuştur.
Herakleia Hieronu
Herakleia Salbace antik kentinin yaklaşık 4 km. doğusunda, bugünkü Tavas-Kızılcabölük kasabasının 1 km. kuzeydoğusunda, Ören Sırtı ve Kocapınar mevkii diye adlandırılan yerdedir. Salbacos (Babadağ) dağının sırtında yer alan Hieron dikdörtgen şeklindedir. Dört tarafını plakalardan oluşan kabartmalar çevirir. Kabartmalarda Armetis, Apollon, Pan, Dionysos ve Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir. Milattan sonra 1.yy Roma dönemine aittir. Üçgen alınlıklarda 12 burcu temsil eden simgeler yer almaktadır. Aphrodisias lı ustalar tarafından yapılmıştır. (pamukkale.gov.tr/) Geniş Bilgi Bkz. https://www.pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=590
Dionisopolis Antik Kenti
Denizli'nin Çal ilçesinin yaklaşık 8 km kuzeybatısında bulunan Ortaköy kasabası yakınındaki Dionysopolis kenti, Suriye Krallığı Seleaukoslar döneminde kurulmuş olup, daha sonra BERGAMA Krallığı egemenliğine girmiştir.
APOLLON LAİRBENOS
Bir Anadolu Tanrısı olan Apollon Lairbenos’ a adanmış olan bu kutsal alan, Menderes Nehri’ nin güney kıyısında, Hierapolis’e 35 Kilometre mesafede bugün Çal Ovası olarak adlandırılan bölgededir. Apollon Lairbenos Kutsal Alanı erken dönemlerde olasılıkla Tanrıça Kybele’ ye adanmış kült merkezinin üzerine, İ.S.II yüzyılda İmparator Hadrianus Dönemi ( İ.S.117-138 ) ve hemen sonrasında inşa edilmiş olmalıdır. Kutsal alanın en batısında Menderes Vadisi’ ne hakim bir noktaya tanrının tapınağı yerleştirilmiştir. Kuzeybatı-güneydoğu yönünde konumlandırılan tapınak, ana kayayı kullanan yüksek bir podyum üzerinde, tetrastylos ( ön cephesinde dört sütun bulunan ) plan tipinde ve korinth düzenindedir.( pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=592)
O çağın halkı bu tapınağa, ibadetlerini yapmak (Kurban kesmek, ilahiler söylemek vb.), tanrılardan yardım ve şifa dilemek, tanrılara şükranlarını sunmak, tanrıların emirlerini öğrenmek, kendilerine rüya veya kehanet aracılığı ile verilen emir gereğince adak sunmak gibi amaçlar için geliyorlardı.
Bu tapınakta iki tür yazının bulunması ilginçtir. “ Apollon lairbenos Kutsal Alanı ve civarında tespit edilmiş olan epigrafik buluntuların büyük bir bölümünü katagraphe (Köle ve özgür vatandaşların tanrıya ithaf edilmesi) yazıtları oluştururken aynı ölçüde önemli bir kısmı da aslında birer adak yazıtı olan günah çıkarma (Kefaret) ya da itiraf (confessio) yazıtlarından oluşmaktadır. Günah çıkarma yazıtları, bu adakları sunan kişilerin samimi itiraflarını barındırmaları nedeni ile tespit edildikleri yörenin sosyal ve kültürel yaşamı hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Katagraphe adı verilen yazıt grubu Anadolu’da sadece Apollon Lairbenos Kutsal Alanı’nda tespit edilmekte ve bu yazıtlar aracılığı ile Apollon Lairbenos’a insan bağışlama şeklinde bir ibadet de karşımıza çıkmaktadır ki Apollon Lairbenos Anadolu’da bu tür bir ibadetin yapıldığı tek tanrı olma özelliğine sahiptir.” ( pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=592)
Sebastopolis,
Sebastopolis,DENİZLİ ili Tavas ilçesinin 19 km. güneyinde bulunan Kızılca Kasabası’nın 2 km. doğusunda yer almaktadır. Yapıların bazı bölümleri yüzeyde görülebilmektedir. Şehrin büyük bölümü erozyon nedeniyle toprak altında kalmıştır. Antik kentin ilk kuruluşu bilinmemekle beraber yüzeydeki kalıntılar Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Kalıntıları, Höyük Tepesi, stadyum ve nekropoldür. Eski tunç çağından beri bir yerleşimi olduğu tahmin edilen höyük tepesi üzerinde duvar kalıntısı yer almaktadır.
1) Höyük Tepesi :
Yaklaşık 150 m. Çapında ve 7 m. Yüksekliğinde bir höyüktür. Kentin akropol bölümünü oluşturmaktadır. Höyük üzerinde bir anıtsal yapının izleri yer almaktadır. Temel izlerinden ve çevredeki frizler ve mimari parçalardan burada şehrin tapınağının yer aldığı düşünülmektedir.
2) Stadion :
Yaklaşık 60x150m. Ölçülerindedir. Yapı ekim önemli ölçüde tahrip olmuş, bazı basamakları kalmıştır. Erozyon nedeniyle taban kısmı dolmuş;güney kısmı kapalı,kuzey kısmı ise açıktır.
3) Nekropolis :
Kentin doğu bölümündedir. Akropolisin 1.5 km doğusunda, yolun sağında ve solundadır. Lahit mezarlar bugün toprağın yüzeyindedir. Yüzeydeki lahitler Roma Döneminin tarihini vermektedir.
Trapezapolis Antik Kenti
Denizli ili, Babadağ ilçesi, Bekirler köyü, Boludüzü mevkiinde bulunmaktadır. Antik kentin kuzeyden güneye doğru uzanan düzlük üzerine, arazinin coğrafi yapısına göre kurulduğu anlaşılmaktadır. Yüzeyde bazı yapı kalıntıları izlenebilmektedir. Yüzeydeki kalıntılar Roma ve Bizans dönemi özellikleri göstermektedir.
Attuda Antik Kenti
Attuda (Hisarköy) Denizli ili, Sarayköy ilçesi sınırları içerisinde ve ilçenin yaklaşık 17 km. güneybatısında yer almaktadır. Antik dönemde, Caria ve Frigya arasında bir sınır kentidir. Çürüksu vadisinde bulunan Tripolis ve Laodikeia’yı Aphrodisias’a bağlayan en kısa yol Attuda’dan geçmektedir. Kentin ilk kuruluşu hakkında kesin bir bilgi bulunmamasına rağmen Lykos vadisinde kurulan kentlerle çağdaş olduğu ve Hellenistik dönemde kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Lykos vadisindeki kentler ile Afrodisias arasındaki ticari, ekonomik ve sanatsal iletişimleri kurmada önemli bir rol oynamıştır. Antik kaynaklarda Attuda’dan Men kültü olduğu, bu tanrıya ait bir tapınak yapılarak tapınıldığı, tapınak içinde at üzerinde tanrı Men ‘e ait heykel bulunduğu yazılmaktadır. Ayrıca, Zeus, Apollon , Dionysos ve Asklepios heykelleri ile Artemis Anaitis kültünün de Attuda’da bulunduğunu antik kaynaklar yazar. Antik kentte imparatorluk öncesi ve sonrasında sikke basılmıştır. (biriyilik.com/gezelim-gorelim-2/tatil-rehberi-gezelim-gorelim-2/attuda-antik-kenti-)
Apollonia Salbace ( Medet Höyüğü ) Antik Kenti
Apollonia antik kenti ve Medet Höyüğü, Denizli ili, Tavas ilçesinin 7 km batısında düz bir ova üzerinde kurulan Medet köyü yerleşim alanı içinde yer almaktadır. Tavas ovasının en verimli arazileri üzerinde kurulan Apollonia, batıda Tabae yolu ile Caria bölgesine, güneyde Sebastopolis yolu ile Likya bölgesine, doğuda Tavas yolu ile Likya bölgesiyle Firigya bölgesine ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir.
Apollonia kentinin kuruluşu ile kesin belgeler bulunamamıştır. Ancak höyük buluntuları incelendiğinde ilk yerleşimin Tunç çağlarına kadar uzandığı ve kesintisiz olarak devam ettiği görülmektedir. Kentin Apollonia adını, Hellenistik dönemde aldığı ve en görkemli dönemini de Roma çağında yaşadığı anlaşılmaktadır. Hadrianus dönemine ait Apollon tapınağının temelleri ve yazıtlar günümüze kadar ulaşmıştır. Kentin MÖ. I. YY. ve MS. I. YY.' lar arasında kendi adına sikke bastırdığı ve sikkeler üzerinde tanrısal motiflerin olduğu görülmektedir. (https://www.pamukkale.gov.tr/tr/content.asp?id=596 )
Tripolis Antik Kenti
Tripolis Antik Kenti; Denizli merkezine 40 km. uzaklıktaki Buldan İlçesi, Yenicekent Kasabası ile Menderes Nehri arasındaki yamaç üzerinde kurulmuştur.
Tripolis, batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege’ye güneydoğusundaki Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi’nde kurulmuş olan çağdaşı Laodikeia’ya 30 km., Hierapolis’e ise 20 km. uzaklıktadır.
Tripolis Antik Kenti Denizli İli, Buldan İlçesi, Yenice kent Kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent Lydia, Phrygia ve Karia Bölgeleri’nin sınırlarının birleştiği alan üzerinde ve Maiandros Nehri’nin hemen kıyısında kurulmuştur.
Kaynaklar kentin Lydialılar tarafından kurulduğunu ve Lydia Bölgesi’nin sınır kenti olduğunu belirtmektedir. Bazı bilim adamları kentin Attaloslar tarafından kurulduğunu söyler.
Kentin en eski ismi Apollonia olarak bilinmektedir. Uzun bir süre bu isimle anılan kentin ismi bir süre Antoniopolis olarak değiştirilmiştir. Augustus Dönemi’nde kentin artık Tripolis olarak anılmaya başlandığı yazıtlar ve sikkelerden anlaşılmaktadır. Kent en parlak çağını Roma Dönemi’nde Tripolis adını aldıktan sonra yaşamıştır. Bizans Dönemi’nde ise bölgede önemli bir piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. Bundan sonra kent Diribol adıyla daha kuzeye taşınmasına kadar uzun bir dönem boyunca Tripolis olarak varlığını sürdürmüştür.
Kent üzerinde yapılmış olan bilimsel çalışmalar son derece sınırlıdır. Bugüne kadar yalnızca yüzey araştırmaları ve sınırlı kazı çalışmaları yapılmıştır. 1993 yılında Denizli Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca yapılan küçük çaplı kazı, kentte gerçekleştirilen tek kazı çalışmasıdır. Bu kazı kentin güney alt bölümünde yer alan bir cadde üzerinde yapılmıştır.
Bu çalışmaların sonrasında 2007 yılından itibaren Tripolis Antik Kentinde, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünden Yard. Doç. Dr. Aytekin Erdoğan’ın bilimsel başkanlığında bir ekip tarafından kapsamlı çalışmalara başlanmıştır.( arkeoloji.ege.edu.tr/KlasikWEB/Projeler/tripolis. )
TRİPOLİS’İN BAŞLICA YAPILARI:
Tripolis Tiyatrosu :
Antik kentin mevcut yerleşiminin merkezi bir bölgesine inşa edilmiştir. Grek tiyatrosu tipinde araziye uygun inşa edilmiş, Roma mimari tarzında yapılmıştır. Tiyatro üç bölümden oluşmaktadır.
Tripolis Hamamı:
Tripolis Tiyatrosu’nun 200 m. batısında bir düzlük üzerinde bulunmaktadır. Geç dönemde kenti çeviren sur duvarının dışında kalmıştır.
Şehir Binası :
Hamamın yaklaşık 200m. güneyinde yer almaktadır. Üst yapısı tamamen yıkılmıştır. 40X65 m. ölçülerinde büyük bir yapıdır
Apsisli Yapı :
Şehir Binası ile Tiyatro arasındadır. Dikdörtgen planlı yapının kuzey duvarının iç kısmı apsisli olduğundan bu ad verilmiştir. Yapının üst bölümü tamamen yıkılmış harap durumdadır.
Kale ve Surlar :
Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi’nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir.
Su Yolları :
Tripolis Antik Kenti her ne kadar Menderes Nehri kenarında kurulmuş olsa bile, kentin ihtiyacını karşılayacak olan gerekli suyu, kente 25 km. uzaklıkta bulunan şimdiki Güney İlçesi yakınındaki kaynaktan temin etmişlerdir. Kaynak ile Tripolis arası dağlık ve engebeli arazi olduğundan bu güzergahta su yortusunu, tünel, künk ve kemer izlerinin kalıntıları bulunmaktadır.
Nekropol :
Antik Tripolis Kenti’nin doğu ve güney yamaçları Nekropol
Alanı olarak kullanılmıştır. Dik ve meyilli tepelerin sarp kayalık
bölgelerinde, kayaya oyulmuş kaya mezarları bulunmaktadır. Ayrıca alt kısmı
podyumlu, üst kısmı lahit şeklinde mezarlar yer almaktadır.