
…Muhsin Yazıcıoğlu’nun Aziz Hatırasına…
Uzaktan geldi emir, geldi bir kutlu çağrı
Duyuldu acı haber, yandı milletin bağrı
Uçtu beyaz kelebek sonsuzluğun ardına
Kuştan hafif ruh bindi bir meleğin sırtına
Varlığa ‘vav’ olmadı, elif gibi dik durdu
O gün Keş Dağları’nda tipi, boran kudurdu
Keş Dağı’nın başında ateş dondu, kar yandı
Buz tutmuş hissiyatım seher vakti uyandı
Dağlar gelinlik giymiş, kan ağlamakta dere
Tabutunun kumaşı çekilmekte göndere
Dağların koyağında buz kesildi dilekler
Tabutunu sırtında taşımakta melekler
Giden şanlı yolcuya Keş Dağları ağlasın
Hüzne banılsın yürek, karaları bağlasın
Gözyaşları sel oldu, peşinden yurt ağladı
Alperen’in vedası yürekleri dağladı
Ey sonsuzluk yolcusu kefenin olsun karlar!...
İçimizde karakış, çok uzakta baharlar…
Ayı kıskandırırdı o bembeyaz gülüşün
Berzahın kapısını araladı ölüşün
Oldun beka yurdunda kefensizlere başbuğ
Çıktın uzun sefere, yüreklere diktin tuğ
Eğilmedin kullara, bükülmedin, dik durdun
Asık suratlı çağa şeref mührünü vurdun
Bir güvercin misali uçtun gittin göklere
Muhsin olan adını yazdırdın yüreklere
Dağda gonca gül soldu, maverada gül açtı
Fikir burcunda bayrak, o başımızda taçtı
Veren de O, alan da; bîçare kul neylesin?
Hakk yolun yolcusuna Allah rahmet eylesin
M. NİHAT MALKOÇ