Ey yüreğinde merhamet pınarları çağlayan! Ey Kırım, Bursa, Çanakkale ve  Anadolu’nun perişanlığına ağlayan! Ey vicdanlı sineleri şiirleriyle dağlayan! Kur’an aşığı, Hak sevdalısı, millet sevdalısı büyük şair. Ey sessiz yaşadığı halde bütün cihana sesini duyuran bahtiyar.
 
“Eyvah! Beş on kâfirin imanına kandık/ Bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık.” diyordun. Söyle, biz nasıl uyanalım kendi cehennemimizdeki horul horul uykudan? Ne olur geri gel dünyamıza ve “Ey! Elleri böğründe şaşkın adam kalk!” diye sars bizi, uyandır. Senin, “Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan! / Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?”, diyen sesine,  “Uyan ey ehli vatan!” çağrına o kadar muhtacız ki...
 
“Müslümanlık nerde? Bizden geçmiş insanlık bile/ Âlem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile/ Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir/ Müslümanlık, bilmem ama galiba göklerdedir.” diye feryat ediyordun yıllar evvel. Yaşadığımız günleri görseydin feryadın arşa çıkardı…“Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan/ Hey sıkılmaz! Ağlamazsan bari gülmekten utan!” diyordun bize. Sözüne uyamadık ey koca şair! Ar damarlarımız çatladı. Başkalarının aşklarını yaşarken, kendimize ve yakınlarımızın acılarına bigane kaldık. Kardeşlerimizin akan kanlarını, yıkılan evlerini, sönen ocaklarını seyrettik bir film karesi gibi. Canlı yayında bombalar düşerken en sağlam kalelere biz tıkınmakla meşguldük, eğlence ve magazin programlarından arta kalan zamanlarımızda. Dediğin gibi “Hakiki Müslümanlık en büyük kahramanlık” oldu...
 
MÜCADELE ŞAİRİ
 
Seni kuru kuruya sevmenin bir anlam ifade etmediğini biliyoruz. Sen bir asır önce milletimizin başına gelen felaketler karşısında dertlere çözüm buluyordun, umut olup yüreklere doluyordun, nefreti kökünden yoluyor, zulme karşı kalkan oluyordun. Mehmetçik canı ve kanı pahasına savunurken vatanı sen de kaleminle koruyordun. Şimdi sıra bizde. Biz senin gibi olamayız ama bilesin ki yüreğimiz Akif’çe çırpınmaktadır...
 
Halkın bağrına bastığı şairin kim olduğunu seninle öğrendik. Çünkü sen bu halkın sesi soluğu oldun. Ömrünü bu milletin hürriyeti için mücadeleye adadın. Yunus’u ilahileri için seven, Süleyman Çelebi’yi Mevlid’inden dolayı hatırlayan, Mustafa Itrî‘yi tekbirlerle anan bu millet seni de “İstiklâl Marşı”yla bağrına bastı. “Çanakkale Şehitleri” ile birlikte anıldı adın. “Ordunun Duası” söylendi dillerde ve Akif sevgisi her geçen gün yeşerdi gönüllerde.
 
Haykırdın mı gökkubbe damar damar sarsılırdı. Kükredin mi yer yerinden oynardı. Kalemin yüreklere dokunduğu zaman yıldızlar ağlardı. Matemin denizlerin yüreğini dağlardı. Anneler çocuklarını cepheye senin “Cenk Şarkı”nla uğurlardı. Susuşun bile dağlar kadardı…
 
SÖZ VERİYORUZ EY AKİF !
 
“Atiyi karanlık  görerek azmi bırakmak…/ Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak/ Dünyada inanmam, hani görsem de gözümle/ İmanı olan kimse gebermez bu ölümle/ Ey dipdiri meyyit: İki el bir baş içindir/ Davransana… Eller de senin baş da senindir!... İş bitti, sebatın sonu yoktur deme, yılma, Ey millet-i merhume sakın ye’se kapılma!” sözlerin yalnız kulaklarımıza değil gönlümüze de küpedir. Bizim de lügatimizde umutsuzluğun “u” su yok, mutsuzluğa hiç mi hiç tahammülümüz yok. Gönlümüzdeki umut kuşu hep ötecek ve asla umudumuzu kesmeyeceğiz… “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol…/ Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.” mısraların düsturumuz olacak ve O Yüceler Yücesine dayanıp güveneceğiz…
 
Ey Koca şair! Ey kahraman Akif! Milletimizi içinde yüzdüğü buhrandan kurtarmak için  var gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz. Milletimiz bölünmeyecek! Vatanımız parçalanmayacak! Devletimiz yüce, Türkiye’miz muhteşem olacak! İdeallerine sahip çıkacağız. Onurla İstiklâl Marşımızı okuyacağız ve al bayrağımıza gözümüz gibi bakacağız Kabrinde rahat uyu! Ruhun şad olsun!..