Bizi bir araya getiren, aynı duygular etrafında buluşturan yaşanmışlıklar vardır. Acı ve tatlı... Tabii en fazla da sevdiğimiz birini kaybettiğimizdeki buluşmalar ve duygu ortaklığı önemli. İz bırakan, yoğun bir anlam taşıyan bir buluşmadır. Acılarımız tazelenir. Kimi zaman da sevinçli, heyecan dolu anlarımız canlanır. Ancak nedense acılarda buluşmak hep daha başkadır. Daha derin, daha dokunaklıdır. Acının yüreklerde yarattığı ortaklık, empati duygusu hep bir başkadır. O yoğun duygularla birbirimize bakar ve anlamaya çalışırız birbirimizi. Acılar veya sevinçler tanıdık oldu mu başka bir kenetlenme duygusu yaratır. Başarılar, başarısızlıklar, mutlu veya kederli buluşmalar, hepsi biz insanlar için. Yaşama sevinci; kimi zaman küçük sevinçlerle, mutlu anlarla güçlenirken yaşadığımız zorluklar ve acılarla da gücünü kaybedecek gibi olabiliyor. Ancak insanoğlu, umutlarını, yaşama sevincini tazeleyecek, ayağa kaldıracak küçük mutluluklarla da yeniden tebessüm edebilir. Böylelikle hayata devam edebilecek gücü kendinde bulabilir. Acılarda buluşmak da bir dayanışma ve gücünü yeniden kazanma fırsatı sunar bizlere. Acımız bir olduğu gibi sevincimiz de bir olur kimi zaman. İşte, bütün bu aynı duygu etrafındaki buluşmalar, bize birlik ve beraberliğin ne kadar değerli olduğunu hatırlatır. Aynı duaya "amin" demek, aynı coşkuya heyecanla eşlik etmek, geleceğe aynı inanç ve umutla bakabilmek... Yaralarımızı birlikte iyileştirmenin bir yolunu bulmak ve birbirimizin sevinciyle sevinebilmek... "Hayat, bilinmezin içinde bir yolculuktur." sözünden yola çıkarak şunu belirtmek isterim. Hayat yolculuğunda kenetlenmeyi, birlik ve beraberlik içinde olmayı ihmal etmemeli ve birbirimizin yaşama sevincini, umudunu, inancını eksiltmemeliyiz. Acıyı da sevinci de aşı da paylaşalım. Büyük halk şairi ve mutasavvıf Yunus Emre'nin şu sözleriyle noktalamak istiyorum yazımı.
"Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz."