Bizimkiler
Aksakallı Kocalar ikindi vakti
Sırtlarını dayamış kerpiç duvara
Aynalı tabakalar, tel tel ayrılan altın sarısı
Kaçak tütünlerle dolu
Muhtar çakmakları titrek ellerinde
Bir taraftan cigaralar sarılır
Ne ki; cigara kağıdını ıslatacak
Tükürük bile kalmamış kuruyan dillerinde.
Bakışlar mıh gibi çakılı kalıyor
İsterik zamanda.
Çizgi çizgi efkar, buram buram gam
Çökmüş omuzlarına inat soylu bir endam taşıyor
Yanık yüzleri.
Fersiz gözleri yorgun, ışıltısız
Cigaralarından savrulan dumanlar gibi
Savruluyor asumanda.
Kerpiç duvar emziriyordu güneşten aldığı ışıkları
Gülümsüyordu bakır tenler.
Vagon vagon, katar katar guruba doğru
Her durakta yolcularını bırakarak
Aheste aheste yol alıyordu trenler.
Ha bu durak, ha bir sonraki
Ne fark eder ki;
Her durakta inmeye hazır
Emre amade beklemekte
Kanı çekilmiş yorgun bedenler.
Öteler öteler kayboluyor afakta
Her batan güne inat
Yeni bir serüven başlıyor her şafakta.
Heyhat!
Çıkış kapısına yönelmişlerken bu hanın
Ne bir keder, ne bir tasa ne de farkındaydılar zamanın
Fitildi artık yanan, gazı tükenmişti çıranın
İkindi güneşini emerken kerpiç duvara yaslı bedenler
Keyfini sürmekteydiler birlikte bu anın.
Çanakkale 26/02/2012
Seferi Nurcan Ören