Cevap
 
Cenap’ın bir mektubuna –
“Bâri oldun mu, bâri sen mes’ûd?
Diye sordun, nazarlarında
“Hayır, Olamazsın!” diyen fütûr-âlûd
Bir tebessümle… Bence lâyıktır
 
Olamazsak ne sen ne ben mes’ûd!
Ne diyordun bak; âdem evlâdı
Canlı bir cife, bir yürür pıhtı.
Salya, yâhud yalan kusan bir ağız;
Bir taazzuv ki kan, irin yalnız
 
Kocaman bir karın, küçük bir baş;
Az düşün, çok ye, dâimâ uğraş!
 
Kalbi ümmid ü hırsa çâh-i şüûn:
Hırsı, ümmîdi at, mazîka-i hûn.
 
Beyni bir muztarib cihâz-ı asab;
Onu kaldır, kalan çürük bir kab.
 
Bir sinir pençesinde her meyli;
Her gülüş bir teşennüc-i adalî.
 
Zillet, üstünde bir cilâ-yı gurûr,
Dâimâ aç bir ihtiyâc-ı akur,
 
Dâimâ kirli, kirlenen bir el;
Dâimâ alçak, alçalan bir emel;
 
Dâimâ zorlıyan, kıran, deviren,
Mahveden… Sonra mahvolan bir ten.
 
Böyle bir zehre karşı sen: “Mes’ûd
Olabilirdim.” desen de hulyâdır,
Olamazsın; o pek zılâl-âlûd
Bir tevehhüm ki ayn-ı rüyâdır…
Olmaz anlıyan, gören mesûd!
 
– 7 Kânunusani, 1321 –