"Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın." ( Stuart Mill)


 


   Bugün, kalem tutan eller, şarkı söyleyen diller, siyasete yön verenler, kısacası farklı kesimlerden kişiler kadının önemini ve sorunlarını dile getirecekler. Gözlemlerinin, yaşam tecrübelerinin, bilgi birikiminin ışığında kadını konuşacaklar ekranlarda.


   Her 8 Mart olduğu gibi gündem kadına odaklı olacak. Aslında kadınlar hep hayatımızdalar. Yaşama onlarla merhaba diyoruz. Onlarla emekliyor, onlarla yürüyoruz, koşuyoruz ve onların emekleriyle büyüyüp olgunlaşıyoruz. Bir kadının eli mutlaka değer hayatımıza. Her dönemde onun nefesi, sesi, elinin lezzeti ve fedakârca yerine getirdiği mesaisi şekil verir kişiliğimize, geleceğimize. Ne güzel demiş Şems-i Tebrizi: "Kadın; bilmeyene 'nefs', bilene 'nefes'tir." Kimi zaman eksik kimi zaman fazla. İdeal olmayabilir her şey kimi zaman. Ama evimizdeki harekettir, berekettir, kanaattir... Bazen bu güzellikleri yaşatmayabilir her kadın. O da eksik kalabilir, yanlışa düşebilir. Kusurları olabilir. Kötü örneklere de rastlıyoruz elbette. 


    Çoğu zaman, kadınlara çok özel anlamlar yüklenir. Böylece, kadınlardan beklenti de yükselir. Farklı kesimlerce, adeta bir ahlâk ve namus elbisesi biçilir onlara. Kadın çok iyi bir anne, eş, abla, kardeş olmalı(!) Hep şekil verilir kadına(!)  Aslında hayatımızdaki birçok şeye o şekil vermek için terlerken, biz onu baskı ve kısıtlamalarla terletmeye ve maalesef canını yakmaya başlarız. Ruhunu incitiriz. Belini bükeriz. Tebessümünü siler, çehresini soldururuz. Ama bilmeyiz ki kadının çehresi solunca hayatımızdaki renkler de solar. Kimi erkekler kadının sırtına yükledikleriyle onu ezerler, özgürlüğünü kısıtlarlar, yetmedi, canına kastederler. Kadının hayattaki rolünü öyle bir unuturlar ki canavarlaşırlar. Kadına şiddetin aktörleri olurlar. Neyseki kadın ruhundan anlayan, kadına saygısı olan ve kadınla el ele yürümeyi bilen; kadınla erkeğin bir elmanın iki yarısı olduğunu unutmayan beyefendiler de var.


  Şairler var, kadını sözcüklerin en özeliyle dizelere döken: "Hoşgeldin kadınım benim hoşgeldin/ yorulmuşsundur;/ nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını/ ne gül suyum ne gümüş leğenim var, / susamışsındır; / buzlu şerbetim yok ki..." ( Nazım Hikmet )


   Şairler var, kadının bükülen belini kararlı duruşlarıyla doğrultan. Fikir adamlığıyla gür sesli şairliğiyle kadının çilesini, kederini haykıran. Tıpkı Mehmet Akif gibi: "Elbet değil nasibi mezellet kadınlığın/ Elbet değil melekliğin ümmidi zulm ü şer/ Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer/ lakin bügün hep onlara ait yığın yığın/ endişeler, kederler, eziyyetler, iğneler!"


   Yine de umutluyum... Kadına şiddet manşetlerde yer bulsa da kadın haklarını, kadınların hayatımızdaki bambaşka yerini yılmadan konuşan, yazan güçlü kalemler var. Zihniyetin değişmesi yönünde toplumsal ve evrensel bir farkındalığa öncülük eden fikir ve siyaset önderlerleri var. Büyük önder Atatürk'ün bir sözünde dile getirdiği gibi: "Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır! Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım. "


   Her ne kadar, baskıyı, şiddeti, cinayetleri, vahşeti önlemeye, son vermeye yetmiyorsa da fikrini, emeğini, kadınlara adayan öncü insanlar, güçlü kalemler hepimiz için bir umut olmaya devam edecektir. Şunu da unutmayalım ki kadını yükseltecek olan yine kadınların azmidir, yüksek ruhudur. Kadının kararlılığı, zengin yüreği ve sağlam duruşudur. Azmidir, emeğidir...Kadın, Amine annemizdir; Zübeyde Hanım'dır; Nene Hatun'dur, Sabiha Gökçen'dir, Halide Edip Adıvar'dır; Rahibe Teresa, Maria Curie, İndira Gandhi'dir...Kadın dünyaya bambaşka bir soluktur.


   Kadının sesinin, fikrinin, ayak sesinin ve mücadeleci duruşunun önünü kesmek isteyenlere şu dizelerle seslenmek istiyorum:


    Kadın, evindeki sıcak nefestir,


    Masandaki aşkla pişen aştır,


    Işıldayan yuvadır,


    Kahrını çekendir,


    Sabrını, duasını,


    Alın terini, sevgisini


    Yuvasına ışık gibi tutandır.


    Ömrünü cömertçe adayandır.


    Kadın, emeğiyle hayata şekil verendir.


    Eşine, evladına, dünyaya yön verendir.


    Canına can katılandır.


    Canını dişine takandır.


    Kadın, canandır, anadır, bacıdır...


    Kadın, üretendir, ocağı tüttürendir.


    İnsanlığa hizmet edendir


    Hayata bambaşka bir soluk katandır.


    Kadın hayattır.


 


 


Not: Yazımı başta yanlışlıkla şiir bölümüne kaydetmişim. Değerli okurlarımızdan bu teknik hatamdan dolayı özür diliyorum. Güzel ülkemin ve dünyanın tüm kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Kadına şiddetin son bulması için gücümüzü birleştirebilmek dileğiyle!