Bir Türk Kadar Kuvvetli 
 
 
Tarihler 24 Eylül 1663'ü gösteriyordu.Saatler son demlerini çalıyor,güneş bir milletin cesaretiyle her millete atasözü yazdığını sevinçli sevinçli ışıklarıyla haber veriyordu.Serdar-ı ekrem Fazıl ahmed paşa ve Osmanlı ordusu Avrupa'nın İstanbul'dan sonra ki en zor kalesi Uyvar'ı teslim almış,bütün insanlık hayretle bakınıyordu.Avrupalı kadınlar çocuklarını eğitirken ''Uyvar in front of one strong in turkey!!''  yani Uyvar önün de bir Türk kadar kuvvetli ol diye öğüt veriyorlardı.Bu tam dört asır Avrupa caddelerin de sokakların da dağların da her ev de her yer de temel atasözü olarak bilindi.
 
Aradan tam üç yüz yirmi beş sene geçmiş on sene de bir darbe yapılan bir devlet eski mazisinden koparılmış Çanakkale'yi kitaplardan okuyan dini minarelerden duyan namazı sadece cuma namazı zanneden kızım okusun da baldırı çıplak gezsin diyen ecnebi şarkıcılara adeta tapan pop starların şarkılarını adeta ayet gibi telakki eden bir garip nesil yetişmişti.Öyle bir nesildi ki bu kim olduğunu bilmeyecek kadar ufku daraltılmış adeta hayvandan aşağı düşmüş acınacak nesildi.
 
Eskiden sporcularımız ki örnek verecek olursak meşhur güreşçimiz Koca yusuf dört yüz kiloluk kaya kütlesiyle antrenman yapardı.Sultan aziz han 120 kiloluk harem ağasını sarayın bir başından öte yanına koşarak taşırdı.Sırtı yere gelmemiş Yaşar doğu her güreşten önce iki rekat şükür namazı kılardı.
 
450 elimizde olan Balkanlar yitirilmiş Bulgar komünizmin Rusya'dan sıçramasına engel olamamıştı.Tam bu esnada Mestan'da bir çocuk dünyaya geldi.Adı Naim süleymanov'du.10 yaşın da Bulgaristan'da çok popüler olan haltere başlamış 15 yaşında Çin'de ki tüy sıklet yarışmasında kendi üstünde ki haltercden daha fazla ağırlık kaldırmıştı.Bulgarlar bu Türk çocuğuna göz koymuş zorla adını Naum shalamanov olarak değiştirmişti.Naim ise bundan müteessir idi.O Türk'tü Türk için yarışmalıydı.
 
Bir yarışmada Bulgar sporcuları antrenman yaparken tuvalete gitmek bahanesiyle kamptan kaçar,gider Türk ataşeliğine sığınr.Artık Türkiye ve Bulgaristan savaş eşiğine gelmiştir.Bulgaristan o bizim nüfusumuza kayıtlı deyip olimpiyat yetkililerine şikayet ediyorlar Türkiye ise amatör de yarışmış bir sporcu istediği ülke için yarışabilir diye haklı savunma yapıyordu.
 
Olimpiyat komitesi Türkiye'yi Bulgaristan'ı ikna etmeleri gerektiğini defalarca yolladıkları beyanname de halter federasyonuna bildirdiler.Tek çare kalıyordu.Türkiye'nin tarihte ilk kez ve son kez olarak bir sporcu için başka bir devlete rüşvet vermesi.Böylece pazarlıklar başladı.O dönem Bulgaristan spordan sorumlu üst düzey yetkililerinden Hristo meranzov yıllar sonra bu tarihi vakayı şöyle anlatacaktı:
 

Bulgaristan'ın spordan sorumlu eski yetkililerinden Hristo Meranzov, Süleymanoğlu'nun nasıl Türkiye'ye verildiğini bir Bulgar gazetesine anlattı. Bulgaristan'ın çok satan gazetelerinden "24 Saat"e konuşan Meranzov, parayı almalarına kadarki süreci ve pazarlıkları “Artık olan olmuştu. Biz bu işten nasıl maddi bir menfaat elde edebiliriz diye düşünmeye başladık” sözleriyle anlattı. 

MİKTARI JİVKOV BELİRLEDİ 

Meranzov yaşananları Devlet Başkanı Todor Jivkov'a bizzat ilettiğini belirterek karşılığında ne yanıt aldığını söyledi: "Jivkov durumu kabul etti. 'İzin verelim ama Türkiye'den en az bir milyon dolar alalım. İyi pazarlık edin' diyerek paranın miktarını belirledi. Böylece sıkı bir pazarlığa başladık." 

Meranzov, sıkı pazarlığın detaylarını şöyle anlattı: "Pazarlığı 1,5 milyon dolardan açtık. Uzun tartışmalar sonunda 1 milyon 70 bin dolara anlaştık. Paranın banka havalesiyle hemen çıkarılmasını istedik. Türk tarafı banka havalesi yapılması durumunda işin belgeleneceğini, böylece medyanın eline büyük bir koz geçeceğini ileri sürerek parayı nakit olarak vereceklerini söyledi." 

OTURUP PARALARI SAYDIK 

Meranzov'un anlatımına göre, Türkiye "bavullar dolusu parayı" Kaptan Andreevo Gümrük kapısında teslim etti. Para, koruma eşliğinde Sofya'ya götürüldü: "Parayı Grand otele götürdük. Paranın sahte olma ihtimaline karşı da Dışişleri Bakanlığı'ndan bir uzman istedik. Hep beraber oturup parayı saymaya başladık. Paranın sayımı tam iki saat sürdü. Her şey tamamlanınca Naim'in izniyle ilgili belgeyi imzaladık ve Uluslararası Halter Federasyonu'na gönderdik. Böylece Naim, Seul Olimpiyatları'nda Türkiye adına podyuma çıktı ve rekor üzerine rekor kırdı." 

 

Turgut Özal devreye girdi 

Naim Süleymanoğlu 1986'da Bulgaristan'dan Türkiye'ye mülteci olarak gelmişti. Dönemin başbakanı Turgut Özal, Süleymanoğlu'nun Türkiye'ye gelmesinde bizzat devreye girmişti.

 

Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi (5 Şubat 2008)

 

Artık Naim spor da gururumuz olabilirdi.Genç , gelecek vaat eden , ümitvar olduğumuz bir sporcuydu o artık.Ve böylece bir efsane sporcu Avrupa'ya Türk kuvvetinin damgasını ta 1663 Uyvar zaferinden sonra tekrar en sabit mühürle vuruyordu.Time dergisi bile resmini manşetten veriyor altınada şu yazıyı yazıyordu:''Herkes kazanır Cep herkülü Türk'ün gücü Naim!''

 

1988 Seul 1992 Barcelona 1996 Atlanta onun halter tarihinin en büyüğü olduğunu kanıtlayan yarışmalar olacaktı.Kendi ağırlığının üç katından on beş kilo fazlasını kaldıran ilk ve tek halterci olan Naim süleymanoğlu incecik kolları,küçücük cüssesiyle inanılmaz kaldırdığı ağırlıklarla adeta ''TÜRK KADAR KUVVETLİ!'' atasözünü yeniden Avrupa'nın sözüm ona medeni yüzüne Türk şamarı olarak vuruyordu.

 

1992 Barcelona olimpiyatların da Naim yarışırken sunucu Merhum Hüseyin başarandı.Naim her kaldırış yaparken ''Hadi Naim'' ''Olacak Naim'' ''Oldu Naim'' sözleriyle hislerimize tercüman olan Hüseyin başaran abimizi de saygıyla anıyorum.Ve bize bu gururu yaşamamız da en büyük pay sahibi olan merhum Turgut özal'a rahmet diliyorum.

 

Evet Naim 1988'de oldu.1992'de oldu.1996'da oldu.Ya 2017'de !

 

Oldu mu Naim ? Oldu mu Naim ?

 

Selam ve dua ile

 

k.arslan gazioğlu

 

19 11 2017