AYAĞA SU DÖKME

Eskiden beri yola, sefere çıkanların,  askere gidenlerin arkasına çabuk dönüşü olsun niyetine su dökmek âdeti vardı. Bunun anlamı su kuruyana kadar geri dönesin demekti. Günümüzde de devam eden bu gelenek gurbete çıkanların tez zamanda geri gelmesi istenen yakınların, akrabaların, dostların, misafirlerin arkasına su dökmek şeklinde devam edebilmektedir.

 Eski devrilerde uzak yerlerden eve gelen misafirin ayağını yıkamak veya ayağına su dökmek âdeti vardı. Böylece eve gelen değerli bir misafire ne kadar değer verildiğini hürmet ve saygı gösterildiği belli edilmiş olurdu. Kadınlar da aynı gerekçe ile işten gelen veya uzak yoldan dönen kocalarının ayaklarını yıkardı.

 Abdest alanın büyüğün, misafirin ibriğini tutmak da buna bağlı geleneklerden biriydi.

Bu gelenekler divan şiirimize de yansımız, hem gerçek manasında hem de  ayağ- kadeh -anlamına gelecek mecaz ve tevriyeli manaları ile de kullanılmışlardır.

Hayli serv i kaddin kim dile gelmedi hayliden

Ayağına su dökmeli olupdur çeşme- i  pür nemden   Necati Bey

Selvi boylu  hayli zamandır  gönle gelmedi ( eve gelmedi- yanıma gelmedi -görmez olduk) Ayağına su dökmeli  yaşlı gözlerimden  ( çeşm ve çeşme arasında da tevriye yapılmıştır. Çeşm göz- çeşme pınar

Ayak mecazi olarak kadehe de denilirdi. ( bkz Ayak Kadeh Şiirlerde Ayak Çekmek)  Ayağa su dökmek âdeti şaraba gösterilen saygıyı ifade etmek amacıyla kadehe şarap veya rakı dökmek anlamlarına da gelecek şekilde kullanılmıştı.

Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş

Sakiler meclisten  çekmiş ayağı        Bayburtlu Zihni 

 

Meyi ayağda gördüm elde tuttum yüz verdim

Ne haramzade imiş başıma çıktı şimdi    ( la edri )