sıra : 9
Sayfa : 15

Karagöz Keklikler

bahtiyârlığımı.. 
bahtiyârlığın doruklarındaki sessizliği,
bir "insan" hallediverdi
gökyüzü bir silah sesiyle yırtıldı,
gürültü dağlarda yankılandı
ve bir av köpeğinin kulakları tırmalayan 
ardı arkası gelmeyen boğuk-boğuk çemkirmesi

panikle kaçıştı bu dağların karagöz keklikleri
su kıpırdadı hafiften, 
hareler engelledi birbirilerini
güneş yükseldi birden, 
bu can havliyle kanat çırpış, bozdu, tüm ahengi,

bozuldu o Kocadağın ibadet eden silueti, 
bir insan eli değdi de; yırtıldı
sanki o kutsal manzara cam kırılır gibi
dağıldı Kocadağın Karagöldeki tılsımı

bir huzursuzluk.. ki; taa içerimden, küçüldükçe küçüldüm.
ürktüm; 
Kocadağ'ın küçük Karagöl'deki tuz-buz siluetinden...
titredim, üşüdüm, utandım
yapayalnızdım..
çaresiz, zavallıydım..

huzursuz eden bir ürperti..
sızladı burnumun direği
içimi titretti.., 
içimi yaktı, bu dağların karagöz keklikleri
gönlümün eski güzellikleri..

ahenk, huzur bitmişti.. 
yandım karagöz kekliklere..
neden sonra aklıma geldi de
yürüdüm Kocadağın eteğinden köye
güneş gölge yaptı ayak izlerime,
gönlümden gelin ettim karasevdamı yaban ellere..
o günden beri gözlerimin önünde hep!.. 
Karagöl’ün o yırtılan resmi
!!!

Kocadağdan “kar kalkmazdı” yazları..
bir de o dağların Karagöz kekliklerinin
bir silah sesinden can havliyle kanat çırpışları
Kocadağdan kar.. 
gönlümden hüzün!!!
kalkmadı;

kalkmadı gitti..

DİPNOT
çemkirmek: yoğun şekilde, kısa aralıklı havlamak, mavvıklamak
(insan için) kendinden büyüklere karşı dil ile yapılan saygısızlık, kızgınlığını saygısızca, gereğinden fazla, sertçe dile getirmesi
can havli: can korkusu, ölüm korkusu ile kurtulma çabası