- Eğirdir Gölü ve Doğal Güzellikleri
- DATÇA VE KNİDOS ANTİK KENTİ
- ALANYA'YI GEZELİM Mİ ?
- Antalya'da Çağlayanlar
- İl il Türkiye
- Antik Kentler
- Gezelim Görelim
BURDUR
Güneybatı Anadolu'da Göller Bölgesinde, yüzölçümü 6883 m², güneyinden Antalya, batısından Denizli, güneybatısından Muğla, kuzeyinden Afyon, kuzeydoğudan ise Isparta ile çevirmiştir.
İl arazisinin %2.7'si yayla, %19'u ova, %60.6'sı dağlık, %17.6'sı ise engebeli arazidir. İlin genel yüksekliği (ortalama) 1000 metredir. Batı Torosların uzantıları üzerindeki Boncuk Dağları, Elmalı Dağı ve Katrancık Dağı, doğudan yine Batı Torosların uzantısı olan Kuyucak ve Dedegöl Dağı, kuzeyden Burdur Gölü ve Karakuş Dağ Sırası, batıdan ise Acıgöl ve Eşeler Dağları gibi doğal sınırlarla çevrilidir. Şehir merkezine bağlı; 2 belde, 47 köy ve 34 mahalle bulunmaktadır. Yıllık nüfus artış hızı yüzde 0.6'dır.
Şehir Merkezi Şehir Nüfusu Köy Nüfusu
2011 70.326 152.408 98.119 250.527
BURDUR'A ÖZGÜ KÜLTÜREL UNSURLAR
Burdur, Teke Yöresinin kültür başkenti konumundadır. Teke Zortlatması, tekenin hareketlerini anlatan bir oyun olup ilimize özgüdür. Ayrıca Teke Zeybeği, Serenler Zeybeği, Al Yazma Zeybeği, Avşar Zeybeği, Kezban Yenge, İğdem Düştü ve Gabardıç gibi oyunlar tanınan oyunlarıdır. Bu oyunlarda Cura, Kabak Kemane ve Sipsi en çok çalınan enstrümanlardır.
Antalya ve civarında dokunan "Döşeme altı" tipi halılar daha çok rağbet görmektedir. Bunun neticesinde Burdur'un Antalya'ya yakın olan bölgelerinde (Kocaaliler) turistlere yönelik kök boyaların kullanıldığı küçük ebatta halılar dokunmaktadır. Burdur'un bilhassa köylerinde kök boyalarla boyanmış olarak dokunan kilimler, halılara nazaran daha şanslı durumdadır. Geçim kaynağının yanı sıra günlük kullanım aracı olmasından dolayı hemen hemen her evde kullanılan bu kilimler yün veya kıldan dokunmaktadır.
Geleneksel Türk motiflerini taşıyan kilimlerin yanı sıra Heybe, Tuz Torbası, Kur'an Çantası, Seccade, Sofa Altı ve Divan Yastığı da yapılmaktadır. Burdur'da dokunan kilimlerin içinde en ünlüsü Yeşilova Kilimleridir.
Testi kebabı, Burdur şiş,cevizli Sucuk, ceviz ezmesi ve Burdur muhallebesi yöreye özgü yemek ve tatlılardır.
Burdur'da Yapmadan Dönme!
İnsuyu mağarasını görüp, şifalı suyundan içmeden,
Sagalassos Antik Kentini görmeden,
Burdur arkeoloji Müzesini ve il merkezindeki Osmanlı Dönemi sivil mimari örneklerinden Taşoda Etnografya Müzesini, Bakibey Konağını ve Çelikbaş Konaklarını ziyaret etmeden,
İl merkezi, Yukarı Pazar Semtinde üretilen "ceviz ezmesi" olarak adlandırılan ceviz tatlısından, Burdur'a has "Burdur şiş" ten ve Sagalassos Antik Kenti yolu üzerinde yöreye has süzme yoğurt ile alabalık yemeden,
Bakırcılar çarşısında, hediyelik bakır eşya ve Burdur Alacası sipariş vermeden,
...Dönmeyin.
https://www.google.com.tr/imgres?q=burdurun+tarihi+
TARİHÇESİ
TARİHÇESİ
Söylencelere göre Burdur'un adı Rumca ve Latince “Ezostas! (Burada dur!)” kelimesinden gelir. Türkmenler buraya gelince Rumcadaki anlamınını Türkçesi olarak burdur demişledir. Kimi kaynaklara göre Burdur'un eski adı “göl kenti” anlamına gelen “Limonobria” sözcüğünden türemiş, Limobrama” iken “Burdur” 'a dönüşmüştür. (1)
Prof.J.Mellaart tarafından Hacılar’da yapılan kazılar Neolitik kültürün M.Ö.7000 yıllarına inmektedir. Prof.Dr.Refik DURU tarafından yapılan kazılarda Anadolu’nun ilk heykelcikleri olarak bilinen ANA İLAHE’yi temsil eden pişmiş toprak figürünler ve süs eşyaları bulunmuştur.
Kalkoletik çağa ait taş,kemik ve ağaç aletler, Kuruçay Höyükte bulunan madeni keskiler,ok uçları, Uğurlu Höyük,Kızılkaya Höyük,Karamanlı Çamur Höyük,Tefenni Beyköy Höyükte bu çağı destekleyen malzemeler bulunmuştur. Eski tunç çağında da Burdur da yerleşkelerin kuurlmaya başladığı Burdur'un Psidia bölgesinde oluğu, bilinmektedir.
Burdur, M.Ö. 2000 yıllarında ARZAVA konfederasyonunun siyasi merkezi olmuştur .M.Ö.17. yüzyıldan sonra Anadolu'da Eski Hitit Çağı başlar. Bu çağlarda Pisidia, Pamphylia ve Likya bölgelerinde Arzava Krallığı hüküm sürmektedir. Hitit İmparatoru II.Murşil'in Arzava Kralı Uhhaluiş'i mağlup etmesiyle son bulmuştur.M.Ö.1200 yıllarında Ege üzerinden gelen kavimler Hitit Devletini yıkmışlar ve Anadolu'da yerleşmişlerdir. Asur kaynaklarında Muşki adıyla görülan bu kavmin Frigler olduğu kabul edilmektedir. (2)
M.Ö. 8.yy’da Pisidia’nın batı bölgesi Friglerin hakimiyetine girmiştir. Yarışlı Gölü’ndeki yerleşim yerinde Frig keramiklerinin bulunması bu tezi desteklemektedir. M.Ö. 696-676 Frig devletini yıkan Lidyalıların bölgeye hakim olduğunu görüyoruz.M.Ö. 546 yılında Lidyalıları yenen Persler,bölgeyi ele geçirmişlerdir. M.Ö. 334’te Büyük İskender,Persleri mağlup ederek tüm bölgeyi ve Anadoluyu işgal etmiştir. M.Ö. 323 yılında ölümü,imparatorluğun paylaşılmasına sebep olur. Bölgeye, M.Ö. 321 yılında komutan Antigonos hakim olur. Fakat M.Ö.301 yılında İpsos Savaşında Selefkoslulara yenilince ülkesini kaybeder. Selefkoslardan sonra bölge,Bergama krallığına ve daha sonra da Roma’ya bağlanır. Bu durum, M.S. 395 yılına kadar devam eder. Bu yıl Roma İmparatorluğu ikiye bölünür; bölge Doğu Roma(Bizans) idaresine girer. Bu durum M.S. Xl yy. sonlarına kadar devam eder ve bu tarihten itibaren Türk hakimiyeti başlar. Roma çağında Psidia’nın her tarafında kesif bir yerleşme vardır. Bir çok yeni şehir kurulmuş, eski merkezler yeniden onarılmıştır.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra ise bölge; sırasıyla Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlıların hakimiyeti altına girmiştir. Anadolu’ya yayılan Oğuz boyları muhtemelen 1075’lerde o zaman Psidia diye adlandırılan bölgeye ve Burdur’a yerleşmeye başladılar. İlk yerleşim yerleri Şekerpınarı-Hamam bendi mevkii olmuştur. Çoğunluğu Kınalı aşiretinden olan Türkmenler, en az 2000 çadırdan meydana gelen bir toplulukla yerleşim yerleri kurmaya başladılar. Başlangıçta kendi başlarına hiçbir devlete bağlı olmadan ve komşuları olan Bizanslılarla mücadele ederek varlıklarını sürdürdüler. Bu mücadelelerin en önemlisi Dinar yakınlarında Bizanslı Manüel Kommenos komutasındaki orduyu yenmeleridir.Bilhassa Haçlı Seferleri döneminde Selçuklu Hükümdarı I. Mesut ve II. Kılıçarslan'ın Erle ovasında bu orduyu yenilgiye uğratması Selçuklu hakimiyetini bu bölgede kolaylaştırdı. Selçuklu Hükümdarı II. İzzeddin Kılıçarslan Denizli, Uluborlu, Burdur ve Antalya'ya kadar olan bölgeyi ve Türkmen aşiretlerini idaresi altına aldı.
Bölge; 1219 ve 1236 yıllarında tekrar I. Keykavus ve Alaaddin Keykubat tarafından alındı. Böylece, bölge kesinlikle Selçuklu hakimiyetine girmiş oldu. Antalya ve Denizli'nin Türk hakimiyetine girmesinden sonra akın akın gelen aşiret ve oymaklar, bilhassa Kayı, Avşar, Bayındır, Büğdüz, Yazır, Yiva ve diğerlerinin toplamı 200 bin çadıra ulaşmıştı. Bu türkmen nüfusunun merkezi de Burdur olmuştur. Celaleddin Harzemşah'ın komutanlarından ve Yomut kabilesinden olan Hamit Bey, Selçukluların döneminde Burdur ve Çığralı'ya kadar olan bölgenin sınır beyiydi.
Selçuklunun yıkılma dönemine denk gelen Hamitoğulları Beyliğinin esas kurucusu Hamit Bey'in torunu olan Felekeddin Dündar Beydir. Bir "Uç" beyi olan Dündar Bey, beyliğini Burdur'da ilan ederek, beyliğini dedesinin adına hürmeten "Hamitoğulları" olarak duyurdu. Hamitoğullarının en parlak dönemi Dündar Bey'in zamanıdır. Beyliğin sınırları genişlemiş, Antalya, Gölhisar ve Korkuteli beyliğe katılmıştır. Burdur ili, dönemin en önemli merkezi olmuştur. Sanat, ticaret ve nakliye gelişmiştir.
İlhanlılar Anadolu’ya geldiğinde diğer beylikler gibi Hamitoğulları da bağlılıklarını Başvezir Emirçoban’a bildirerek, İlhanlı fırtınasını kazasız atlatma yoluna gitmiştir. Burdur ve Hamitoğulları Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlılara bağlandı. Yıldırım Bayezıt Hamitoğulları Beyliğini ve diğer beylikleri de ortadan kaldırarak Anadolu Beylerbeyliğini kurup beylerbeyliğin merkezi Kütahya’yı seçmişti. (1391). Böylece Hamitoğulları ve diğer beylikler ortadan kalkmış ve Anadolu’da Türk Birliği sağlanmıştır.
Osmanlı Şehzadelerinden I. Beyazıt ve ll. Selim Kütahya’da Beylerbeyi olarak bulundular. ll. Beyazıt zamanında Şah Kulu ayaklanması ortaya çıkmıştır. Şah Kulu Şehzade Korkut’un Antalya’dan Manisa’ya giden hazinesini yağmalamış, Antalya, İstanos, Elmalı, Burdur ve Keçiborlu’yu basarak, buraların kadılarını ve bir çok insanı öldürmüştür.
1522’de de Burdur Tirkemiş İlçesi merkezi durumundadır. Bu dönemde şehir eskiye nazaran daha gelişmiştir. XVl. yy'ın sonuna doğru şehir biraz daha büyümüştür. Ekonomi canlanmıştır. Bu bakımdan verilen vergiler fazlalaşmıştır. 1839 Tanzimat hareketinden sonra Burdur, Kütahya ilinden ayrılarak Konya ilinin Isparta kaymakamlığına bağlandı. 1872 yılında Burdur sancak olmuştur. Burdur’un ilk sancakbeyi Mehmet İzzet Paşadır.1920 yılında müstakil mutasarrıflık olan Burdur, doğrudan hükümet merkezi olan İstanbul’a bağlanmıştır. (1)
1920 den sonra başlayan Yunan ve İtalyan işgallerinin kıırlmasında ve direnişlerde Burdur'lu Kuva-yi Milliyeciler'in, Demirci Mehmet Efe'nin, Yunanlılar'a karşı Nazilli cephesinde çarpışmalarında büyük yardımları olmuştur. Cepheye çok sayıda gönüllünün yanı sıra, silah, cephane, yiyecek ve giyecek göndermişlerdir. Nazilli cephesinde 400'e yakın Burdur'lu gönüllü hayatını kaybetmiştir. (2)
https://www.google.com.tr/imgres?q=burduru
BAŞLICA TARİHİ ESERLER
SAAT KULESİ
Ulu caminin 10 metre kuzeyindedir. Kesme taşlardan inşa edilmiştir.Kare plana sahiptir. 30 metre yüksekliktedir. Zeminden itibaren altı boğumludur. Dördüncü boğumda şehrin dört yanına bakan dört saat yerleştirilmiştir. Saatlerin üzerinde ise; dört pencereli ve piramidal çatısı olan bir oda vardır.
ULU CAMİ
İl merkezinde, Pazar mahallesinde yüksek bir tepe üzerindedir. Vakıf kayıtlarına göre Hamitoğlu Dündar Bey tarafından yaptırılmıştır. 1749 yılında Çelik Mehmet Paşa tara fından onarılmıştır. 1914 depreminde bir onarım daha geçirmiştir. Kuzey, doğu ve batısında üç kapısı vardır. İçten yarım kubbelidir. Kuzey kapısı yönündeki ikinci cemaat yerini üç kubbe örtmektedir. İki adet minaresi vardır.
BAKİ BEY KONAĞI
Merkez Değirmenler Mahallesindedir. 17.yy. Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerindendir.
Konak, zemin katı pencere bitimine kadar devam eden taş temelin üzerinde ahşap ve kalın masif kerpiç duvarlardan oluşmuş iki katlı bir yapıdır. Üst kata taş merdivenle çıkılmaktadır. Üst katın bahçeye ve ara sokağa bakan geniş bir eyvanı vardır. Eyvanın tavanı çıtalarla süslüdür Çıtaların arası da yeşil, kırmızı toprak boyalarla süslenmiştir. Konağın beşik çatısı alaturka kiremitlerle örtülmüştür. Saçağın ahşap yüzeyleri de aynen eyvanın tavanı gibi yeşil, kırmızı toprak boyalarla süslü çıtalarla donatılmıştır. Direkler arasındaki boyalı süslü sivri kemerler, eli böğründeler, geniş ve boyalı çıkma çıtalı bu saçaklık mimariyi tamamlayan aksesuarı oluşturmaktadır.
TAŞODA
17.yy.dan kalma Osmanlı sivil mimari örneklerinden biridir. Bina iki katlıdır. Birinci kat taş, ikinci kat kerpiç ve ahşap yapı malzemesi ile inşa edilmiştir. Özellikle Başodanın doğu duvarı ve altındaki sivri kemerli iki yanı açık ahır kısmı kesme köfeki taşındandır. Ev, bahçenin batı kısmına yerleştirilmiştir. Birinci kata çıkışı sağlayan merdiven sahanlığının altı, aynı zamanda çeşmedir. Kesme taş bloklardan yapılan bu çeşme, bugün de kullanılmaktadır. Evin zemin katında sivri kemerli ahırdan başka, iki büyük, bir de küçük oda vardır.
Taşoda: https://www.gezipgorduk.com/wp-content/uploads/2
MISIRLILAR EVİ
MISIRLILAR EVİ
Merkez Oluklaraltı caddesindedir. 19.yy. yapısıdır. İki katlı, taş temel üzerine bağdadi olarak yapılmış olup, çatısı alaturka kiremit ile örtülmüştür. Alt katta kışlık odalar ve kiler, üst katta ise ortadaki ince uzun sofaya açılan dört oda yer almaktadır. Tavanlar ahşap işlemelidir. Bol sayıda pencereler ışıklandırmayı sağlar ve ahşap kepenklidir. Odaların alçı şerbetlikler, ahşap yüklükler, ahşap tavan ve tabanlar ortak özellikleridir. Başodanın tavan süslemeleri ve alçı şerbetliği diğerlerine göre daha özenlidir. Tavanda dairelerle oluşturulmuş, çiçek motifleriyle bezenmiş bir orta göbek ve bunu çevreleyen baklava dilimi motiflerle süslü bir bordür yer almaktadır.
DENGERE CAMİİ
Çavdıra bağlı Bölme Pınar adı ile bilinen Dengere Köyündedir.Selçuklu ve beylikler dönemi ahşap direkli, toprak damlı camilerin Osmanlılar döneminde (XV ve XVI.yy.) yapılmış örneklerindendir. Kitabesi olmadığından kim tarafından ve ne zaman yapıldığı belli değildir. (5)
PİRKULZADE MEDRESESİ VE KÜTÜPHANESİ:
medrese bugünkü Burdur Müzesinin yerinde iken medreselerin Milli Eğitime devrinden sonra yıkılmış sadece kütüphanesi ayakta kalmıştır. Medresenin kitabesine rastlanamadığından hangi tarihte yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.
medrese bugünkü Burdur Müzesinin yerinde iken medreselerin Milli Eğitime devrinden sonra yıkılmış sadece kütüphanesi ayakta kalmıştır. Medresenin kitabesine rastlanamadığından hangi tarihte yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.
İNCİR KERVANSARAYI:
Bucak İlçesinin 15 km. batısında İncirdere Köyü yakınında bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Sultanlarından Gıyasettin Keyhüsrev Bin Keykubat tarafından XIII.yy.da M.1238 yılında yaptırılmıştır. Büyük bir kısmı tahrip olmasına rağmen hala ayaktadır. Han’ın ilk bakışta dikkati çeken kısmı kitabeli taç kapısıdır. Dikdörtgen şeklindeki taç kapının ortasında istiridye kabuğu şeklinde kemerli esas giriş nişi dış cepheden iki yalancı sütunla desteklemiştir.
SUSUZ KERVANSARAYI:
nadolu Selçuklu devri XIII.yy. kervansaraylarındandır. Bucak İlçesi Susuz Köyündendir. Susuzhan kareye yakın dikdörtgen bir plana sahiptir. Beş neflidir. Orta nef yüksekçedir. Ortasında bir kubbe vardır. Hanın göze batan önemli yeri batı tarafındaki cephede tak şeklinde giriş kapısıdır. Kapı katının yan söve kanatları çeşitli geometrik desenlerle boş yer bırakılmaksızın bezenmiştir. (5)
DÖRTAYAK TÜRBESİ:
Burdur merkez hıdırlık (Hızırilyas) denilen bahçeler arasında yer alır. Muhtemelen XIV. veya XV. yy.a aittir. Tamamı kesme taştan yapılmış olan türbe altta kare planlı olup kapı eşiğinden yukarısı sekizgendir. Piramit çatılı bir külahla üzeri örtülmüştür. Türbenin köşelerinde kareden sekizgene geçilen köşe pahları büyük üçgen satıhlar halinde olup pahların başladığı hizada doğu ve batı kenarları dikdörtgen iki küçük pencere açılmıştır.
Burdur merkez hıdırlık (Hızırilyas) denilen bahçeler arasında yer alır. Muhtemelen XIV. veya XV. yy.a aittir. Tamamı kesme taştan yapılmış olan türbe altta kare planlı olup kapı eşiğinden yukarısı sekizgendir. Piramit çatılı bir külahla üzeri örtülmüştür. Türbenin köşelerinde kareden sekizgene geçilen köşe pahları büyük üçgen satıhlar halinde olup pahların başladığı hizada doğu ve batı kenarları dikdörtgen iki küçük pencere açılmıştır.
https://www.burdur.gov.tr/galeri/ burdur müzesi
Burdur Müzesi
Burdur'da 1950 yılların ortasında bir müze oluşturma çabasına girmiş 1957 - 1960 yılları arasında dört sezon arkeolojik kazılar yapılan Hacılar Höyük ile bütün dünyanın dikkatini üzerine çekmiştir. Burdur Müzesi 1963 yılında Şeyh Mustafa veya Küçük Şeyh Bulgurzade Ağa Medresesinin Kütüphanesi olarak kullanılan Hicri 1239 tarihli Necipefendi Kütüphanesi ve çevresinde yeni oluşturulan yapılarda Burdur Müzesi açılmıştır.
Müze teşhir salonuna girişteki ilk bölümünü Sagalassos Antik Kentinden gelen Kuzey Batı Heroon binasının etrafını süsleyen Dans Eden Kızlar frizleri oluşturmaktadır. Sagalassos tanıtım panoları, Strabo Libuscidianus yazıtlı kitabe, elinde bereket boynuzu taşıyan aristokrat bir kadın veya Tyke ile iki adet zafer tanrıçası Nike heykelleri ve Aşağı Agora, hamam ve çeşmelerine ait bilgi panoları bulunmaktadır.
Dyonisos, Nemesis, Asklepios, bir bayana ait heykelin ayakları, Kronis ve diğer bir Dyonisos heykeli, yerel ve diğer tanrılara ait baş ve büstlerinin sergilendiği kaideler ile seramik örnekler, saklama kapları, günlük kullanım kapları, özel kullanım kapları ve bunlara ait kalıpların sergilendiği iki vitrin yer almaktadır.
Müze girişine göre sağ taraftaki salonda Kibyra ve Kremna antik kentlerinden gelen taş ve mermer ağırlıklı eserler sergilenmektedir. Gladyatör frizleri, ş silahşör giyimli başsız bir heykel, Gladyatör ve av sahneli frizleri, Roma İmparatorluk dönemi ,Aphrodite, Leton, Asklepios, Nemesis, Herakles, Büyük Athena, Apollon, Hygia, Giyimli bir Kadın ve Küçük Athena dan oluşan tanrı ve tanrıça heykelleri sergilenmektedir. (6)
Burdur Müzesi'ndeki eserlerin 20 bini arkeoloji, 34 bini Pers, klasik, Helen, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait sikke ve 4 bine yakında etnografik eserlerdir. Eserler, Burdur halkının bağışlaması veya ücretle satması sonucu toplanmıştır.
2007 - 2008 yılları kazı çalışmaları sonucunda, bulunduğu günden bu yana dünya arkeolojisinin ilgi odağı haline gelerek adından söz ettiren Hadrian ve Marcus Aurelisu'a ait heykel ve heykel parçaları bulunmaktadır.
2007 - 2008 yılları kazı çalışmaları sonucunda, bulunduğu günden bu yana dünya arkeolojisinin ilgi odağı haline gelerek adından söz ettiren Hadrian ve Marcus Aurelisu'a ait heykel ve heykel parçaları bulunmaktadır.
Dionysos heykeli, Dans Eden Kızlar frizleri, Roma İmparatoru Valerianus’a ait olduğu tahmin edilen Bronz torso müzenin en değerli parçalarıdır. (8)
BURDUR'UN ANTİK KENTLERİ
Burdur'da 93 Arkeolojik Sit Alanları : 4 tane de Doğal Sit Alanı bulunmaktadır. Burdur'daki çok sayıda antik kent kalıntısı bulunmakla beraber en önemli antik kentler şunlardır.
DÜĞER (TYMBRİANASSUS) : Burdur'da Klasik Çağ'a ait bilinen en eski yerleşim yeri, Düğer Köyü'ndedir. Yunan Arkaik Dönemi'ne rastlayan ve Frig Kültürü özelliklerini gösteren Tymbrianassus Antik Kenti, Yarışlı Gölü'nün doğu kıyısındaki yarımadada yer alır. Kent M.Ö. 6. yüzyılın sonlarında kurulmuştur. (3)
https://www.burdur.gov.tr/galeri/ kibyra
KİBYRA : Burdur'un Gölhisar İlçesinde yer almaktadır. Çok yüksek olmayan üç tepecik üzerinde kurulmuştur. Çevresinin sağlam surlarla çevrili olduğu sanılan antik kent, dörtlü bir tetrapolisin başkentidir. Tetrapolis, Kibyra, Oinoanda, Balbura ve Budon sitelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
KREMNA : Burdur'un Bucak İlçesinin Çamlık köyü yakınlarında yer alıyor. Aksu vadisine hakim dil biçiminde bir tepe üzerinde kurulu kentte, konumu nedeniyle Eski Yunanca'da ?Uçurum? anlamına gelen Kremna adı verilmiştir. Antik PİSİDYA bölgesinin önemli kentlerinden bir olan Kremna'nın en eski kavmi Solymoslular'dır. Antik kent, sırasıyla Lidya, Pers Makedonya, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. En parlak dönemini M.S. 2. yüzyılda Roma devrinde yaşayan Kremna'nın kalıntıları, Roma dönemine aittir.
KODRULA : Bucak ilçesine bağlı Kestel Köyü'nün yakınlarında yer alır. Bugünkü Kestel Köyü'nün adı da antik Kodrula'dan gelmektedir. Helenistik dönemden Bizans dönemine kadar kesintisiz yerleşim yeri olmayı sürdüren antik kentin yapıları, zirveden yamaçlara kadar inmektedir. Etekte işlevi anlaşılamayan büyük bir yapı bulunmakta, bunun doğusunda Dor düzeninde yapılmış bir tapınak yer almaktadır.
SİA (TAŞTANDAM) : Bucak İlçesinin Kızılkaya bucağına bağlı Karaot Köyü sınırları içindedir. Kalıntıları nedeniyle ?Taştandam? denilen Sia Antik Kenti, bir Pamfilya kentidir
https://www.burdur.gov.tr/galeri/sagalasos
SAGALASSOS : Burdur'un Ağlasun ilçesine 7 km. uzaklıkta, Antik Pisidya bölgesinin en büyük ve önemli merkezlerinden biri Akdağ'ın 1700 metre yükseklerinde, Bergama Antik Kenti'nde olduğu gibi teraslama yöntemiyle kurulmuş bir antik kenttir. Helenistik ve Roma dönemi kalıntıları içeren Sagalassos'un en önemli yapıları, Athonius Mabedi, Büyük Cadde, Aşağı Agora, Yukarı Agora, Tiyatro, Bazilika, Helenistik Çeşme, Kütüphane, Nympheus (Su ile ilgili anıtsal yapı), Hamam, Yuvarlak Anıt, Valentinian Anıtı ve Küçük Mabed'dir. Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan keramik fırınlardır. Kentte kazı ve onarım çalışmları sürdürülmektedir. (3-11)
BUBON : Gölhisar ilçesinin İbecik Köyü yakınlarında, Dikmen Tepesi denilen mevkidedir. Bubon Antik Kenti, 1960'lı yıllarda büyük bir yağmaya uğramış, M.S. 2. yüzyıla tarihlenen birçok bronz heykel başı yurt dışına kaçırılırken yakalanarak Burdur Müzesi'ne kazandırılmıştır. Görkemli Apollon heykeli, müzede sergilenmektedir. Bu buluntular, Bubon'da antik çağlarda bir bronz heykelcilik okulu ve atölyesinin varlığını kanıtlamaktadır. Kaçak kazılarda çok büyük tahribata uğramış şehirde, günümüze kadar gelen kalıntılardan Agora, Tiyatro, Su Sarnıcı, Çeşme ve Mabetlerin olduğu anlaşılmaktadır.
BALBURA : Altınyayla İlçesindedir. İlçenin 6 km. güney-güneydoğusundadır. Bu yer Karkeli dağının doğu yamacı eteğindedir.Balboura, özellikle Roma egemenliği çağında Kabalia diye tanınmış olan bu yörede, önder kent Kibyra olmak üzere kurulmuş bir tetrapolisin (4 kent birliğinin) üyesi iken M.S. 2.yy. başlarında o birlik dağılınca Lykia kentleri birliğine katılmış ve artık Lykia kenti sayılmıştır. (3)
BURDUR'UN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ
BURDUR'UN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ
İnsuyu Mağarası
Burdur-Antalya karayolunun 13 kilometresinde yoldan 900 m. doğuda, Mandıra köyündedir. Toplam 597 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Uygun ulaşımı bulunduğu için Türkiye'de turizme açılan ilk mağaralardan biridir. Kalker tortulanmalarından türlü şekil ve yapıda meydana gelen sarkıt ve dikitlerin teşekkül tarzları dikkate alınarak mağaranın binlerce yıl evvel teşekkül ettiği tahmin edilmektedir. Mağara içinde girintili-çıkıntılı muhtelif istikametlere açılan dehlizlerde yer alan irili ufaklı 9 göl mevcuttur. Mağara içinde serin ve temiz bir hava cereyanı vardır. Bir kısım mağara sularının şeker ve mide hastalıklarına şifalı olduğuna inanılmaktadır. İnsuyu Mağarası, Kültür Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 9.7.1976 gün ve A 113 sayılı kararı ile I. derece Doğal Sit olarak tescil edilmiştir.İnsuyu mağarasında araştırma çalışmalarına da devam edilmektedir. Son çalışmalar 14 -18.08.1993 tarihleri arasında bir Dağcılık ve Mağaracılık Ekibi tarafından yapılmıştır. Bu araştırma ile mağaranın devamı olan yeni galeriler olduğu tespit edilmiştir. Bu kısma İnsuyu II adı verilmiştir. Bu araştırma ile elde edilen galeriler ve diğer bulgular 1/1000 ölçekli kroki üzerinde işaretlenmiştir. Daha sonraki tarihlerde bu mağara araştırmalarına devam edilmiş, mağara galerilerinin daha ilerilere doğru ilerlemekte olduğu da saptanmıştır. Tabii bu yeni bulunan galerileri, ziyarete açılmaları daha hassas incelemelerin ve gerekli önlemlerin alınmasından sonra olabilecektir. Bu yeni galeriler, ancak bilimsel araştırmalar bittikten ve gerekli önlemler alındıktan sonra gezilebilecektir. (4)
Mağara ilk kez mağarabilimci jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulumuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır. Mağara civarında İl Özel İdaresi tarafından kurulmuş bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Mağaranın işletmesi, “Burdur İli İnsuyu Mağarası Tesisleri Koruma ve Yaşatma Birliği” tarafından yürütülmektedir. (Bkz. 13 https://www.burdur.gov.tr/insuyu-magarasi.asp )
Mağara ilk kez mağarabilimci jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulumuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır. Mağara civarında İl Özel İdaresi tarafından kurulmuş bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Mağaranın işletmesi, “Burdur İli İnsuyu Mağarası Tesisleri Koruma ve Yaşatma Birliği” tarafından yürütülmektedir. (Bkz. 13 https://www.burdur.gov.tr/insuyu-magarasi.asp )
SEFER YİTİĞİ MAĞARASI
Bucak İlçesi İncirdere Köyü İncirhan Kervansarayının hemen yakınındadır. Yeni keşfedilen mağarada eşsiz sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
Sütçüler Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı
Bucak ilçesi,Kızıllı köyü sınırları içinde bulunmaktadır.88.5 hektardır.Sütçüler ilçesine 59 km. uzaklıktadır.Nadir ve tehlikeye maruz bir tür olan sığla ağacının en elit ve izole yayılışı bu alanda görülmektedir.Bilim ve eğitim amaçlı kullanımlarla gelecek kuşakların yararlanması düşünülmüştür.Sığla,kızılçam,sığ saçlı meşe,kızılağaç,çınar,bitki türlerini oluşturmaktadır.Alanda dağkeçisi,sincap çeşitli sürüngen ve amfibi türleriyle çok sayıda yengeç bulunmaktadır.
https://www.burdur.gov.tr/galeri/burdurgolu/
Burdur Gölü
Burdur Gölü, Göller Bölgesi göllerinden Burdur ve Isparta illeri arasında yer alan bir göldür. Göl büyüklüğü açısından Türkiye'de yedinci sıraya sahiptir. Burdur şehir merkezine çok yakındır. Koordinatları, 37°45' Kuzey, 30°12' Doğu'dur. Ortalama Göl alanı 153 km², rakımı 842,87 metredir. Güneybatısına doğru Burdur'un diğer göllerinden Salda Gölü ile Yarışlı Gölü vardır.Göl denizden 2 kat daha fazla tuzludur. Bu tuzluluk oranına rağmen gölde yaşamaya adapte olmuş Burdur dişli sazancığı(Aphanius sureyanus)dünyada sadece Burdur Gölünde yaşamakta ve Gölün yok olmasıyla birlikte nesli tehlike altına girmiştir. (7)
Gölün su seviyesi 1970 yılından beri düşüşe geçmiştir. Bunun en önemli nedeni tarımsal sulama amacıyla plansız bir şekilde gölü besleyen akarsular üzerine inşa edilmiş baraj ve göletlerdir. Öte yandan yer altı sularının aşırı derecede sondajlarla çekilmesi göldeki su seviyesi düşüşünün en önemli nedenidir.Son 35 yılda, Burdur Gölü sahip olduğu suyun yaklaşık üçte birini kaybetti. Bu süreçte göl seviyesinde 12 m 25 cm’lik bir alçalma meydana geldi ve gölün yüzey alanı 228 km2
‘den 153 km2 ‘ye geriledi. (9)
Burdur Gölü’nün kuruması Burdur yöresinde insan da dâhil tüm canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecek, tarım ve hayvancılıktaki verim kaybı ve maliyet yükselişi, önce köyden kente, ardından kent dışına göçü tetikleyecektir.
https://www.burdur.gov.tr/galeri/salda2/
https://www.burdur.gov.tr/galeri/salda2/
SALDA GÖLÜ
İl merkezine 60 km. mesafede, Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü, 47 km² ’lik yüzölçümü ve tatlı suyuyla her türlü su sporuna elverişlidir. Gölün çevresindeki dağlar, sık çam ağaçları ile örtülü olmasına da bağlı olarak, Salda Gölü’nün suyu oldukça temizdir. Göl kıyısının bazı bölümlerinde, yüzenlere tehlike oluşturabilecek çamurlu alanlar ve ani derinleşmeler vardır.
Antalya-Pamukkale tur güzergahı üzerinde yer alan Salda Gölü’nün, denizden yüksekliği 1193 metredir. Gölün güney cephesinde Sultan Pınar Suyu mevkisi, burayı bir mesire yeri haline getirmektedir. Göl 1989 yılında birinci derece sit alanı olarak tescil edilerek koruma altın alınmıştır.(14)
KAYNAKÇA
- Osman KOÇIBAY, Burdur İsminin Menşei, https://www.burdur.gov.tr/burdur-tarihi.asp
- https://www.burdur-bld.gov.tr/sayfa.php?kat=7&sayfa=77
- https://www.burdur-bld.gov.tr/sayfa.php?kat=7&sayfa=79
- https://www.burdurkultur.gov.tr/belge/1-55305/magara-turizmi.html
- https://www.burdurkultur.gov.tr/belge/1-33160/eski2yeni.html
- https://www.burdurmuzesi.gov.tr/salonlar.htm
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Burdur_M%C3%BCzesi
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Burdur_G%C3%B6l%C3%BC
- https://dogadernegi.org/userfiles/Burdur_Kitap%C3%A7%C4%B1k_son%20(1).pdf
- https://www.burdur.gov.tr/burdur-muzesi.asp
- https://www.burdur.gov.tr/sagalasos.asp
- https://www.burdur.gov.tr/kibyra.as
- https://www.burdur.gov.tr/insuyu-magarasi.asp
- https://www.burdur.gov.tr/salda-golu.a
- https://www.burdur.gov.tr/konaklar.asp
İLGİLİ SAYFALAR
- ADANA'NIN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
- ADIYAMAN, TARİHİ VE TURİZMİ
- AFYON'UN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
- AĞRI'NINTARİHİ TURİZMİ VE TURİSTİK YERLERİ
- Aksaray'ın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Amasya'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
- Antalya'nın Tarihi, Turizmi ve Antik Yerleri
- Artvin'in Tarihi, Turizmi, Yayla ve Vadileri
- Aydın'ın Tarihi, Turizmi , Antik ve Doğal Güzellikleri
- Balıkesir:Tarih, Turizm ve Gezilecek Yerler
- Bartın'ın Tarihı Turizmi , Görülecek Yerleri
- BATMAN'IN TURİZM, TARİH VE DOĞASI
- Bayburt'u Gezelim mi?
- Bilecik'i Gezelim mi?
- Bingöl ve Güzellikleri
- BİTLİS'İ GEZİP GÖRELİ,M
- BOLU'YU GEZİP GÖRELİM
- BURDUR'UN TARİH DOĞA VE KÜLTÜRÜ
- Bursa'yı Gezip Görelim
- Çanakkale: Tarihi, Turizmi ve Doğası
- Çankırı'nın Tarihi Turistik ve Doğal Güzellikleri
- Çorum , Tarihi, Turizmi ve Doğal Güzellikleri
- DENİZLİ , TARİH TURİZM VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ
- Elâzığ Tarih Turizim Doğal ve Diğer Özellikleri
İliniz, ilçeniz hatta köylerinizin,
doğal güzellikleri hakkında yazılar yazabilir, Turistik, tarihi ve doğal
güzellikleri fotoğraflarınız ile paylaşabilirsiniz.
BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM
veya s_kuzucular@hotmail.com
https://www.burdur.gov.tr/galeri/insuyu/
https://www.burdur.gov.tr/galeri/muze/