Çocuktum. Büyüdüm. Şimdi çocuklarımı büyütüyorum ve diğer çocuklarımı yani öğrencilerimi de hayata hazırlamaya çalışıyorum. Onların duygu ve düşüncelerini çoğu zaman gözlerinden okuyabiliyorum. Sıkıldıklarını, üzüldüklerini ve en önemlisi de sevgilerini okuyabiliyorum bakışlarından. Tabii, söylemesi zor ama sevilmediğinizi de hissedebiliyorsunuz bazen. Ya da öyle hissediyorsunuz o anda. Belki bana değildir o sevgiyi hissettirmeyen bakış. Belki genel olarak hayatadır. O güne özgü bir ruh halinin yansıması da olabilir. Olumlu düşünmek istiyorum. Soğuk bir duruşu ve bakışı hemen sevgisizliğe yormak istemiyorum. Kalp bu! Sevgisizlige geçit vermek istemiyor. Hele ki öğretmenseniz sevgi dolu bakışlarla karşılanmak ve uğurlanmak istiyorsunuz. Öğretmenlik; sevgi, sabır, emek, hoşgörü ve kendini geliştirmekle yürütülebilecek bir meslektir. Hatta bunların içinde en önemlisi; çocuklara duyduğunuz sevgidir; onlara değer vermeniz ve onlarla hayatı yeniden keşfetme heyecanını duyabilmenizdir. Öğretmenlik; çocukların dünyasında içtenlikle misafir olabilmek ve onlara kalplerinizde özel bir yer ayırabilmenizdir. Çocukları anlamak ve hayatlarına güzel anlamlar katabilmektir. Öğretmenlik mesleğini düşünenler, önce çalışma takvimine, güvencesine değil; kalplerine baksınlar. Çocukları anlama ve kalplerinde bir yer edinme sanatında yani "sevme sanatı "nda hünerliler mi? Öğretmenlikte başarının kapıları sevgiyle açılabilir. Anahtarınız sevgi olursa, çocukların kalplerinin ve ufuklarının kapılarını açabilirsiniz. Tüm kapıları açabilecek "sevgi" anahtarını kalbinizden eksik etmeyin.