Ötmez oldu bahçelerde artık bâğ-ı hezâr
Ateş düştü hânümana etrafta âh u zâr

Fürûzân çehrelerin elvânı soldu bir bir
Şehr-i kabristana vâsıl oldu nur-u ezhâr

Hâcerlerin zahmetle dünyâya getirdiği
Evlâtları girdâbında yuttu zulm-ü ebhâr

Cennet yüzlüler atıldı gayyâ kuyusuna
Kuyu taştı yüreklere doldu âb-ı enhâr

Nehrin kucağındaki sandûka taşımadı
Gönüller taşa dönüştü oldu câh-ı mezar

Çünkü ateş dönüşmedi çiçek bahçesine
Bulutlarla bir hüzne kalboldu leyl ü nehâr

Sevgiyi gözeten gözlerin güneşi söndü
Feri kalmadı karanlığa gömüldü envâr

Vardır elbet hak ve hakîkatin bir mîzanı
Adâletin tesis edildiği dâr-ül karar