Ağır ve çocuksu gülüşlerimiz vardı çoğu zaman
ve
kimi zaman yorgun
kimi zaman aşıktık
anarşist yazılı duvarlara resimler çizerdik
sevdanın da' sını ayrıştırarak
sonradan öğrendik
karedenizli arkadaşın şiveyle yazdığını
sev artık da deyişini hatırlayarak
akşam olunca toplanırdık
Nuri amcanın
kaçak sigara satan bakkalının önünde
ve şiirler okurdu kimimiz
kimimiz de zillere basıp kaçarak
Ağır yaralı sevdalar yaşanırdı
ismi konulmayan yasak aşıklar tarafından
ülkesine bağlı çocuklardık
her birimiz bir kürt kadar türk
ve bir türk kadar kürt vatanına aşıktık
Nazımı savunurdu kimimiz
kimimiz Necip fazılı
ama edebi bir dille yad ederdik
ayrımcılık yapmadan
Ekmek kuyruklarında yaşanan aşkları anlatırdı büyüklerimiz
ve hep başkasının aşkına şahitlik yaparak
kendisini uzak tutardı
kalem tutmayı bilmeyen ellere
gül tomurcukları bırakıldı
ve şiirler olurdu gülüşler
koca bir sokağı inleterek
Korkuyu bilmezdik
şafak vakti yapılan baskınlarda
tütün saran ellerin kelepçelenmesine şahit olurduk
ağlamayı bilirdik
utanmadan
utanacak bir şey değildi aslında
ama kimse görmesin diye geceyi beklerdik
yer yatağının içine kıvranıp yorganın ucuna silerek gözyaşlarımızı
ve sevmeyi henüz çocukken öğrendik büyüklerimizden
gayri meşru aşkları yaşayarak
ve henüz çocukken terkedilmeyi öğrendik
yaşadığımız coğrafyadan ayrılarak...
Mahsun Özkan