Benim torun ile arkadaşı Sudenaz sohbet ediyorlardı...
- Biliyor musun Sudenaz benim dedem var ya benim dedem...
- Eeeee ne olmuş?
- Onların zamanında çocuklar sokakta oynuyormuş.
- Yapma yahu! Gerçek mi bu söylediğin?
- Vallahi yalanım varsa ne olayım.
- Bir sürü oyunlar oynarlarmış dedem ve arkadaşları
- Ne oynarlarmış mesela?
- Saklambaç, köşe kapmaca, birdirbir, kör ebe, yağ satarım bal satarım. Masa tenisi, bilardo.
- Biz niye oynamıyoruz bu oyunları arkadaşım?
- Evde akıllı telefonlarımız var, tabletlerimiz var dışarı çıkmaya gerek yok ki.
- Oysa yazın okullar tatil olunca O kadar çok vaktimiz var ki ama evden bir türlü çıkmıyoruz.
- Ben bilardoyu ve masa tenisini de bilgisayarda oynuyorum.
- Bende bende...
- Bisikletim var ama binmiyorum dışarı çıkıp.
Çocukları kaçırıyorlarmış, o yüzden annem babam apartmanın bahçesine bile bırakmıyorlar...
- Her yerde kamerada var aslında ama yine de korkuyorlar annemler...
- Saklambaç diye bir oyun varmış mesela onların zamanında.
- Nasıl bir oyunmuş?
- İşte adı üstünde ebe oluyormuş birisi gözlerini kapayıp yüze kadar sayıyormuşsun, diğerleri de o sayıp bitirene kadar saklanıyormuş.
- Çok heyecanlı çok! Sonra sonra ne oluyormuş?
- Sonrada ebe olan o saklananları buluyormuş.
- Vay be ne güzel bir oyunmuş. Keşke bizde o zaman doğmuş olsaydık.
- Keşke güzel olurdu...
- Topaç diye bir oyuncak da varmış, ip sarıp çeviriyorlarmış döndükçe dönüyormuş.
- Yapma yahu ne ilginç desene...
- Ha unuttum bu saklambaçın bir de kukalısı varmış kukalı saklambaç
- O daha da ilginçtir herhalde.
- Evet çok zevkliymiş o da
- Ha bir de yaz günleri eskiden piknik dedikleri bir şey varmış. O zamanlar her yer orman ve çayırlıkmış.
- Tüh ki tüh desene! Şimdi kalmadı öyle yerler...
- Allah bize sabır versin arkadaşım bir de bu dedelerimizinki gibi oyuncaklar oyun alanları versin.
- İnşallah kardeşim ama zor bundan sonra hem de çok zor...