BİRİNCİ OLMAK YAHUT BİR İNCİ OLMAK
 
     Bir işte birinci olmak mı yahut o işin bir inci’si olmak mı istersiniz? Birinci olabilmek, bir ‘inci’ olabilmek… Sürekli hırs yapıp dünyalık meşguliyetlerle yorgun olan insan, birinci olma telâşında koştururken çoğu zaman etraftaki güzellikleri kaçırır. Baştan birinci olmak varken sondan birinci olmak da var bir yarış pistinde. Hayat maratonu da mücadeleden ibarettir.
     Bir işte, bir projede, dünyanın en iyi binasını inşa etmede, asma köprü yapmada, kıtalararası yollar yapmada, madalya almada birinci olabilir insanoğlu. Lâkin birinci olacağım diye nefsinin esiri olup sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyanın tutkusuna kapılır körü körüne. Birinci olmak çok da değer katmaz kendi kendimizi yitirirsek. Birinci olmanın esiri olanlara ve millet şuurunu unutanlara şahittir tarih.
     Ara sıra kaybetmeyi de öğretir hayat ve her duruma hazır olma metanetini kazandırır. Mühim olan insanlıkta bir İNCİ olabilmektir. Başarı, sevgi ve mutluluk da değerlidir. Ama bunlar parmakla sayılamayacak değerdedir ve içlerinde inci saklıdır. Zulme karşı adaleti, çirkeflik karşısında güzel ahlâkı, cehalet karşısında bilgiyi seçerek incilerimizi gönüllerde birinci yapmalıyız. Aslında en değerli inci bizleriz. Sevdiğimiz insanlar, ailemiz ve güvendiklerimiz gözümüzde inci değerindedir. Başarılarda ve hedeflerde birinci olmak hayalimiz ise sevdiklerimizin gözünde de birer inci değerinde olabilmeli.
     Maddesel birinciliklerden sıyrılıp maneviyat incisi olmalı. İnsanı inci yapan da ruhundaki değerlerin donanımıdır. İnci olmak; nezaket, saygı, sevgi, kıymeti başarı tacıyla giydirip gönüllere girmektir. Önemli olan birincilik değil, kendimizin bir incisi olmalı. İnci, elmas değerinde maneviyatınız her daim pırıl pırıl kalsın.