Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün
Remel – + – – / – + – – / – + – – / – + –
 
1. çeşme-i la‘lüñ görüp dedüm safâ bu sudadur
 anuñ-içün âb-ı hayvân dâyimâ busudadur
2. neçe şerh edem göñül hâlini çeşm ü gamzeñe
 kim biri dâyim gazabda birisi uyhudadur
3. eyleyen çîn ü hoten sevdâsını geldi esen
 gelmedi göñlüm meger kim zülf-i ‘anber-bûdadur
4. kimse düşde göre deyü zülf ü hâl ü gamzeñi
ıztırâb üzre beden dil gamda cân uyhudadur
5. hecriyâ âhir muhakkak kim hat-ı dilber gibi
 başuma bir bir geliser her ne kim yazudadur
 
.
1 Dudağının çeşmesini görüp “Saflık, duruluk bu sudadır.” dedim. Onun
için gençlik ve ölümsüzlük suyu hep pusudadır/gizlidir.
2 Gönül hâlini, gözünle öldürücü bakışına nasıl anlatabilirim; çünkü biri
hep öfkelidir, biri de hep uykudadır.
3 Çin ve Hoten sevdasında olan sağ salim geldi de gönlüm geri
dönmedi; anlaşılan o, anber kokulu zülüfte kaldı.
4 Bir kişi senin saçını, benini ve bakışını düşte görecek diye, beden
titreyip acı çekmede, gönül dertler içinde, can ise uykudadır.
5 Ey Hecrî, sonunda mutlaka benim için ne yazılmışsa sevgilinin ayva
tüyleri gibi bir bir başıma gelecektir.
 
 
Ömer ZÜLFE, HECRÎ Kara Çelebî Muhyi’d-dîn Mehmed [ö. 1557], DÎVÂN, Ankara 2010, https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10618,hecripdf.pdf?0