…dört gonca gül’ün aziz hatırasına…

Koçyiğitler doğuyor geceye güneş gibi
Karanlığı yırtıyor, yıldızlara eş gibi

Toprağa akıtıyor o mübarek kanını
Vatan için veriyor bedenini, canını

Uzayıp giden yollar yolcusuna ağlıyor 
Hüzün yüklü ağıtlar yürekleri dağlıyor

Asuman bile ağlar gidenlerin yasından
Şehitler içip kanar âb-ı hayat tasından

Giden şanlı yolcuya ağla gözlerim ağla!…
Güller boynunu büktü, kardeş karalar bağla!...

Yürekler yangın yeri, yanıyor çıra gibi
Vicdanlar buz kesiyor, kanıyor yara gibi

Göze perde inse de bayrak gökten inmesin
Yuva yıkan kahpenin acıları dinmesin

Zalimleri boğacak anaların gözyaşı
Mezar olacak size yurdumun dağı, taşı,

Sevinmesin hainler bir ölür bin doğarız
Bize kefen biçene kurşun olup yağarız

Ey şehit oğlu şehit, gençliğine doymadın!...
Siper ettin gövdeni, yurda hain koymadın

Peygamber müjdesine mazhar olan yiğitler!…
Bu toprak kanınızla vatan oldu şehitler!...

Hakkâri Dağları’nda kanıyor gonca gülüm
Rabbim zulmedenlere göklerden yağdır ölüm!…

Toprak açar koynunu, dağlar acıdan inler
Gülmesin yüzümüzü güldürmeyen zalimler!..

Acılı analara sen sabır ver Allah’ım!...
Şehitlerin önüne cenneti ser Allah’ım!...

Kaybeder tacı, tahtı gün doğunca karanlık
Vatan için ölmektir en büyük kahramanlık…

 

M. NİHAT MALKOÇ