[fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilün]
 
1 burc-ı ˓aḳrebde güneş gibi ˓ayāndır zülf ü ruḫ
zehrnāk ammā yine pertev-feşāndır zülf ü ruḫ
2 ˓ālem-i āḫardadır ˓uşşāḳ bilmez rūz u şeb
ẓulmet ü nūr-ı cihān-ı ḥüsn ü āndır zülf ü ruḫ
3 s/ne vü gerden semenzār-ı bahār-ı ḥüsn ise
sünbül ü gülden ˓ibāret gülsitāndır zülf ü ruḫ
4 āteş üzre bir şemāme ˓anber-i sārā gibi
nekhet-ārā-yı meşām-ı ˓āşıḳāndır zülf ü ruḫ
5 Vehbiyā ṭāḳ-ı dilimde ṣūreti āv/ḫtedir
bir siyeh pūş/deli āy/nedāndır zülf ü ruḫ
 
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012