şimdi,
bir akşam üzeridir gelişin,
akıp giden zamanın kuyruğuna takılan
yelkovan gibi dönüp durdukça
şimdi
bir yağmur tarlasıdır
gözlerin
rengidir denizin,
gökyüzünün şiirin
şimdi bir mazidir nefesin
tozlu bir resimde saklı duran
ve asla dokunup
raftaki yerini karıştırılmayan
şimdi bir ayrılıktır gelişin
günlerce süren bir seferden sonra
günlerce süren bir nefretten sonra
şimdi
bir sessizlik öptü içimi
durdum,
ve
ellerim uzadı yokuluğa
bin tanrı duasıyla
gittikçe uzaklaşan dağların kokusuyla
astım yüzümü süphan dağına...
buğday taneleri gibi dökülür
birer birer
saçların
yüzünü bastığın avuçlarıma
öpüp başıma koydum gözlerini
nimetten sayarcasına
bin tanrı adıyla
.....
.