CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE BAŞKANLIK SİSTEMİ
 
     65. Hükümet programında; başkanlık seçimi, yeni anayasa, yeni projelere imza atma, paralel yapıyla mücadele, terörle mücadele gibi en mühim konulara değinilmişti. 24 Haziran 2018 Pazar günü Türkiye’m için yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de halk güvendiği insandan yana oyunu ve tercihini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İLK Başkanı da “Recep Tayyip ERDOĞAN” oldu ve Türkiye’nin İlk Başkanlık Sisteminde, ‘İlk Başkan’ olarak tarihe imza attı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı derken nihayet başkan oldu. ‘REİS’ hitabı ile halkının reisi oldu. “Vakit Türkiye Vakti” sloganıyla çıktığı yolda il il halkını gezerek cesareti ve milletin iradesiyle yol aldı reis.
     Milletimiz için en elzem konu, terörle mücadelenin önlenmesidir aslında. Önce insan, önce maneviyat, önce birlik beraberlik… Terör sadece bir ülkeyi yok etmek ve toprakları ele geçirmek isteyen silâhlı saldırı faaliyetlerinden ibaret değildir. İnsana madden ve manen zarar verip yıpratan her eylem teröre girer.
     Cinsel saldırılar, çocuk istismarı, aile sisteminin çöküşü, manevî değerlerimizi yok eden televizyon programları ve diziler, yalan haber yayınlayan medya, doğal hayata zarar veren kimyasalcılar, vatana ihanet eden içimizdeki hainler, hırsızlık ve daha fazlası birer terördür aslında. Çocuk dünyaya getirip çöpe atan küçük yaştaki genç kızlarımız vicdan azabı duymazken gün geliyor bir köpek poşette bulduğu insan yavrularını bulup yemeden polise yardımcı oluyor. Kimi zaman iki ayaklı hayvanlar çoğalıyor etrafta. İki ayaklı hayvan dediğim de insandan kastımdır. Hayvan dediğimiz bir köpek bile yangında, selde mücadele edip canını tehlikeye atarak o doğurduğu yavrularını teker teker ağzıyla dişleri arasında incitmeden yavrularını kurtarıp o canları annesiz bırakmıyor.
 
     Gündemde siyaset, taciz, yabancı paranın yükselişi, cinayetler, başkanlık seçimi, çocuk kaçırmaları, organ mafyaları derken her gün farklı konuda haberlerle güne uyanırız. Ben siyasetten hiç anlamam, güçlü yorumlar yapamam yaşım itibariyle. On sekiz yaşımı doldurduğumdan bugüne dek benim gençliğimde güçlü bir AK Parti iktidarı vardı hep. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mustafa Kemal ATATÜRK ile güçlüydü, Türkiye’nin tek partisiydi CHP çünkü Atatürk bu partiyi kurmuş ve arkadaşlarıyla iyi işler yapmıştı. Günümüze baktığımızda halkımızın dilinden: CHP şimdi koltuk davasında, kendi içindekileri yönetmekten aciz, bir çivi bile çakmadı ülkemiz için, Atatürk mezarından çıkıp da bugünleri görseydi kendi partisinden utanırdı, Erdoğan cesareti ve millet iradesiyle ‘TEK ADAM’ oldu.  Atatürkçüyüz deyip aslında terör örgütlerini destekleyenler ve zorla onlar için oy tehdidinde bulunanlar var aramızda. Atatürkçü olup Atatürk İnkılâplarını sayamayan insanlar var…” yorumlarını duyarsınız.
     Ben siyasî yorum yapamam ama ülkem için yapılanlara bakarım. Lâfa değil işe bakmak gerek. Yüksek makamlara gelip bir çivi çakarak dahi iyilikte bulunan, adam gibi adam olanlar, hitabeti ve diksiyonu düzgün olup tane tane konuşanlar, dik durarak siyaset işinde korkusuzca kefenle bu yola çıkanlar, millet ve bayrak bilinciyle yetişenler, milletin duasını alıp inancı sağlam olanlar var olup çoğaldıkça bir ülke huzurla büyür. Zordur lider olmak, önce o koltuğa lâyık olmak için ülkenin güvenini ve duasını almak gerek. Türkiye’m adına hep güzellikler ve iyi insanlar çoğalsın, diyorum.