CERİDE
Osmanlıca yazılışı : cerid, ceride - جرد - جرده
Sözlüklerdeki anlamları: cerid, ceride: Resmi dairenin büyük hesaplarının kaydedildiği defter. [1] Gazete, zabıtname, tutanak, suvâri kolu[2] anlamlarına gelir.
Bun mukabil ceride kelimesinin akla ilk gelen anlamı önü ve arkası da yazılan defter demektir. Bu defter kâğıt yelpaze gibi dürülen, vakaların hadiselerin, fezlekelerini tutan, resmi dairelerin hesaplarının kaydedildiği defter, olayların özetlerini içeren defterler, tutanak defteri, kayıt yapılan defter manalarında iken bu anlama yakın olduğu için gazete için kullanılan bir kelime olmuştur. Eski devirlerde ceride i
le cönk eş anlamlı olarak kullanılmış, kayıt defteri, tutanak defteri, vukuat kaydı anlamlarında da kullanılmıştır.
İlk resmi gazetemize “ Ceride-i Havadis” denmesinin nedeni de budur. [3] Bu tabir divan şiirimizde bu anlamlarına yakın anlamlarda ama benzetme amaçlı olarak da kullanılır. Sevgilinin nazarları, kalbi, yüzü, gönlük haberler yazan, cerideye benzetilmiş veya ceride ile bu unsurları arasında alakalar kurulmuştur.
Şerh etmede ceride-i sad pare dili
Her zahm ı hun feşanı dehan söylerim sana Sami
Kalbin yüz parça olmuş, defterini şerh etmek için, kan saçan her yarayı konuşan bir ğaız gibi sana gösteririm.
Değil ceride-i eşar sanki cilve eder
Niğar hane-i Erjeng içinde bikr- i hayal Şeyh Galip
Onun taze, el değmemmiş, bakir hayalleri şiir defteri gibi şiir söylemiyor sanki cilveler ediyor.
[1] https://www.luggat.com/Ceride/1/1
[2] https://www.osmanice.com/osmanlica-4751-nedir-ne-demek.html#:~:text=cerid%2C%20ceride%
[3] A. Talat Onat, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB, İst. 1996- shf 157