Aslında ikisi de uçlar da diyebilirsiniz ama sormak isterim. Her ne kadar cevabını almak pek mümkün olmasa da... Acıyla barışık olmak mı acıya meydan okumak mı? Belki de gerektiğinde her ikisi de... An gelir acıyla barışık olmanız gerekebilir yani acıyı kabullenmekle karşı karşıya kalabilirsiniz. An gelir, savaşçı bir ruhla acılara, zorluklara meydan okursunuz. Kimi zaman sabırla, tevekkülle, "hikmetinden sual olunmaz" diyerek kimi zaman da belki "bu da gelip geçer, dayan" diyerek... Bazen de "ben bununla da baş ederim" deyip hayatın getirdiği zorluklarla, acılarla baş etmenin yolunu bulursunuz bir şekilde. Söylemesi kolay diyebilirsiniz ama söylemek de önemli bir telkin ve tavsiyedir ki bu tür telkinler de olumlu düşünmeye yardımcı olabilir. Hayat bazen kimileri için o kadar zorlaşır ve duyunca içinizi o kadar acıtan yaşanmışlıklar vardır ki sizi de derinden etkiler, o yaranın sızısını derinden duyarsınız. Acıya ortak olursunuz bir nevi. Bu da insanca bakmanın, empati yapmanın bir sonucudur. Herkesin yaşadığı acılar ve zorluklar karşısında tepkisi ve dayanma, mücadele etme gücü aynı değildir elbette. Farklı kişiliklere, iradeye, yaşadığı ortama göre değişir. Yaş, cinsiyet, duygusal durum gibi etkenlerden de söz edilebilir. Belki bizi çevreleyen sevgi, saygı, değer görme duygusunun konforu içerisinde zorluklarla mücadele etmemiz daha kolay olabilir. Yaşımız, yaşadıklarımız, sevdiklerimizin varlığı, onların bilinçli ve sevgi dolu yaklaşımları, acı ve zorluklarla doğru bir şekilde mücadele edebilmemizde, dayanıklılığımızda önemli etkenlerdir. Her birimiz nice zorlu sınavlardan geçiyoruz hayat yolculuğunda. Hastalıklar, sevdiklerini kaybetme, başarısızlıklar, yaşadığımız ülkedeki sorunlar vs. Yeri geldikçe sabrı, dayanabilmeyi, gerçekçi olmayı, mücadele etmeyi ve daha birçok olumlu duyguyu telkin edip, tavsiye ediyoruz birbirimize. Bu tavsiyeler, telkin ve öğütler elbette ki yaşamımızı kolaylaştırıyor ve bir nebze de olsa etkili oluyordur ancak güzel bir sonuca varmanın yolu yine bizim iç dünyamızdaki huzurdan, hayatla barışık olmaktan geçiyor. Etrafımızı birçok olumsuz şey kuşatmışken iyilikleri, güzellikleri görmezden gelmemeliyiz. Aksi takdirde hayata bakış açımızı daraltır ve hayatımızı karartırız. Aydınlığa çıkabilmek, aydınlık düşüncelerden geçer. Birbirimize iyiliği, sabrı, hoşgörüyü, sevgiyi tavsiye edip her olumsuzluğa rağmen yaşama tutunabilme iradesini gösterebilmekten geçer. Üzgünüm! Gerçek şu ki savaşları, acımasızlığı, bilinçsizliği ve daha birçok olumsuzluğu bir anda azaltamayız. İnsana doğru yolu göstermek, dünya, kainat yaratılalı beri zor olmuştur ve olmaya devam edecektir. Ama biz iyilikten, doğruluktan, güzel ve yararlı olandan umudumuzu kesmediğimiz sürece bu duygularla inşa edilecek bir geleceğe kavuşabiliriz. Bir ve beraber olursak, iyiliğe olan inancımızı korursak umut vardır hep. Olumsuzluklar, acımasızlıklar tamamen son bulmasa da inanç ve mücadelemizle, bilincimizle daha yaşanılır bir dünyaya kavuşabiliriz. Daha yaşanılabilir bir dünya için güzel duygu ve düşünceleri hâkim kılabilmek dileğiyle!..

30.06.2025