Çanakkale Sevdalısı Bir Şaire
O'nu tanıdığım günden bu yana şiirlerim değişti, yazılarım değişti, hayata bakış açım değişti. Bazen O'na çok kızdığımda oldu. Neden mi? Yazdığı her yeni şiirini okuduğum zaman kendi kendime " Nasıl oluyor da benim düşüncelerimi benden önce kaleme alıyor?" diye hayıflanmıyorum dersem yalan olur. O'nun şiirlerindeki sadelik, akıcılık, tutarlılık kelimelerle anlatılacak şey değil.
O güzel bir insan, güzel bir anne, hakikatli bir vatansever, kaybedilmeyecek kadar değerli bir dost ve her şeyden önce muhteşem bir şaire. Kalem O'nun ellerine çok yakışıyor. Söylenmeyeni söylüyor. Dahası tutkuyla Çanakkale'mizi seviyor.
Fahri elçimiz. Kendileri Tıp Doktoru olmalarına rağmen Türk Diline, Türk Kültürüne adamış hayatını.
Dr.Afaq Shıxlı hanım; Azerbaycan' lı Türk kardeşlerimizden biri. Moskova'da yaşıyor. Ama biliyorum ki ruhen aramızda. Sözü uzatmanın manası da yok. Bırakayım da kendisi anlatsın Çanakkale sevdasını. Diyeceğim o ki; Afaq Shıxlı hanımı tanımak benim için büyük bir onur.
Çanakkale şehitlerinin aziz ruhlarına ithaf olunur.
Bir şehir buldum ki, ikinci vatan!
İkinci torpağım, ikinci yurdum.
Güzeller içinde seçilmiş güzel,
Gitsem bu şehirden, artacak derdim!
Ben bu şehirden ayrıldığımda
Hasreti kalbimi dağıtır, serer.
Gündüzleri gitmez hiç hayalimden,
Geceler düş olur, rüyama girer.
Havası sıcaktır, ilkbahar gibi,
Mavi bulutları lüle, lüledir.
Bu şehir sımsıcak ana koynudur,
Bir destan ki, adı, Çanakkale’dir.
Gezdikçe gezilir, doyulmaz ona,
Doyulmaz, yılların hasreti vardır.
Yaralı kalbimin her sayfasında
Burdaki erlerin gayreti vardır..
Şehit kanlarıyla yıkanan şehir! -
Büyük tarihimin dertli balası!
Yiğit oğulların uyuduğu yer!
Türklüğün, mertliğin düşmez kal’ası!
Şehitlik! Şehitler beşiği toprak!
Göğsüne sinmiştir “al” şehit kanı.
Sinende yeşeren otlar da şehit!
Ruhların havası sarmış dört yanı.
Gezerim çevreyi, dolaşırım ben
Her karış toprağın bir yaddaşı var.
O meşhur savaşın olduğu yerde
Binlerce yiğidin mezar taşı var.
Kırılgan yüreğim od tutub yanar!
Sanki taşlar bile haykırır: Vatan!
Meğer ölümsüzmüş şehit olanlar,
Duyuyorum burda yatanları ben:
- Gün olup ömrüne ışık saçsaydım!
Kuş olup göklerde azat uçsaydım!
Sadakat bağında çiçek açsaydım,
Koparmazdı beni, yel şehidim ben!
- Keşke yel olsaydım tellerin için,
Bir çiçek olsaydım ellerin için.
Bensiz yaşanacak yılların için
Ağlama, gözünü sil, şehidim ben!
- Yazılmış alnıma bu baht karalı...
Koyup gittim seni kalbi yaralı.
Bir yamaçtayım ben... Senden aralı!
Götürecek beni sel, şehidim ben!
-Sanki yüz asırdır, öz yaşım benim...
Torpağa karıştı göz yaşım benim...
Bir mezar taşıdır yoldaşım benim,
Son defe yüzüme gül, şehidim ben!
- Kim kalır dünyada... herkes konaktır!
Çektiğim cefalar belki sınaktır?!
Sabırla sevenin sevdası haktır!
Seni sevdiğimi bil, şehidim ben!
...Neler söylediler, ah neler... neler...
Anadan ayrılmış, kuzular, meler.
Gelir kulağıma bir ezgi gibi
Sessiz iniltiler, sessiz ninniler...:
- Hasretim yarimin bakışına ben,
Kıymazdım bir damla gözyaşına ben.
Ben bittim, ayrılık bitmek bilmedi...
Alıştım bu hesret yağışına ben.
- Geçip gitti yıllar zaman, ne kaldı?
Şehitler göç etti, zemane kaldı...
Hasrete o kadar gargış eyledim,
Yine buluşmamız zamana kaldı.
- Bir bahar istedim, bir ılık nefes...
Ne boran kurtardı, ne kar kurtardı.
Canımı almaya koşuyor her kes,
Ne Tanrı kurtardı, ne yar kurtardı...
- Tabibpler bilmedi kalpte yare var...
Çaresiz dertlere, kimde çare var?
Herkes öz derdinde kim nerden bilsin,
Burada kahrolan bir biçare var!
...Tanrım! Sele döndü gözümde yaşlar...
Toprağın bağrına közler düşüyor.
Duydukça ruhların garip sesini
Dilimden, sızlayan sözler düşüyor:
“İlahi, görürsün her şeyi özün!
Yumruğu başlara, gel, taç eyleme!
Değiştirme yerin eğriyle düzün,
Bir merdi namerde muhtaç eyleme!
Ey Allah’ım! Yamanlardan,
Şüphelerden, gümanlardan,
Ağır, çetin zamanlardan
Koru bizi, koru bizi!
Bize eğri bakanlardan,
Dünyamızı yıkanlardan,
Ahde hilaf çıkanlardan
Koru bizi, koru bizi!
Fitnelerden, yalanlardan,
Araya kin salanlardan,
Yağmalardan, talanlardan
Koru bizi, koru bizi!
Koru bizim ülkemizi!
Koru bizim Türk’ümüzü!
Bırakıp evinle eşiğin ninni!
Çekmişsin vatanın keşiğin ninni!
Anasız, babasız yatan şehidim!
Çanakkale olsun beşiğin ninni!”
Bu da bir hatıra, bu da görüşme...
Ayaklar götürür, yürekse gitmez.
Burada ebedi kalma isteğim
Bilmem ki nedendir... kamına yetmez.
Şimdi ben bir soğuk, buz diyardayım...
Ruhum da gariplik kefeni giymiş.
Ne kadar çekse de beni bu hayat
Yüreğim şehitler yurdunda imiş!
21.01.13.
Moskova
bercinmustafa@gmail.com
Erdal Atmalı