Gazel
Âh kim dil-ber saña dil virmeyeydüm kâşki
Seng-dilmişsin seni ben sevmeyeydüm kâşki
Künc-i gamda geçdi ‘ömrüm ney gibi efgân idüp
Sen cefâ-kâre havâdar olmayaydum kâşki
Eşk-i çeşmüm itmedi teskîn firâkuñ âteşin
Nâr-ı hicrânuñla bâri yanmayaydum kâşki
Bendeñe rahm it didüm ü benden âzâd ol didi
Ey dirîgâ sabr ideydüm dimeyeydüm kâşki
Âh ü efgânum Figânî işidüp dil-ber didi
Ben şeh-i ‘âlî aña zulm itmeyeydüm kâşki (Karahan, 1966)
Günümüz Türkçesi
Dilber âh! Keşke sana gönül vermeseydim. Taş kalpliymişsin, keşke ben seni sevmeseydim.
Ömrüm gam köşesinde ney gibi inleyerek geçti. Keşke senin gibi eziyet eden birine âşık olmasaydım.
Gözyaşlarım ayrılığının ateşini söndürmedi. Bari ayrılığının ateşiyle keşke yanmasaydım.
Kölene merhamet et dedim; benden azat ol dedi. Eyvahlar olsun!
Keşke sabr etseydim de (bir şey) demeseydim.
Figânî! Sevgili âh ve feryadımı duyup “Ben yüce padişah keşke ona zulm etmeseydim” dedi.