Derdimi anlatırım, yüce dağda çiğdeme,
Sedâ verirken dağlar çiğdem boynunu büktü.
Kırk yıldır bekliyorum sakın vefâsız deme,
Hasretinle gözlerim hergün yaşını döktü.

Seni sevmekten öte o masum gözlerini,
Yudum yudum içerken inan ki doyamadım.
Ahu gözlüm desem de duymadım sözlerini,
O kadar çok oldu ki günleri sayamadım.

Saymadım dertlerini attığın kuyularda,
Yusuf-u zindân bilip çilelerini çektim.
Gelişini beklerken kayboldum sayılarda,
Sinemdeki yerine hüzün çiçeği ektim.

Dert ortağım diyerek hasbihâl ettim dünü,
Dünün buruk acısı yüreğime taht kurmuş.
Unutmam kolay değil terk ettiğin o günü,
Canânımsın dediğim beni sırtımdan vurmuş.

Çiğdem çile çiçeğim, benim ahvâlim böyle,
Yüzüm gülse de inan içerim kan ağlıyor.
Aşikâr etme beni mezar taşıma söyle,
Gurbet denen bilinmez yollarımı bağlıyor.

*